ANASAYFA
03 Aralık 2020 Perşembe
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Özdemir AKBAL / Dünyanın Penceresinden
Real Realizmin En Realistik Halinde Düşünce Uçuşmaları
Yayın Tarihi: 20 Kasım 2020 Cuma, 06:09
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Başlığı böyle attım ki acayip havalı ve bilimsel hatta felsefi görünsün de benim de havam olsun…

Artık yavaş yavaş ABD’nin yeni başkanının Joe Biden olduğu ve seçim sonrası çıkan olaylarla bölünmeyeceği sanırım anlaşılmaya başlandı sosyal medya uzmanları ve sosyal medya kullanıcısının onayına susamış akademikler tarafından.

Hoş böyle bir beklentiye girmek nasıl bir yaklaşımdı o da ayrı bir mesele ya… Her neyse… Sonra bu ifadelere istinaden soğuk kelime şakaları yapınca gayrı ciddi olunuyor. Yahu burada gayrı ciddi durum bir devletin bölünmesinin seçim gösterilerinden gerçekleşeceğini beklemekti, bunu dile getirmekti ama kime anlatıyorum ki?

Şimdi gelelim yeni favorimiz olan Biden ile her şey değişeceklere… Realist perspektifin on yüz milyon çeşidi olduğunu zanneden ve her yeni makaleyi bir teori yaratımı zanneden kafa için Neo-klasik Realizm diye bir şey var… Genel bir tanımla lider ve lider çevresinin devletin dış politika yapım sürecinde özniteliklere dayanarak politika üretimini yönlendirdiği ve etkilediği önermesini ileri sürüyorlar.

Bu Neo-Klasik Realistlerin içine koydukları halen hayattaki akademisyenlerden biri de Randall Schweller; Bandwagoning for Profit yani çıkar için ardına takılma diye Türkçe’ye çevrilebilecek bir makale yazdı sene 1994… Her ne kadar içinde pek çok anakroni ve kendini doğrulayan indirgemeci bir yaklaşımın izleri bulunsa da bu makalede çıkar için devletlerin birbirinin ardına takılacağına dair bir analiz yapılıyordu. Peki bunu hangi devlet kimin ardına takılarak yapar ve buradaki çıkar ne anlama gelmektedir? İşte bu sorular Schweller’ın çalışmasında 17. Yüzyılın ikinci yarısından başlayarak makalenin yazıldığı 1994 yılına kadar hayli geniş bir ölçekte (anakroni tam da burada oluyor zira II. Dünya Savaşı sonrası dönem güç ilişkisi ile bunun üç yüz yıl öncesi dönem birbirinin ardılı değildir) açıklanmış… Ardından 1998’de Gideon Rose çıktı sahneye ve oyunun adını koydu: Neo-Klasik Realizm.Böylece arka sokaklar ekibi ve Rıza Babanın bitmez tükenmez maceraları gibi uluslararası siyaset alanında da sırf teoricilerin maceraları yeni bir renk kazandı…

İyi de hangi devletin ardına hangi devlet neden takılırdı? Uluslararası politika çalışması bir çeşit trencilik oynamak mıydı? Bu soru bir kenarda cevapsız bir şekilde duruversin;Neo-Klasik Realistler yeri geldiğinde Avrupa’daki 30 yıl savaşlarından yeri geldiğinde II. Dünya Savaşından cımbızla çektikleri olayları birleştirip herhangi bir devletler arası ilişki ve onun faktörlerini incelemeden kendini tanımlama ve doğrulama yarışına giriştiler…

İyi de Kenneth N. Waltz tam da burada indirgemeci ve sistemik teori ayrımı üzerinden indirgemeci teorinin tümevarımcı yapısı dolayısıyla sorunlu olduğunu anlatmıyor muydu? Ama olsundu yeni olan her şey güzeldi ve bunlar da yeniydi. Hatta belirtelim; bu akıma katılan şahısların yazıları 2020, 2019 model falan… Mesela Kenneth N. Waltz yahut ne bileyim Hans J. Morgenthau’nun hiç 2020, 2019 model yazısı var mı? Yok! Bu adamlar öldükleri için bu tarihlerde yazamamış olabilirler ama bu da onların sorunu. Waltz ve Morgenthau eski derken Tukididis’i alıp örnek olay diye incelemek ise paha biçilemez…

Neticede mesele bir makalenin üzerindeki tarihin günümüze yakın olmasıdır. Ama makalenin içinde 17. Yüzyıl ile II. Dünya Savaşı dönemi olayları birleştirilerek örneklendirilebilir, olsun. Tarih önemli, 2020 mi değil mi?

Sonuçta Realist perspektif, makale yazarını şeyh uçmaz mürit uçurur misali ittirip ikide birde yeni isim takanlardan çektiği kadar kimse kimseden çekmedi. “Sırf” teori çalışmak da bulduğunuz bütün devletleri işinize geldiği şekilde yazınızın içinde sıralamak değil elbette… Metot önemli ama Amerikalı olmak ondan da önemli… (“American ID beats the method”; bu cümle ile de AyArcıların hatırını bırakmayıp kendilerini andım.)

**

Geçen günlerde bir alışveriş sırasında kasadaki beyefendi ismimi sordu fatura için; söylediğimde “Sizi bir yerden tanıyorum sanki” dedi. İsmim tanıdık gelmiş, “Oradan mı, buradan mı?” diye konuşurken bunun sadece bir çağrışım olma ihtimalinin yüksek olduğunu söyleyip ancak “Bir çılgınlık edip yerel gazetede uluslararası politika yazıyorum. Belki orada görmüşsünüzdür adımı” dedim… Gülüştük…

Bir çılgınlık demişken; sahi bir gün bir çılgınlık edip “Realizm tektir” desem, alay edip güler misin? Yoksa sen de “Evet” der misin?

Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları…

           

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Aramızdan ayrılanlar
Eczacı Atılgan korona kurbanı
Kural tanımayana 216 bin lira ceza
‘Engel neymiş gördünüz!’
İki caddeye kişi sınırlaması
Masterchef'te 'Tava Ciğer' ödülü
Eğitimci babanın çağrısı
ERDİNÇ NİŞ 40 YILDIR EDİRNESPOR'DA
Şallı gazeteci gibi
Öğrenciye 'emniyetli' servis
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Boyasız Göçük Düzeltme

Dış Cephe Kaplama