ANASAYFA
26 Ocak 2021 Salı
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Özdemir AKBAL / Dünyanın Penceresinden
Amerika’da Demokrasi (var mı?)
Yayın Tarihi: 08 Ocak 2021 Cuma, 05:54
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Siyaset bilimi alanında önemli yapıtlardan biridir; Amerika’da Demokrasi başlıklı iki ciltlik eser… Alexis de Tocqville tarafından, 1830’dan itibaren, Fransa’dan gönderildiği Amerika’da yaptığı gözlemler neticesinde yazılmış ve 1835 yılında ilk kez yayımlanmıştır. Bugün halen demokrasinin eşitlik ve temsil edilebilirlik ölçütleri açısından biz siyaset bilimi talebeleri için kullanışlı bir eserdir.

Genel olarak de Tocqville’in tezi Amerika’da bir eşitlik söz konusu olduğu ve monarşik yapılar bulunmadığı için demokratik yapıya uygun bir yönetim şekline sahip olduğudur. Elbette de Tocqville’in bir Fransız olduğu ve 1789 Fransız ihtilali sonrası 1830’lara kadar geçen süreçte cumhuriyete verilen numaralar, devrimler ve karşı devrimler süreci dikkate alındığında asıl mesajın Fransa’ya verildiğini söylemek de yerinde olacaktır.

Yani mesele; ABD’deki kölelik yapısını -ki bu durum kölenin güneyde ücretsiz tarım işçisi mi yoksa kuzeyde çok ucuz sanayi çalışanı mı olduğuna dair 1861-65 yılları arasında sürecek savaşı- görmezden gelerek Fransa’daki monarşi yanlılarına dönük olarak yazılan bir eser…

İşte bu söylemle başlayan, allanıp pullanıp genişletilen bir Amerika’da demokrasi şeyi var… Şey diyorum zira bunun aslında nasıl tanımlanacağını ben de bilemiyorum. Sanki birileri ellerine kocaman bir çuval alıyor ve ABD’de demokrasi olduğu ve bu demokrasinin en güzel demokrasi olduğu iddiasını ortaya koyabilmek için herhangi bir tartışma zemini olmadan kendilerince en güzel örnekleri bu çuvala doldurup, Ebu Gureyb hapisanesinde tutukluların başına çuval geçirip elektrik şoku verilen sahneleri de unutuveriyorlar…

ABD’de bilinen Batılı Liberal anlamda ve siyaset felsefesinden pratik uygulamalara ciltlerce eser yazılmış demokrasi kavramından kısmen bahsedebilmek için 1970’li yılların gelmesini beklemek gerekecekti. O da kısmen…

ABD kölelik düzeninin geliştirdiği tarım-sermaye toplumunun 1860 itibarı ile endüstri-sermaye toplumuna dönüşümünün sancılarını 1861-65 yılları arasında iç savaşla yaşarken köleler için olan şey ise sadece tarım işçiliğinden şehirde sanayi işçiliğine dönüşüm olmuştu. Köleliği kaldıran ve onların bir şekilde ucuz sanayi işçisi haline dönüşmesini sağlayan Abraham Lincoln önemli köle sahiplerinden biriydi…

Abraham Lincoln demişken meşhur demokrasi tanımını koyalım şuraya “halk tarafından, halk için…” ne güzel cümle… Bunu ne zaman söylüyor? Aslında cümlenin tamamı şöyle, Lincoln iç savaş sonrası hayatını kaybeden Kuzey Ordusu askerlerine hitaben; onlar hayatlarını halkın, halk tarafından halk için yönetiminin yeryüzünden silinmemesi için feda ettiler diyor. Bu konuşma Amerikan tarihine 1863 yılında Gettysburg Savaşı sonrası aynı bölgede yapılan mezarlığın açılışından… Eh şimdi Amerikan demokrasisi mezarlıktan yükselmiştir şeklinde bir demagojik ifade kullansam? Sosyal medyanın “fav” meraklıları bol bol beğenir mi?

İşte o Gettysburg Savaşında ABD’ni köle ticaretinden kurtulacağız diyen zenci askerler, ABD’nin Konfederasyon ihtilafını ortadan kaldırması sonrası ucuz sanayi iş gücü olarak New York gibi metropollerde yaşadı. Evet pamuk tarlalarından kurtuldular ama eşit bir birey olarak sayılmaları için Gettysburg Savaşı’nın üzerinden yüz yıl geçmesi gerekecekti…

Ha bir de eşitlik haricinde demokrasi için hesap verilebilirlik diye bir kavram vardır… Şöyle örneklendireyim… 3 Kasım 1986 senesinde bir Amerikan vatandaşı gazetesini açtığında ABD hükümetinin 444 gün diplomat ve ailelerini rehin tuttuğu, kendisine Büyük Şeytan dediği devlete yani İran İslam Cumhuriyeti’ne yaklaşık iki yıldır ambargo kararına rağmen silah sattığını Lübnan menşeli bir gazete haberinin yayımlanmasından öğrenmiştir. Normalde çok övülen Amerikan demokrasisi bağlamında zaten böyle bir işe kalkışılmaması, eğer kalkışıldı ise de Kongre’nin ilgili kurullarında hesap verilmesi gerekirdi… Ama pek de öyle olmadı. Hatta pek çok görevi yanı sıra CIA başkanlığı yapmış ve sonradan ABD Başkanı olacak George Herbert Walker Bush da söz konusu faaliyette Reagen yönetiminde görev almıştır…

