ANASAYFA
26 Ekim 2020 Pazartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Nurhan IŞIKSEREN / Eleştirel Düşünce
Gerçeği görmek…
Yayın Tarihi: 14 Ekim 2020 Çarşamba, 06:31
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Son günlerde açıklanan anketler CHP oligarklarını rahatsız etmiş olmalı ki Erdoğan Toprak vasıtasıyla “yok öyle değil böyle” türünden ‘ortaya karışık’ bir açıklama geldi…

 

CHP Umumi Başkanı Kemal Bey’in yanında tuttuğu ‘ayrıcalıklı’ beyefendinin söylediklerini ciddiye alacak değiliz ama bu komik açıklamanın yüzümüzde bıraktığı tebessüme teşekkür etme nezaketini de ıskalamayalım tabii… 

 

Efendim, muhabbetin kaynağı: Orhan Bursalı’nın // ‘Millet İttifakı’ iyi de daha önemlisi var: Önce CHP’nin gücü!// başlıklı yazısı (12 Ekim 2020)…

 

 //Kılıçdaroğlu’nun Millet İttifakı’na verdiği önemi biliyoruz. Aslında buna hiç itiraz yok. Doğru bir stratejidir ve yerel seçim sonuçları bu strateji sayesinde CHP’ye belediye seçimlerinde kazandırdı. HDP’lilerin gönüllü desteği olmasaydı, başarıya ulaşması zordu CHP’nin. 2023 Haziran seçimleri bu bakımdan ittifak açısından tayin edici. Çünkü şimdiki haliyle CHP’nin tek başına bir başarı kazanması, ufukta gözükmüyor. Şüphesiz diğer “ittifak partileri”nin de... İttifak hepsi için bir var oluş şemsiyesi. Bu nedenle iktidar bu şemsiyeyi kırmaya çalışıyor.

 

Buraya kadar tamam. Kılıçdaroğlu Babacan ile de Davutoğlu ile de görüşebilir yakın gelecek için. Bu iki parti liderinin geçmişte AKP’nin temel politikalarında önemli görevler almış olması, şimdiki politikalar açısından önemini yitirir. Burada önemli olan geleceğe bakarak siyaset oluşturmaktır.//

 

Buraya kadar, bizim için de tamam yani anlaşılır…

 

Şimdi, “peki ama...” diyerek devam eden Bursalı’nın saptamalarına verelim dikkatimizi…

 

//Çok temel bir sorun var, millet ittifakı için bu çabayı CHP Merkezi, kendi partisinin inşası, gelişmesi ve halk desteğini alması için yeterince harcıyor mu?

 

Dünkü yazımda 19 ankette CHP’nin başarılı bir gelişimini göremediğimizi yazmıştım. CHP neden güçlenemiyor?

 

Millet İttifakı’nın büyük bir çekici güce, lokomotife ihtiyacı var.

 

Bugünkü durumda bu güç CHP, ama dinamizmi ve büyük potansiyeli çok eksik. Dolayısıyla Millet İttifakı da zayıf kalıyor.

 

Bir okur “Hocam sıçramayı bırakın kıpraşmıyor bile, iktidarın kendi kendisine bitmesini bekliyor” diyor. Genel kanaat bu. Dolayısıyla, CHP’yi güçlendirecek ve büyütecek motor kendi kendini idare edebilecek bir güçte çalışıyor.

 

Demem o ki kendi gücüne dayanacaksın, önce onu inşa edeceksin, her şeyden önce…

 

CHP ve CHP’lilerin gücü

 

CHP dağınık bir parti. CHP merkezin bir politikası ve bu politikanın, büyütemeyen bir gücü var.

 

Bir de tabanda yaygın CHP’liler, güçlü küçük odaklar, oy verenler var. Bu odaklarda çok önemli “toplum önderleri”, etkin isimler bulunuyor. Anadolu çapında yaygın. Ve çevrelerini de etkiliyorlar.

 

Çok daha önemlisi, partide görev almış yetkin, deneyimli ve sol- sosyalist çok önemli isimler de devre dışı.

 

Bunların hemen hepsi CHP’yi eleştiriyor.

 

WhatsApp ağları, grupları binlerce! Facebook gibi diğer sosyal medya ağlarında gruplaşmalar çok yoğun. Bunları görüyoruz.

 

Eleştiri, öneri, görüş çok sayıda.

 

Ve tabanda büyük bir güç var. Ama “avara kasnak”. Fakat bunlar yine seçimlerde CHP’ye oy verirler diyen varsa, büyük bir yanılgı içinde olabilirler.

 

Bağlar sıfır.

 

Merkez, bu odakların büyük güçlerin enerjisini kullanmaktan aciz.

