ANASAYFA
18 Mayıs 2022 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
LİYAKAT, SADAKAT, MÜLAKAT VE NEPOTİZM!
Yayın Tarihi: 15 Haziran 2021 Salı, 05:29
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

2009 yılında bir gün, İspanyol yarbay arkadaşım bana “Fatih sen ne zaman general olacaksın?” diye sordu. Bu ani soru karşısında biraz şaşırdım ve “Üç sene sonra sıram geliyor ama pek çok aday arasından yapılacak değerlendirmeden çok az kişi seçilip general olabiliyor, yani ‘kesin olacağım’ diye bir şey yok” dedim. Bana, “Seni mutlaka seçerler” dediğinde, “Belli olmaz, çok aday var” diye cevap verdim. Bunun üzerine, “Eğer seçmeyecek olsalardı seni buraya göndermezlerdi, Devletiniz neden boş yere yatırım yapsın, neden kaynaklarını savursun ki” dedi! Her ne kadar, içimden “Bizde işler pek öyle olmuyor” dediysem de, ona “Belki de öyledir” diyerek konuyu geçiştirdim.

O yıl ABD Kara Harp Akademisi’nde (USAWC) 42 ülkeden subay vardı. İyi dostluklar kurduğumuz arkadaşlarımızla, irtibatımızı kesmedik ve fırsat bulanlar bir araya geldiler/geliyorlar. Mayıs 2015’te o zaman Selanik’teki NATO Karargâhı’nda görevli İspanyol arkadaşın ev sahipliğinde toplanılacaktı.

Edirne’de oturup da,  adı hemen her Türk’te heyecan uyandıran Selanik’ten gelen çağrıya uymamak olmazdı. Alman, İtalyan, Norveç, Arnavut ve Estonyalı’ların da katılımıyla toplam yedi aile iki gün boyunca hasret giderdik.

2009’da İspanyol’un yarbay, diğerlerinin albay olduğu bu yedi subayın, altı yıl sonraki durumu şöyleydi: Türk, hariç hepsi general ve ülkelerine hizmet edip, onlara yapılan yatırımın karşılığını veriyorlardı. Türk olanı ise generallik sırasına altı ay kala tutuklanmış, 32 ay hapis yattıktan sonra tahliye edilmiş ve emekli olmuştu!

Elbette ki İspanyol arkadaş o diyalogu hatırlamamıştır bile ama sorusunun cevabı ortaya çıkmıştı!           

Son yıllarda sıklıkla duyduğumuz, ‘Nepotizm’; bir kimsenin beceri, kabiliyet veya eğitim düzeyine bakılmaksızın, iltimas, torpil gibi ayrımcılıklarla,  istihdam edilmesi demek!

Nepotizmin Türkiye’ye özgü olmadığının en açık kanıtı kelimenin yabancı kökenli olmasındır. Zaten insanın olduğu her yerde kayırmacılık olmuştur ve olacaktır da. Ancak uygarlık geliştikçe, başta devletler olmak üzere tüm kurum, kuruluş, örgüt ve de toplumların, nepotizm sebebiyle yaşanan verimsizliklerden dersler çıkartacağı ve gittikçe bu uygulamadan uzaklaşacağı beklenir. Beklenir ama işte her beklenen de olmuyor! Daha doğrusu, uygarlığı özümseyen devlet ya da toplumlarda beklenen olurken, uygarlık ile arasına mesafe koyanlarda ise başkaca şeyler oluyor!

Çağdaş uygarlık seviyesini yakalama idealiyle kurulan Cumhuriyet’in ilk yıllarında Osmanlı’dan elde kalan nitelikli tüm personel devlet kadrolarında ‘liyakat’ esasına göre görevlendirildi. Sonraki yıllarda da, Anadolu’nun çocukları ayrım gözetilmeden eğitildi ve devlet kadrolarında hak ettikleri yerlerini aldılar.

Elbette ki önceleri de liyakatten sapmalar olmuştur ancak büyük sapmalar çok partili sisteme geçildikten sonra, iktidara gelen partilerin devlette kendi kadrolarını oluşturmasıyla başladı. 12 Eylül öncesi sıklıkla değişen hükümetlerde bu durum çokça görülürdü. Ama yine de bu tür kadrolaşmalar daha çok yönetici seviyesinde olur ve liyakati olanlar bir şekilde Devlet’te istihdam edilirlerdi.

Liyakat’in yanında ‘Devlet’e sadakat’in de gözetildiği o zamanlarda, ‘güvenlik refleksi’ ile başta azınlıklar olmak üzere, komünistler, şeriatçılar ve ayrılıkçı Kürtler gibi gruplar kamu görevinden uzak tutulurlardı!

28 Şubat sonrası, ‘Laikliğe sadakat’in de ön plana çıktığını gördük!

AKP’nin gelişiyle ise büyük rövanş başladı. Önce yavaş yavaş başlayan “Cemaat’e sadakat” kriteri sonra adeta bir kural oldu. Kamu personeli alımlarında, kendilerinden olamayanları ayıklamak için ‘mülakat’ sistemini getirdiler. Yetmedi kendilerinden olmayanları kumpaslarla Devlet’ten uzaklaştırdılar! Ve ‘ne istediyseler verildiği’ o dönemde her yeri ele geçirdiler. Ancak, sınavları kopyalarla geçmiş olsalar da, yıllar boyu iyi okullarda yetiştirdikleri adamlarından nispeten liyakatli olanlar da vardı!

Erdoğan ile giriştiği savaş ileCemeat’ten ‘FETÖ’ye dönüşen bu yapının kadroları, 15 Temmuz sonrası tamamen tasfiye edildi. Bu defa artık Devlet’te görev almanın tek kriteri “Erdoğan’a sadakat” olarak belirlendi.

Böylelikle, yıllarca devlette görev almış liyakatli kadrolar, son 25 yılda yukarıdaki sıraya göre tasfiye edilmiş oldu!

Özellikle 15 Temmuz sonrası artık bırakın liyakati, eğitim ve tecrübenin yerini de tam anlamı ile ‘sadakat’ aldı. Ve ‘mülakat’ sistemi ile aralanmış olan nepotizmin kapısı ardına kadar açılmış oldu!

--

Not: Yazının başındaki olay, bireysel bir mağduriyet öyküsü olarak değil, Devlet’in kaynaklarının nasıl heba edildiğinin binlerce örneğinden sadece birisi olarak anlatılmıştır.

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Aramızdan ayrılanlar
Belediye çalışanı Burak Göktaş vefat etti
Elveda Rumeli!
Pilav bahane, buluşmak şahane!
‘Ediwood içimde ukde!’
'Fahri Hemşehri'ye veda yemeği
Edirne Lisesi 165 yaşında
Oltalar ödül için yarıştı!
EDOSK'tan tarihi gezi
EDİRNE ve BİSİKLET -8-
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke