ANASAYFA
17 Eylül 2021 Cuma
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ziya GÖKERKÜÇÜK / SOLDUYU
GREV! GREV! GREV!
Yayın Tarihi: 29 Temmuz 2021 Perşembe, 05:52
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Bulgaristan’daki bir anaokulunda yaşanır olay. 1990’lı yıllardır ve hak arama bilincinin zirve yaptığı günlerdir. Ülkede her kesim grev yapmaktadır; kötü çalışma koşulları, emtia fiyatlarının artması, maaşların eksik ödenmesi gibi her tür haksızlık karşısında sınıf bilinci ile davranan çalışanlar grev yapmaktadır. İşte o günlerde büyüklerin davranışlarından etkilenen çocuklar grev yapar. Anaokullarında her öğleden sonra saat iki ile dört arasında uyuma geleneği vardır.  Çocuklar bunu istemiyordu ve kendi aralarında anlaşıp grev yaptılar. Belirlenen saatlerde uyumadılar ve “grev, grev, grev” diye seslerle okulda koşuştular.

Uzun yıllar oldu grev sözcüğünü duyamaz olduk. Tek tük olan grevleri de bilerek haber bile yaptırmıyorlar ki kültürümüzden, dilimizden grev sözcüğü yok olsun. Oysa grev çalışanın en önemli kozudur. İşçi veya çalışanları işveren karşısında güçlü kılan grev haklarıdır. Sözlük anlamında grev; işçilerin, isteklerini işverene kabul ettirebilmek amacıyla ve yasaların öngördüğü biçimde, işlerini hep birlikte bırakmaları, işbırakımı.

Grev sadece işçilerin kullandığı bir sözcük, bir hak da değildir. Kamu çalışanları, kırsal alanda çalışanlar, ev işlerini yapan kadınlar, hizmet sektörü çalışanları ve benzeri her alanda emeğiyle geçinenlerin grev hakları vardır. Mevzuatlarda olmayabilir. İktidarda bulunanlar grev kullanımını değişik manevralarla engellemek isteyebilirler.

Ülkemizin yetkilisi sanayicilere seslenirken; “Bir tane fabrikada grev söz konusu mu? Böyle bir şeyde anında müdahalemizi yapıyoruz. Ve OHAL anında bir çözüm kaynağı oluyor. Huzurun olduğu bir ortam var, böyle bir ortamda bunlar OHAL’in olmamasını tavsiye ediyorlar. Tezgâh bozulacak o yüzden, size biz bu tezgâhı bozdurmayız” diyebiliyor.

Oysa emeği çalınan emekçinin daha rahat edebilmesi, emeğinin hakkını alabilmesi için o ‘tezgâh’ın bozulması gerekir. Çünkü o tezgâh; çalışanın sömürülmesidir, o tezgâh; alın terinin gasp edilmesidir, o tezgâh; kamu adına karar verenlerin sermaye talepleri doğrultusunda işçileri, yoksulları, emekçileri zapturapt altında tutmalarıdır.

Hak arama ve grev kültürünün unutulmaması adına kısa bir anımsatma yararlı olur: Bir değer üretebilmek için toprak, makine, alet, ham madde gibi üretim araçları gereklidir. Bu üretim araçları tek başına bir değer üretemez ve hiçtir. İnsan emeği olmak zorundadır. Ancak insan emeği de kendi başına bir değer üretemez. Üretim araçları üzerinde insan emeğinin belli bir yetenek ve bilinç ile hedeflenen üretimi yapabilmesi ‘değer’i üretir, yaratır. Bu değerden gelen hak da adil paylaşılmalıdır. Bu paylaşımda iktidar, üretim araçlarını elinde bulunduran sermaye tarafında durmaktadır. Çünkü onlar az ama örgütlüdür. Değeri üreten diğer sınıf olan emekçiler ise değerden payını adil bir şekilde almak istiyorsa hakkını bilmeli, örgütlenmeli ve grev hakkını unutmamalı, ara sıra kullanarak gücünü göstermelidir.

Kamu adına toplumu yöneten iktidarlar; emekçilerden, çalışanlardan yani büyük çoğunluktan oy alarak iktidara gelirler ama üretim araçlarını elinde tutan küçük bir azınlıktan yana tavır koyarlar. Çünkü üretim aracı sahipleri örgütlüdür ve devlet de üretim ve hizmet sınıfında işveren konumundadır.

Bu günlerde kamu çalışanlarının ve bununla ilgili olarak emeklilerin, işçilerin ve tüm emekçilerin 2022 ve 2023 yıllarını kapsayacak toplu sözleşmeleri görüşmektedir. Çalışanlar adına maalesef grev sözcüğüne karşı olan bir sarı sendika yetkilidir. Çalışanlar lehine bir sonuç çıkmayacağı kesindir. Bakmayın basında çıkan taleplerine; “Memur-Sen ve Kamu-Sen, kamu görevlileri için 600 lira seyyanen zam, 2022 yılı için yüzde 21, 2023 yılı için ise yüzde 17 artış talep etti.”

Talebin kabul edilmesi için grev hakkını kullanma iradesini ortaya koymak gerekir. Mevcut mevzuatta grev hakkı yok. Ki grev hakkı olmayan örgütlenmeye sendika denmez. Grev hakkını bile savunmayan bu sarı sendikalardan hak kazanımı beklemek boşa kürek çekmektir. Bu sendikalara üye olan milyonlarca çalışan bunu bilmelidir. AKP’li yetkili Yasin Aktay’ın “Suriyeliler bir gitsin ülke ekonomisi çöker” demesi çalışanlar üzerinde bir baskıdır ve kaçak çalışmayı, ucuz emeği teşvik etmektir, lanetlenmeli, kınanmalıdır.

Grev hakkı mevzuatta olmasa da doğal yasalarda vardır ve birçok alanda kullanılmaktadır. Çevre mücadelesi yapan yaşlı-genç-çocuk insanlar, ürettiği ürünü değerinden düşük piyasaya sunmak zorunda kalan çiftçiler, sendikalı olduğu için işyerinden usulsüz bir şekilde çıkarılan işçiler ve benzeri birçok kesimin yaptığı mücadele de grev olarak düşünülebilir.

Grev sözcüğünü kültürümüzden silmek isteyenlere inat her yerde dillendirmeliyiz ve emeğin en güçlü kazanımı, silahı olduğunu vurgulamalıyız. Grev hakkının olmadığı ve kullanılmadığı bir sistemde tezgâh(!) vardır. Bu tezgâh da çalışanların, doğanın sömürülmesi ve bu gün gibi geleceğin de esir alınmasıdır. Uyanmak zorundayız…

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Kırbiç'ten beklenen açıklama bugün
Elektrik fabrikası kadınların
Uzunköprü ulaşıma kapanıyor
Önce Kırklareli, sonra Kırıkkale!
Göre göre kuraklık!
Adnan ustaya Şed
Kale surları mezbelelik kalacak
Ecz. Kılıçcıgil iş başında
Uzunköprüspor ortada kaldı
ÇYDD'nin burs takvimi
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Marküteri Parke