(…)

 

Yanınızdaki yönetiminizdeki üç - beş kişiyle bunu yapamazsınız. Ne seçim kazanırsınız ne ittifak politikasıyla başarıyı garanti edebilirsiniz.

 

Koşullar hızla değişiyor ve değişecek. Yarının bir garantisi yok. Ama kendi gücünüzün bir garantisi var.

 

Mesela ilk yerel seçimlerde her şeyi kaybedebilirsiniz!//

 

Bursalı’nın saptamaları apaçık gösteriyor CHP’nin yönetiliş şeklindeki arızaları, değil mi değerli okur?

 

Ve biliyoruz ki Orhan Bursalı  CHP’yi gözü gibi sakınan, CHP’deki bozuk düzeni bilmesine rağmen kollayıcı üsluba ağırlık veren bir köşe yazarıdır.

O da artık gerçekleri köşesine taşımayı görev addediyor demek.

 

Yazı Kemal ve Bey ve şürekasını rahatsız etmiş olmalı ki, yukarıda belirttiğimiz nafile açıklama gelivermiş hemen…

 

Bursalı, onu da aktarmış köşesine (Şimşekleri üzerine çeken adam neler söyledi? 13 Ekim 2020)…

 

//Erdoğan Toprak, Millet İttifakı oyunun yüzde 57’yi bulduğunu açıklayarak anketçilere yanıt verdi (tabii bana da). CHP yönetimi ile hiç polemiğe girmem. Toprak, yüzde 61’i bulduk dese bile. Cumhur İttifakı’nın oyununun yüzde 43 olmasının, Millet İttifakı’nı otomatik olarak yüzde 57 yapmadığını da bilmek gerekir. Politikacılar her şeyi diyebilir... Bizim ise zerre öyle lüksümüz yok. Hele adı “Bilim ve Siyaset” olan bu köşenin! Amacımız nesnel gerçeğe yaklaşmak... Önerilerde bulunmak. Ülke için iyisini aramak. Gerisi parti ve seçmenlerin işi.//

 

Toprak’ın açıklamasından elbette Kemal Bey ve şürekâsı da sorumludur.

 

O kadar robotlaşmışlar, gözlerini parti içi iktidar yani atandıkları koltuklara/görevlere bağlılıkları icabı top çevirmek iliklerine öyle işlemiş ki sabun köpüğü gerekçelere sığınmaktan öte geçemiyorlar.

 

Neymiş efendim, oylar aslında şu mertebedeymiş bu mertebedeymiş, sorun yokmuş, algı operasyonu yapılıyormuş, falanmış, filanmış…

 

Bursalı’nın köşesinde yazdıklarını ciddiye alma ihtiyacı dahi duymadan sergilenen bu pişkinlik hiç kuşku yok ki CHP’nin yönetiliş şeklinin aynasıdır.

 

Bu aynanın yansıttıklarını farklı gören hatta gözleri kamaşanlar da yok değil…

 

Mesela Murat Sabuncu’nun “Kemal Kılıçdaroğlu’nu beğenmemenin dayanılmaz hafifliği”  başlıklı yazısındaki değerlendirmeler (T24, 8 Ekim 2020)...

 

//… Uzunca bir süredir Türkiye'nin görüşlerine saygı duyulan kesimlerinde bir cümle dolaşıyor: Kemal Kılıçdaroğlu CHP'de başarılı olamadı. Ana muhalefet lideri olarak umut vermiyor. Kılıçdaroğlu'nu beğenmiyorum…

 

Eleştirmek, beğenmemek, daha fazlasını beklemek herkesin doğal hakkı. Bu haklara sonuna kadar saygı duyarak Kılıçdaroğlu ile ilgili birkaç noktanın altını çizmek istiyorum.

 

- Adalet Yürüyüşü: Darbe girişimi sonrası her geçen gün özgürlükler anlamında daha da boğucu hâle gelen Türkiye'de yapılan en etkili - kapsamlı, kitleleri harekete geçiren eylem hangisi idi diye sorarsanız benim aklıma "Adalet Yürüyüşü" geliyor. (…)

 

- Tüm partilerle konuşabilen isim: Kılıçdaroğlu'nun önemli bir özelliği partinin tarihinde zaman zaman uzak kaldığı - yabancılaştığı kişi - gruplarla görüşmesi, kimi haklı önyargıları yıkması oldu. Muhafazakâr kesim dahil kurduğu ilişkiler CHP'nin daha geniş topluluklarca dikkate alınması, dinlenmesi şansını doğurdu. (…)

 

- Erdoğan seçim kaybetmez mitini yıktı: Kılıçdaroğlu 31 Mart seçimlerinde "memleket meselelerini konuşma kabiliyeti" ile muhalefeti bir araya getirdi ve büyükşehirlerde önemli bir zafer kazandırdı. (…)