Irak’ın işgali sürecine gelelim… Irak’ta kitle imha silahlarının bulunduğu ve bu yüzden müdahale edilmesi gerektiği tartışmaları gündemdeyken; Josep Charles Wilson isimli diplomat Nijer’in Irak’a zenginleştirilmiş uranyum sattığı iddialarını incelemek üzere gönderilir…. Ancak Wilson, yukarıda adı geçen ABD Başkanı Bush’un oğlunun başkanlık ettiği ABD’nin yönetiminin istediği sonuçlara ulaşamaz çünkü böyle bir durum yoktur. ABD yönetiminden büyük baskılar görür, CIA personeli olan eşi ve kendisi işlerinden olurlar dahası itibarları zedelenir… Ve Irak işgalinden yıllar sonra dönemin İngiltere Başbakanı Tony Blair Irak işgalinde kitle imha silahları dolayısıyla hata yapıldığını itiraf eder. Ama öyle ya Amerikan demokrasisinde ifade özgürlüğü herkesin hakkıdır…

Bu ve daha buna benzer pek çok olayın yaşandığı demokrasisi ile meşhur ABD’de 8 Kasım 2016’da yapılan başkanlık seçimlerinde iki aday her zaman olduğu gibi yarıştı. Cumhuriyetçi Parti’nin adayı Donald Trump ve eski devlet sekreteri, Demokrat Parti’nin adayı Hillary Clinton… Ve seçimi Donald Trump kazandı. Hayır işte bu cümle tam olarak doğru değil ve iyi bir analiz için ayrıntılara inmekte fayda var. Zaten alanda ayrıntılı analiz yapılmamasından çekiyoruz ne çekiyorsak…

Evet 2016 başkanlık seçimleri sonucunda Donald Trump 2017 Ocak ayı itibarıyla başkanlık koltuğuna oturdu ama rakibinden 2 milyon 868 bin 686 daha az oy alarak… Bu arada Trump’ın oy oranı ABD genelinde %46,1, Clinton’ın ise %48,2’ydi… Ama ABD federal bir devlet ve bizim eyalet diye Türkçeye neden çevirdiğimizi anlayamadığım her federe devlet de nüfus sayısına göre Kongrenin Temsilciler Meclisine milletvekili gönderirken aynı zamanda seçiciler kuruluna göndereceği delegeleri de buna göre belirler. Çünkü ABD isimli federe devlet yapısında federal devletler nüfusa oranla temsil edilirken; iki aşamalı seçim sistemi uygulanmaktadır. İşte buralarda günlük gazete okumaların haricinde siyaset bilimi bilgisi gerekli oluyor…

Trump 2016 seçim süreci devam ederken seçimlerden galip çıkacağını fark etmeden seçimde hile var diyerek yüksek mahkemeye gitmeye kalktı. Allah’tan yerine oturttular da delege sayısında galip gelen Trump bir şekilde kazandığı seçimi hileli seçim diye şikâyet etme saçmalığını yapmadı. Trump, Biden karşısında da seçim sürecine gidilirken seçimde hile olacağını defaatle ifade etmişti. Yani bu Trump için eskilerin ifadesi ile vaka-i adiyedir. Son tartışmaları seçim olan Georgia (Corciya) Eyaletindeki sayım sırasında eyalet sekreterini telefonla arayıp adeta bankadan kredi ister gibi 11 bin oya ihtiyacım var dediği basına yansıyan Trump için bu yaklaşım çok da şaşırtıcı olmasa gerek…

Trump’ın, Clinton ile girdiği yarışa istinaden Biden’la girdiği yarışta oy sayısını artırmasını seçimi kazandığı zannetmesi ile sonuçlandı…  Bu denli hesap sorunu olan birinin milyar dolarlık şirketleri nasıl yönettiği zihnimi hep kurcalıyor. Anladığım kadarıyla şirketin kapısında dedem sağ olsun yazıyor ve en iyi profesyonel yöneticilerden faydalanıyor…

Bu şartlar altında ABD’nin iç politikaya yönelerek küresel etkilerden sıyrılmaya başladığı da Trump’ın Suriye’den asker çekme gibi kararları ile gösterilerek bir yandan da Çin karşısında ekonomik atılımlar yaptı gibi yorumlar ortaya konuyor… ABD-Çin ihtilaf/işbirliği Kissinger döneminden beri süregelir ve karşılıklı olarak iki devletin birbirlerinde bulunan yatırımlarının toplam yatırımlarına olan oranı %25 civarındadır. Suriye ve Orta Doğu diye tanımlanan bölgedeki diğer devletlerdeki asker sayısı azaltma meselesi de Obama döneminde 5 Ocak 2012’de ortaya konan bir stratejiye dayanır… Yani çok da şeytmeyin, ezberder klişelerle anlatıldığı gibi bir durum yok…

İşte Trump bu şartlarda kendince bir kurnazlıkla son bir koz oynadı ve çok daha zararlı çıktı. Çünkü ayrıntılı olarak anlattığım gibi Amerikan demokrasisi demeye bin şahit lazımdır ama Amerika’nın kurumsallaşması deyince çok köklü bir yapı mevcuttur. İşte ABD devlet sistematiği içinde politika yürütürsünüz başkan bile olsanız… Şimdi siz karar verin ABD’de demokrasi var mıdır? Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları…

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Kurye ile alkol!
Özçakır'a son görev
Sobaya dönüş
Barajlara 'yağmur' bereketi
Şenol Önal: 89 göçmeni
‘Hızlı tren önceliğimiz olmalı mıydı?’
Edirne'de aşı 9 bin'i aştı
İba mazbatasını aldı
Edirnespor gelecekten umutlu
‘Ecdat yadigarı eserler korunmalı’
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Boyasız Göçük Düzeltme

Dış Cephe Kaplama