ANASAYFA
18 Mayıs 2022 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Nurhan IŞIKSEREN / Eleştirel Düşünce
Başkasının adına konuşmanın haysiyetsizliği (3)
Yayın Tarihi: 02 Eylül 2020 Çarşamba, 06:03
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Önceki bölümlerde CHP’nin başat meselesi gördüğümüz ‘vesayet altında yönetim’ ve bunun parti kimliğine ve işleyişine yansımaları üzerinde durduk.

 

CHP Umumi Başkanı’nın Cumhuriyet gazetesine verdiği o pek nitelikli röportaj üzerinden iddialarımızı gerekçelendirmeye çalıştık.

 

Röportaj, CHP’deki tabloyu doğru okumak/anlamak isteyenlere yol gösterici, Kemal Bey ve şürekâsının işlerine meftun kesimler için de ‘bebelere balondur’.

 

(Kısa bir reklam arası… ‘Kullanışlı gazeteciler’den Tuncay Özkan’a PM dışında kalmasına rağmen başdanışmanlık görevi veren Kemal Bey’in şu sözüne lütfen dikkat buyurun: “Tuncay Özkan sadece işini yapıyor.” Vallahi bravo, ayakta alkışlıyorum sizi Kemal Bey! Kendinizi öyle güzel ifşa ediyorsunuz ki tebrik etmemek elde değil.

Soru şudur: Tuncay Özkan’ın işi nedir hakikaten?

 

İstanbul İl Başkanlığı koltuğuna oturttuğunuz Canan Kaftancıoğlu’nun, Tuncay Özkan’ın PM’ye girmemesi için kulis yapmasını da doğru bulmadığınızı belirtmişsiniz röportajda.

E, sonra, hepsi bu kadar mı?

 

Bu ‘bebelere balon’ açıklamaların arkasındaki çıplak gerçek şudur: “Ey partililer, CHP seçmeni! Size layık gördüğüm bu magazin açıklamaları ağızınıza verilmiş bir çiklet olarak kabul edin ve oyalanın, beni yormayın...”

 

Evet, vesayet altında yönetilen CHP’nin Umumi Başkanı bilerek top yuvarlıyor.

Programlanmış yönetim tarzını/dilini beynine o kadar güzel nakşetmiş ki harikalar yaratıyor. 

 

İstediğini yanına alıyor, istediğini yanından uzaklaştırıyor, bazen terbiye edip tekrar yanına aldıkları da oluyor ve kervan işte böyle yürüyor…)    

 

Haklısınız, röportaj tam bir ‘cambaza bak’ operasyonudur. Bu partideki gerçek sorunlar cambazın marifetleri ile örtülmeye çalışılmıştır. Kemal Bey, partililer ve seçmenin beynine girerek mikserini çalıştırmıştır.

 

Bizim mütevazi çabalarımız ise mikserin fazla hasar yapmasını önlemek, partililer ve seçmen adına konuşan Umumi Başkanın icraatlarının doğru anlaşılması, perde arkasının bir nebze de olsa aydınlanması içindir. 

 

Nitekim analize tabi tuttuğumuz röportaj başka kalemlerin de ilgisine mazhar oldu ve eleştiri aldı.

 

Umumi Başkan algı operasyonunda kifayetsiz kaldığını çabuk kavramış olmalı ki bir başka ‘kullanışlı gazeteci’ Mustafa Balbay’ın köşesinde röportaja açıklık getirme ihtiyacı duymuş.

 

 

 

 

Örneğin, “Kılıçdaroğlu ile tarih, gündem, gelecek üzerine…”  başlıklı, ‘çanak içinde’ servis edilen yazıdaki “kantin solculuğu” açıklaması…

//Nadir Nadi’nin ‘gardırop Atatürkçülüğü tanımına benzer bir tanım olarak kullandım onu.

Bana göre solculuk halkın arasında olmak, ezilenlerin sorunlarını dile getirmektir… Bunu yapmıyorsan solcu olamazsın…//

 

Solculuğu böyle basmakalıp laflarla tanımlayıp “kantin solculuğu” üzerinden mikserlik yapma telâşı nereden icap etti Umumi Başkan? Belli ki sevimsiz bir telaş içindesiniz ve zevahiri kurtarma peşindesiniz.  

 

Halkın arasında CHP’den çok daha fazla, kılcal damarlar gibi dolaşan AKP’yi de ‘sol’ cenaha soktunuz ya pes doğrusu. Bence siz, mikserlik için de olsa böyle laflar etmeyin, kendinizi ve tahakküm altında tuttuğunuz CHP’yi daha fazla küçük düşürmeyin.

