ANASAYFA
19 Mayıs 2022 Perşembe
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
İNSANLIĞI ‘İLKELİ İNSANLAR’ KURTARACAK!
Yayın Tarihi: 18 Mayıs 2021 Salı, 06:34
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Babil Kralı Nebukadnezar’ın M.Ö. 6. Yüzyıl’da Kudüs’ü işgal edip, Süleyman Tapınağı’nı (Bugünkü Ağlama Duvarı tapınağın tek kalıntısıdır) yıkması ve ardından başlayan sürgünlerle yüz yıllar boyu pek çok zulüm gören Yahudiler, en sonunda Hitler’in soykırımına da maruz kaldılar.

1917’de, Filistin topraklarında bir Yahudi devleti kurulmasını hedefleyen Balfour Deklarasyonu yayınlanmış ve bu doğrultuda adımlar atılmaya başlanmıştı. Yahudi Soykırımı’nın Dünya’da yarattığı travma ve İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan uluslararası ortamın etkisiyle 1948 yılında Filistin topraklarında İsrail Devleti kuruldu.

İşte o günden bugüne Filistin ve Ortadoğu barış ve umuda daha çok hasret kaldı!

Dönem dönem yaşanan ‘Arap-İsrail Savaşları’ hep İsrail’in sınırlarını genişletmesiyle sonuçlandı. İşgal ettiği topraklarda, Filistin Halkı’na karşı uyguladığı baskı ve ablukalar ile bölgede yeni Yahudi yerleşim birimleri kurması sürekli olarak gerilim ve sıklıkla da çatışmalara sebep oluyor. Ve İsrail her defasında orantısız güç kullanımı ile başta çocuk ve kadınlar olmak üzere masum Filistin Halkı’nı katlediyor. 

Tarih boyu zulme uğramaktan dert yanan bir halkın devleti olan İsrail, maalesef yaşadıklarından olumlu dersler çıkarıp şiddetle arasına mesafe koymak yerine, adeta tarihin intikamını Filistin Halkı’ndan alıyor.

Ve yine maalesef ki, Dünya devletleri de her olayda olduğu gibi yaşananlara kendi penceresinden bakıp, çıkarları doğrultusunda davranıyorlar.

Oysa 1948 yılında Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen ‘İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’: “Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğuş veya herhangi başka bir ayrım gözetmeksizin bu bildiri ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir” diyor ve başta yaşam hakkı olmak üzere pek çok hakkı garanti altına alıyor.

Tüm devletlerin görevi imzalamış oldukları bu bildiride garanti altına alınan hakların takipçisi olmaktır. Tüm Halklardan beklenen de bunu devletlerden talep etmektir.

Ama maalesef, “insan hakları” gibi çok önemli bir evrensel değeri içselleştirip kendi ilkesi haline getiremeyen devletler ve halklar, sadece kendi işine gelirse bu kavramı ağzına alıyor. İşine gelmediğinde ise ‘güvenlik’ kavramının arkasına sığınıp insan haklarını yok sayıyor.

İnsan hakları konusunu, dış politikasının bir aparatı olarak kullanan ülkelerin başında gelen Amerika’nın, İsrail politikasını hepimiz bilir ve eleştiririz. Ama bakınız, insan hakları kavramını içselleştirmiş olanlar nasıl da, ilkelerine göre tavır alabiliyorlar:

Babasının ailesi Yahudi soykırımında öldürülen ve annesi de Yahudi bir aileden olan, Amerikalı Senatör Bernie Sanders,  konuyla ilgili makalesinde özetle şöyle diyor:

“İsrail ile Filistin arasında yaşanan her çatışmada, yıllardır ‘İsrail’in meşru müdafaa hakkı’ diyoruz. Peki, ‘Filistin Halkı’nın hakkı nedir?' sorusu neden hiç sorulmuyor? Ve neden İsrail ve Filistin'deki şiddeti, yalnızca İsrail'e roketler düşerken fark ediyoruz?

Rotamızı değiştirmeli ve sivillerin korunmasına ilişkin uluslararası hukuku destekleyen ve güçlendiren tarafsız bir yaklaşım benimsemeliyiz

ABD küresel sahnede insan hakları konusunda güvenilir bir ses olacaksa, politik olarak zor olsa bile uluslararası insan hakları standartlarını tutarlı bir şekilde korumalıyız. Filistinlilerin yaşamı önemlidir.”

Yahudi asıllı Amerikalı Noam Chomsky ise şu paylaşımı yaptı:

Gazze’deki yaşlı bir adamın elinde şunlar yazıyordu: Suyuma el koy, zeytin ağaçlarımı yak, evimi yık, işimi elimden al, toprağımı çal, babamı hapse at, annemi öldür, ülkemi bombala, hepimizi aç bırak, hepimizi aşağıla, ama yine de ben suçlu olayım, neden mi: Çünkü bir roketle karşılık verdim.

Kendi ülkelerinin resmi politikalarına karşı böylesine ilkesel çıkışlar sergileyen bu kişilerin her ikisinin de Yahudi kökenli olması, bu davranışlarına daha büyük bir anlam katıyor. İşte ilke sahibi olmak böyle bir şey!

Amerika’da yükselen bu hiç beklenmedik tepkiler bizde de karşılık buldu ve özellikle Noam Chomsky’nin sözleri sosyal medyada çokça paylaşıldı. Paylaşanların çoğunluğu ise Gezi Parkı zamanında “Ben de çapulcuyum” dediği için Chomsky’i ‘dış güç’ ilan edenlerdendi!

Oysa Chomsky, o zaman da insan haklarını savunuyordu şimdi de! Yani o ilkelerinin peşindeydi hep.

Keşke herkesin peşinden koşacağı evrensel ilkeleri olsa ve ilkesel davranabilse! İşte o zaman; zulme uğrayanlar arasında, Filistinli ya da Uygur Türkü ayrımı yapmaz, Yemen’de yaşanan savaşa da dikkat kesilir, kendi ülkesinde yaşanan insan hakları ihlallerine de tepki gösterir!

Aksi halde bazen zulmü lanetler, bazen hiçbir şey görmez, bazen de zalimi kutsar!

İnsanlığı ‘ilkeli insanlar’ kurtaracak!

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Varel ailesinin acı kaybı
6 asırlık hamam satışta!
‘Ustaya yakışır çalışma’
Kırkpınar Spor Lisesi'nde erken bayram
Ulu çınar 165 yaşında!
Ağırlığınca yağ teslim edildi
EDİRNE ve BİSİKLET -9-
CHP'den mitinge davet
EKK'den Mahalle Meclisleri
'Keşan ağlanacak durumda'
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke