ANASAYFA
12 Nisan 2021 Pazartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ziya GÖKERKÜÇÜK / SOLDUYU
ONURLU GELECEK
Yayın Tarihi: 08 Nisan 2021 Perşembe, 06:07
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Azıcık demokrasinin olduğu normal bir ülkede yıl boyunca oluşan gündemler toplamını biz birkaç günde yaşıyoruz. Bu nedenle olsa gerek huzursuz, güvensiz bir günlük yaşam içinde yuvarlanıp gidiyoruz.

Bu hengâme içinde olayları doğuran sorunlar tartışılıp kalıcı çözümler de üretilmiyor. Kürşad Ayvatoğlu, anımsadınız sanırım. Kızdık, söylendik, saldırdık, savunduk, acıdık.Oysa hepimizi etkileyen ekonomik yapı, diplomalıların işsizliği ve biat kültürü sonucunda iş bulma veişini sürdürme kıstaslarındaki olumsuz durum yaratmıştır Kürşad’ları.

Ne diyordu Kürşad;“Daha fazla güçlü görünürsem her kapının açılacağını düşündüm. Şimdi, çok yanlış olduğunu anladığım bu durumun içine sürüklendim. Daha fazla nüfuz sahibi olma, olduğundan farklı görünme çabasıyla gücün yanında görünme, hükümetteki güçlü insanlarla fotoğraf vererek kendime yeni kapılar açma düşüncesi beni her gün başka bir yanlışa sürükledi.”

Kürşad’ın söylediklerini unutursak sorun çözülmez. Özellikle de iktidarın dayattığı kendisini destekleme, şakşakçılık, biat etmeyi teşvik durumu bir dönemde Kürşadların her tarafta olması çok normal hale geldi. Toplumda yurttaşlık değil nüfuz sahibi olma teşvik edilir oldu. Kurallara uygun ve liyakat ile iş bulma veya işinde yükselme yerine partili olmak veya cemaatlere yakın bulunmak ölçü sayılmakta.

Toplumun Kürşadlaşmaya gittiği görüldü, anlatıldı, tamam da yetkililer çözüm planı yaptı mı? Oysa Kürşad uyardı; “Şu anda herkes bana söylenmesi gerek bütün kötü sözleri söyledi. Belki daha da söyleyecek. Oysaki benim durumunda yüzlerce genç var, birçoğu nüfuzlu ailelerin çocukları. Benim gibi yolunu şaşırmış, bu dünyanın içinde savrulup duran birçok genç var.”

Hepimiz filmlerde veya dizilerde izlemişizdir. Uyuşturucu ve silah ticareti, insan kaçırma, öldürme gibi her türlü kirli işi yapan başroldeki kişi eve gelince;elinde tespih namaz kılan, dua okuyan yaşlı anasına sarılır ve ‘anam, anacığım, benim için dua et’ der. Kadın da gayet iyi niyetle ‘tüm dualarım senin için oğlum’ der.

Oğlunun kirli dünyasını bilse böyle der mi, bilemeyiz. Doğru bir akılla bakınca hiçbir ana-baba demez böyle bir şeyi. Ama törenin egemenliğindeki ataerkil kültürümüzde evin bir eşyasından farkı olmayan kadın uyarsa da “sen sus, sana söz düşmez” azarları ile susturulur. Söze gelince baş tacı, cennetin anahtarı kadın erkeğin sözünden çıkamaz.

O ataerkil kültür sonucunda; törelerimize göre yaşamayan kız çocuğumuzu 14 yaşındaki oğlumuza vurdururuz. Sonra da ‘Tanrım kurbanımızı kabul et. Namusumu temizledim sana minnettarım, şükürler olsun” deriz. 

O ataerkil düzen sonucunda; ‘ah sen bu kenti bilmezsin, neler olur da kendi içlerinde tutarlar, sonra namus bekçisi kesilir bunlar’ gerçeğini biliriz de ardından “biz aramızda hallettik, anlaştık, mahkeme de jandarma da biliyordu” haberi ile mahkemeyi bitiririz. Oysa o mahkeme ile birlikte kasabanın ileri gelenleri tarafından yüzlerce kez tecavüz edilen 14 yaşındaki kadının hayatını da bitirmiş oluruz.