 

Bırakın sizin yerinize yanınıza verilen/aldığınız akademisyenler, uzmanlar, mühim şahsiyetler yapsın o işi. Onlar bozsunlar partililerinizin ezberlerini, küresel düzene uyumlu hale getirmek için oynasınlar CHP’nin kodlarıyla…

 

Fakat bilin ki, 2011’de başlayan bu proje çoktan afişe oldu ve ne yaparsanız yapın hesaplı röportajlarınız da size yardımcı olamıyor artık...

 

CHP’nin 37’nci olağan kurultayının belgesi olan “Cumhuriyetin İkinci Yüzyılına Çağrı” manifestosu, Muharrem İnce’nin çıkışı nedeniyle gölgelendi, kamuoyunda daha geniş yer bulmadı/tartışılmadı diye de üzülmeyin, bizi de üzmeyin lütfen.

 

Nitekim Muharrem İnce’nin çıkışı bu kadar etkili olduysa çıkaracağınız dersler var demektir; gazete köşelerinde hayıflanmayın, çok ayıp oluyor zira…      

 

Ayrıca, Türkiye için önerdiklerinizi önce CHP’de gerçekleştireceksiniz Umumi Başkan.

Partinizde katılımcı, çoğulcu demokrasi temelinde bir yönetimi, örgüt işleyişini ne zaman hayata geçireceksiniz?

2011 yılında verdiğiniz sözleri ne çabuk unuttunuz, yoksa hepsi manevra gereği miydi?      

 

Evet, inandırıcı bulunmadığınızı, güven vermediğinizi kabul edin;

seçmenin size rağmen CHP’ye oy verdiğini görmezden gelmeyin, gerçeklerle yüzleşin artık. 

 

AKP seçmeninden oy almanın gerekliliği üzerinden yürüyen projelerinizin neden başarılı olmadığının, halen %22-25 bandında gezinmenizin nedenleri üzerinde durun; akıl küpü kurmaylarınızla enine boyuna tartışın bu konuyu ve aydınlatın kamuoyunu...

 

Ve…

 

Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin döktüğünüz incilerin kamuoyunda iyi anlaşılmamasına da şaşırmayın. Kendinizi anlaşılır ifade edin diyeceğim ama anlamsızdır; çünkü hesaplı röportajlar, algı operasyonları risklidir Kemal Bey.

 

“Beni en iyi Orhan Bursalı anladı” demişsiniz Balbay’a; bu da güzel bir teselli armağanı işte daha ne olsun…

 

Son istirhamımız şudur: Balbay’a içinizi dökerken “tarihsel derinlik içinde” ele aldığınız Aydınlanma tezlerinizden Anadolu Aydınlanması, Atatürk Aydınlanması üzerine bina edeceğiniz üçüncü aydınlanma teziniz yani cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırma hedefiniz için önce partinizi nasıl yönettiğinize iyi bakın ve kamuoyunu inandırıcılıktan yoksun, göstermelik hedeflerle meşgul etmeyin.

 

Atatürk Aydınlanmasının değerleri erozyona uğrarken seyirci kaldığınızı, sözde muhalefetiniz nedeniyle ülkenin demokrasiden nasıl uzaklaştığını göz önünde bulundurun ve seçmenin nabzına şerbet açıklamalarla durumu kurtarmaktan vazgeçin.

Siyasette utanma duygusunu kaybetmemek gerektiğini aklınızda tutun lütfen.  

 

Ve biliniz ki, eğer bu ülkeye kurum ve kurallarıyla günün birinde demokrasi gelecekse bu size rağmen olacak Umumi Başkan!

 

Şimdi…

 

Birinci bölümde belirttiğimiz gibi, Muharrem İnce’nin teşebbüsü “Memleket Hareketi” hakkında söyleyeceklerimize gelelim…

 

Muharrem İnce’nin çıkışı sebebiyle öne çıkan cumhurbaşkanlığı seçim gecesine dair temcit pilâvı sıcaklığındaki muhabbetlere hiç girmeyelim. Çünkü magazin nitelikli ve konunun özünü saptırmaya dönük  ‘boş laflar’ kasıtlı önümüze sürülmektedir.

 

Muharrem İnce, Umumi Başkan ve şürekâsı için bir sapmadır. Fayda- maliyet analizi yapılarak sahaya sürülen bir eleman gözüyle bakılır ona.