 

- Ekibine sahip çıktı, muhalif olanları da yeniden kazanmaya çalıştı: İstanbul başarısında İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun alanda oluşunun da İyi Parti'nin çabalarının da HDP'nin duruşunun da önemli katkısı oldu. Tabii Ekrem İmamoğlu'nun kişisel karizması ve halkla ilişkisi de... Süreçte önde durmadı, kimseden rol çalmadı, ama arka planda tüm koordinasyonu sağladı. (…)

 

- Kürt sorununu çözerse Erdoğan çözer ezberi bozulabilir: (…) Kılıçdaroğlu sorunu; şeffaf, Meclis çatısı altında, geniş bir katılımla çözülmesi gerektiğini düşünüyor. Sık sık Kürt siyasetçilerle, sivil toplum örgütleriyle buluşuyor. Yeni bir rapor, yeni bir söylem çerçevesi için çalışılıyor. (…)

 

 

- Demirtaş'ı tutukluluğunu sorguluyor, HDP ile yakın çalışıyor:

Selahattin Demirtaş'ın AİHM kararına rağmen cezaevinde tutuluyor olmasını sık sık gündeme getirip eleştiriyor. HDP'ye uygulanan yargı ayaklı baskıya karşı sesini çıkartıyor. (…)

 

- Özeleştiri yapıyor: "Bizim, bir kabahatimiz oldu, CHP'nin, onu da söyleyeyim rahatlıkla. Öz eleştiriyse, öz eleştiri. Biz, bir başörtüsü meselesini Türkiye'nin bir numaralı sorunu haline getirdik. Oysa kadının kılık kıyafeti bizi hiç ilgilendirmez. Bizi ne ilgilendirir? O kadının mutfağında, evinde huzur var mı, çocuğunun işi gücü var mı, kız çocuğu üniversiteye gidiyor mu?" (…)

 

- Öneri getiriyor: Muhalefet olarak sadece eleştiren pozisyonda durmuyor. Öneri getiriyor. Pandemi sonrası tüm dünyada tartışılan yeni devletçilik anlayışıyla ilgili siyaset dünyasında en derli toplu perspektif ondan geldi. Eğitimde de ekonomide de maddeler halinde çözüm şıkları sundu. (…)

 

- Ailesi ve kendisinin mütevazı bir yaşantısı var: Evlatları ne medyada ne sosyal hayatta öne çıktı. Oğlu her sıradan vatandaş gibi askerliğini normal yoldan yaptı. Parasını verip bedelli de yapabilirdi. Eşi Selvi Kılıçdaroğlu az ama etkili konularda (Başak Demirtaş ile dayanışma) ya da Ankara'dan İstanbul'a yürürken kameralar önünde durdu. Bugüne kadar Kılıçdaroğlu ailesine kimlik, inanç her konuda ağır saldırılarda bulunuldu, bunların hemen hiçbirine karşılık vermedi. Aile hakkında başta para konusu herhangi bir ithamda bulunulamadı.//

 

Milan Kundera’nın “Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği” romanının başlığı, Sabuncu’nun Kemal Kılıçdaroğlu’na farklı yaklaşan yazısına esin kaynağı olmuş.

 

1982 yılında basılan romanın siyasi otoriteyi eleştiren, 1968 öncesi Prag Baharı ve Sovyetler Birliği’nin Çekoslovakya üzerindeki tahakkümünü ve bunun sosyal yaşama yansımalarını konu eden içeriğinden yola çıkarak biz de şunu söyleyelim: CHP’deki tek adam yönetimi, merkeziyetçi yapı, siyaset mühendisliğine dayalı parti yönetimi ortadayken Kemal Bey güzellemeleri naif kalıyor.

 

Sabuncu’nun, Kılıçdaroğlu’na dair öne çıkardığı karelerin parti içi dinamikleri yansıtan bir film olmadığını bilmemesi de mümkün değil…

 

Ha, evet,  rolünü iyi oynadığı söylenebilir tabii ama hepsi o kadar…

 

Orhan Bursalı’nın gerçekleri köşesine vurucu şekilde taşıması zaman aldı.

 

Murat Sabuncu’nun zamana ihtiyacı var.      

 

 

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
TMO EDİRNE MERKEZ ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ
Nöbetçi Eczaneler
‘Yapılandırma esnafı kesmez’
Alt yapıda büyük heyecan
Elektrik kesintisi
‘Sosyal medya bataklık!’
‘Girdiler durmuyor’
Yörükler'in acı günü
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Boyasız Göçük Düzeltme

Dış Cephe Kaplama