O ataerkil düzen sonucunda; aldatan eşten boşanacağımıza öldürüp iyi halden, ağır tahrikten yararlanmayı tercih ederiz ve mahallede şanımız yükselir.İki yaşındaki oğlu alçakça tecavüz edilip öldürülen baba, aldığı kan parası ve şeyhin onayı ile rahat uyuyabilmektedir.

O ataerkil düzen sonucunda; 15 yaşındaki kızı tecavüze uğrayan baba, hamile kızını öz oğluna öldürtüp camiye koşabilmektedir. İmam nikâhlı eşleri veya cariyesi olan haşmetlileri saygıyla karşılarız da mahallede bir evde sevgilisi ile buluşanı namus adına linçe kalkışırız.

Her gün görüp, okuyup, duyup olağanlaştırdığımız vakıalardır kültür. Olağanlaştırmayanlar ise karakargalardır ve karakargalar idare edenler tarafından karalanmalı, dışlanmalıdır.

Bu ataerkil düzenin devamını isteyenler, karakarga sevmeyenler var ya işte onlar yetiştirdi Kürşad’ı, Kürşadları. Ve onlar yani bu düzenin savunucuları kaldırdı İstanbul Sözleşmesini.

Çünkü “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” kısa adıyla İstanbul Sözleşmesi işte bu kültürün değişmesini isteyen ve idareleri yaptırıma zorlayan bir sözleşme idi.

Töre sebebiyle şikâyet edemeyen, sesini duyuramayan kadının sesi idi Sözleşme. Aile içinde kadın, çocuk, erkek, yaşlı her kim şiddet görüyorsa onu koruyordu Sözleşme. Çünkü toplumda şiddetin bitmesi için önce aile içinde, okulda, mahallede bitmesi gerekir.

Bu durum bir kültürel gelişme sürecidir. Toplumda bir kesim her bireyin eşit haklarını savunup mücadelesini verirken bir kesim de ‘kültürel değerlerimiz, geleneklerimiz’ diyerek bu ilerlemeye karşı durmaktadır.

Toplumun törelerden yasalara geçmesi iki yol ile olur. Birisi; kamu yetkisini kullananların insan hak ve özgürlüklerine dayalı yönetimi savunup uygulamalarıdır. Yasalarda yazanların uygulanmasını bile engelleyen ve böyle gelmiş böyle gitsin diyen kamu idarecileri kadının dolayısıyla da toplumun özgürleşmesini istemez.Ki Cumhuriyetimizin ilk yıllarında bizlere verilen hakları koruyamadığımız bunun kanıtıdır. İkinci yol ise toplumun hak ve özgürlükleri için iktidarlara karşı mücadelesidir. O nedenle yurttaşlar olarak haklarımızı bilmeliyiz.

Kürşadların olmaması için, kadın, çocuk ve her türlü şiddetin, mağduriyetin yaşanmaması için‘elalem ne der’ diyerek kabullendiğimiz, mahalle baskısına boyun eğdiğimiz, töre, anane, gelenek kültürümüzü bırakmalıyız. Bıraktığımızın yerine yurttaşlık haklarımızı koymalı ve uygulanmasını talep etmeliyiz.

Kürşad’ları da, kadınlarımızı da, çocuklarımızı da koruyan, kollayan bir Sözleşme idi İstanbul Sözleşmesi. Ve yurttaşı temsil eden TBMM’nin yüzde yüz birliği ile kabul edilmişti. Ama yüzde 51 ile çoğunluğu alanları temsilen tek imza ile yok sayıldı. Ki hukuk durumu muallak. Bu nedenle mücadele yolumuz engebeli ama ulaşılmaz değil. İnsanlık ilkçağ ve ortaçağ değerleriyle değil bu günün ve geleceğin yasalarıyla gelişecek ve özgürleşecektir, mutlu olacaktır. Ne diyoruz yıllardır; ‘Söz verdik çocuklarımıza, onurlu bir gelecek bırakacağız.”

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Ticari nitelikli taşınmaz kiralanacak
Kemoterapi sarf malzeme satın alınacak
Tıbbi sarf malzemesi satın alınacak
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Boyasız Göçük Düzeltme

Dış Cephe Kaplama