 

İnce’nin çıkışı, hiç kuşku yok ki, proje müellifleri ve taşeronları paniğe sürüklemiştir.

İnce’nin açıklamasından hemen sonra, aynı gün içinde genel merkezden gelen kamuoyu bilgilendirmesi de bunun işaretidir.

 

Sadece o kadar mı?

 

CHP’deki statükonun yılmaz savunucusu bazı gazeteci ve köşe yazarlarının canhıraş topa girmesi unutulacak gibi değildir. Ağız birliği etmişçesine hepsi aynı türküyü çığırmışlardır…

 

Aman şimdi zamanı değil, bu çıkış AKP’ye yarar, İnce çok yanlış yapıyor türünden serzenişler, esasında bu partideki siyaset/toplum mühendisliğine dayalı köklü yönetim tarzını ifşa etmektedir.

 

Akabinde, durumdan vazife çıkararak akil adam (ne demekse) rolünde devreye giren Hikmet Çetin ve Murat Karayalçın da İnce’yi yolundan çevirmek için arabuluculuğa soyundular ve epey merak uyandırdılar, ilgi de gördüler!

 

Kimse kusura bakmasın, boşuna değildir iddiamız: CHP vesayet altındadır ve halkın partisi sıfatı sadece sözdedir.

 

Üstelik bir hizip başı Murat Karayalçın ve hizipleri birleştirmek için (aslında statükoyu korumak için) ağabey rolünde zaman zaman devreye giren Hikmet Çetin, bu partinin demokratikleşememe sorununun önde giden müsebbiblerindendir.

 

SHP’nin CHP ile 1995 yılında birleşmesinin baş mühendislerinden Karayalçın’ın, 2001 yılında Baykal’ın CHP’de tek adamlığını ilan etmesinden sonra pişmanlıkla ikinci SHP’yi kurması ve onu da yol arkadaşlarının sırtına yükleyerek tekrar CHP’ye geçmesi, İstanbul İl Başkanlığı görevine atanarak CHP’ye önemli katkılar vermesinden hemen sonra İş Bankası Yönetim Kurulu koltuğu ile ödüllendirilmesi, akil adam sıfatının içini dolduran nitelikler olsa gerek.

 

Hakeza, “Bir tuğla çekersem duvar yıkılır ama yapmam” diyen Mehmet Ağar’ı cezaevinde ziyaret eden, derin bilgi sahibi Hikmet Çetin akil adam olmayacak da kim olacak, değil mi?

 

Evet, İnce’nin liderliğindeki Memleket Hareketi’ni sorgulamak isteyenler için, buraya kadar yazdıklarımız rehber olabilir kanaatindeyiz.

 

Elbette Bektaşi’nin tatmadığı şaraba öncekinden daha iyi demesi gibi bir karşılaştırma önermiyoruz. Hareket’in iddiasını, çerçevesini ince eleyip sık dokumak şart.

 

Hemen belirtelim; Memleket Hareketi’nin etkili olması, sürecin kimlikli ve dürüst yönetilmesine bağlıdır.

 

Hareket katılıma açık olmalı, oligarşik bir yapıya dönüşmemelidir.     

 

Sahicilik/inandırıcılık/tutarlılık/siyasi ahlâk, halkın güvenini kazanmak için gerek şartlardandır.

 

Dünya görüşü/ideoloji, savunulan değerler anlaşılır olmalı; popülizmde kantarın topuzu kaçmamalıdır. 

 

Ülkede siyasetin demokratikleşmesi, lider oligarşisine ve egemenlerin siyasi partiler üzerindeki nüfuzuna set çekilmesinden geçmektedir.

 

Bunun için de özgür/dürüst siyasiler ve yurttaşların ortaya koyacağı irade/dinamik ve katılım önemlidir. Memleket Hareketi bu yönde bir örgütlenmeyi başarır ve iç dinamikleri iyi yönetilen bir Türkiye için ayağa kaldırırsa, partileşme yoluna sağlam bir zeminde girecektir.       

 

İlk sınav, 4 Eylül’de...

 

İzleyip göreceğiz…

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Aramızdan ayrılanlar
Belediye çalışanı Burak Göktaş vefat etti
Elveda Rumeli!
Pilav bahane, buluşmak şahane!
‘Ediwood içimde ukde!’
'Fahri Hemşehri'ye veda yemeği
Edirne Lisesi 165 yaşında
Oltalar ödül için yarıştı!
EDOSK'tan tarihi gezi
EDİRNE ve BİSİKLET -8-
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke