ANASAYFA
17 Eylül 2021 Cuma
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
‘BAŞKOMUTAN’
Yayın Tarihi: 27 Temmuz 2021 Salı, 05:53
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

“Başkomutan kendisine duyulan güveni muharebe sahasında elde etmiştir. Yaklaşık 20 yıllık askerlik yaşamının beş yılını komutanlıkla, 2,5 yılını ise fiilen savaşarak geçirmiştir.

Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, Haziran 2021’de çıkan “BAŞKOMUTAN, Emsalsiz Lider” adlı kitabında böyle diyor.

Ulusların tarihinde kırılma anları vardır. Türk tarihinin en önemli kırılma anlarından birisi tam yüz yıl önce bugünlerde yaşanmaktaydı!

15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgal eden Yunan Ordusu sonraki safhada Anadolu içlerine doğru ilerlemeye başladı. Başlangıçta yer yer, Kuvayi Milliye’nin düzensiz direnişleri ile karşılaşan Yunan Ordusu, ilk olarak 1921 yılı başlarındaki İnönü Muharebeleri’nde TBMM’nin düzenli ordusu tarafından başarısızlığa uğratıldı.

Bu, yeni teşkil edilmekte olan düzenli ordunun Batı Cephesi’ndeki ilk başarısıydı. Mustafa Kemal, Albay İsmet’e (İnönü) çektiği telgrafta “Siz orada yalnız düşmanı değilmilletin makûs talihini de yendiniz” diyerek, geleceğe dair umutlarını yansıtmaktaydı.

Ancak daha sonra takviye alan Yunan ordusu ilerlemeye devam etti. Karşısındaki kuvvetlerimiz direnmeye çalıştıysa da, Kütahya-Eskişehir Muharebeleri’nde beklenen başarıyı gösteremedi. Cepheye gelen Mustafa Kemal, ‘Ordunun Sakarya Nehri doğusuna çekilmesi’ emrini verdi ve birlikler bu hatta çekildi.

Yunan işgali sonunda Temmuz 1921 itibarıyla Anadolu’da durum gergin bir yay gibiydi. Yayın kuzey ucu İstanbul doğusunda, güney ucu İzmir güneyinde ve doğuya doğru gerilmiş son hat ise Ankara’nın 100 km. kadar batısındaki Sakarya Nehri’ydi!

Artık son haddine kadar gerilen yay Türk Milleti, yayı iterek geren Yunan Ordusu, yaya takılı ok ise Türk Ordusu’ydu!

Gelinen bu nokta kırılma anıydı. Ya, yay kırılacak ya da yaydaki ok/oklar güçlendirilip, önce düşmanı durduracak, sonra da düşmanı geldiği yere kadara geri atacaktı!

Bunun için ok ve yayın çok güçlü olması ve oku atacak kişinin de pek çok vasfı bulunması gerekiyordu. Bu vasıfları şöyle sayabiliriz; hedefi doğru tespit edecek akıl, uygun zamanı bekleyecek sabır, en etkili şekilde vuracak yetenek, tüm koşulları değerlendirecek zekâ, gerilmiş yayı (Milleti) kontrol edecek iletişim becerisi ve tüm bunları uygulayacak liderlik.

İşte o gerilmiş yayın temsil edildiği yer olan TBMM’de 5 Ağustos 1921’de, Başkomutanlık yasası çıkartılarak; okları güçlendirmek ve onları hedefe atmak için gereken yapıldı! Yukarıdaki vasıflar ve çok daha fazlasına sahip Mustafa Kemal’e Başkomutanlık unvanı ile yetki ve sorumluluğu verildi!

Bu yasayla Başkomutan’a; Milleti seferber etme yetkisi ve kurtarma görevi verilerek, adeta Türk Milleti’nin kaderi teslim edilmişti. O da üzerine düşeni ve kendinden bekleneni hakkıyla ve fazlasıyla yaptı.

Önce 23 Ağustos-13 Eylül 1921’de düşmanı Sakarya’da mağlup ederek durdurup geri çekilmeye mecbur etti. İlk ok başarıyla hedefi vurmuştu. Ama asıl ok/oklar çok daha uzun menzile varmalı ve daha büyük hedefleri vurmalıydı. Bunun için de o başarıyı getirecek okların teşkili ve yayın uygun gerginliğinin oluşması gerekiyordu. Bu da; çok büyük bir emek, irade ve zaman istiyordu.

Sonunda o an geldi! 26 Ağustos 1922’de Büyük Taarruz başladı, 30 Ağustos’taki kesin zaferden sonra 9 Eylül’de İzmir kurtarıldı.

15 Mayıs 1919’da, İzmir’den başlayan ve Ankara Batısına kadar gerilen yay, 5 Ağustos 1921’deki Başkomutanlık Yasası ile üzerinde biriken enerjiyi en etkili bir şekilde kullanacak iradeyi, Başkomutan’ı bulmuştu! O da Mustafa Kemal’di. Başkomutan kendisine duyulan güveni boşa çıkartmamış ve bir Milletin kaderini yeniden yazmıştı!

Peki, Mustafa Kemal bunu nasıl başarmıştı?

İşte bu sorunun cevabı, yazının başında adını verdiğimiz kitapta tüm ayrıntılarıyla yer alıyor. Hemen belirteyim, kitap öyle hamaset ile yazılmış bir Atatürk methiyesi değil.

Yazılış sürecini uzaktan da olsa takip ettiğim kitap, uzun yılların emeğini içeriyor. Kaynakça bölümünde 230 eser bulunan kitabın içinde çokça bu eserlere atıf yapılmış ve tam anlamıyla bilimsel bir metotla kaleme alınmış.

Mustafa Kemal’in askeri yönü ele alındığı için doğal olarak onun katıldığı savaşlardan kısa özetler verilen kitapla, Osmanlının yıkılışı ve Türkiye’nin kuruluşunu belirleyen savaş ve olayları da hatırlıyoruz. İşin en zor kısmı olan; muharebelerin özellikle asker olmayan okuyucu tarafından da anlaşılması, olayların sade bir dille özet olarak yazılması ve renkli krokilerle desteklenmesi ile aşılmış.

Mustafa Kemal’e Başkomutan’lık unvanının verilişinin 100. yılında yazılan bu eser okunmayı fazlasıyla hak ediyor.

_

Not: Biraz dinlenmek istiyorum, bir süre bu köşede olamayacağım.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Elektrik fabrikası kadınların
Kırbiç'ten beklenen açıklama bugün
Uzunköprü ulaşıma kapanıyor
Önce Kırklareli, sonra Kırıkkale!
Göre göre kuraklık!
Adnan ustaya Şed
Kale surları mezbelelik kalacak
Uzunköprüspor ortada kaldı
Ecz. Kılıçcıgil iş başında
ÇYDD'nin burs takvimi
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Marküteri Parke