ANASAYFA
17 Eylül 2021 Cuma
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
TORUNLARIMIZ BİZE LANET OKUYACAK!
Yayın Tarihi: 14 Eylül 2021 Salı, 05:58
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Hani o; yere göğe sığdıramadığımız, “prens, prenses, paşa” deyip, öyle davrandığımız ve güzel bir gelecekleri olsun diye varımızı yoğumuzu harcadığımız çocuklar ve torunlarımız var ya işte onlar bize lanet okuyacaklar!

Zira her şeyimizi onlar uğruna harcamamıza karşın, umursamaz bir şekilde ve hızla nefes alabilecekleri dünyayı tüketiyor, onları felaketlerle baş başa olacakları bir geleceğe sürüklüyoruz!

Her geçen yıl etkisi daha da artan doğa felaketleri şu soruları sorduruyor!

Dünya kaçınılmaz bir sona mı gidiyor? Bu kötü gidişe son vermek mümkün mü? İnsanlar kendileriyle birlikte dünyayı da mı yok edecekler?”

BM Genel Sekreteri; “Bu gidişle, küresel ısınma için felaket olarak anılan, 2,4 derece ısı artışına yüzyılın sonunda ulaşmış olacağız” diyor.

Böylece; su kaynakları kuruyacak, orman yangınları artacak, buzul erimesiyle su seviyesi yükselecek ve milyonlarca canlının ölümüyle biyoçeşitlilik yok olacak. Yani 80 yıl sonra, dünya insanlar için felaketlerle boğuşulan bir yer olacak!

Artık insanlık, her geçen yıl aratan bir şekilde bundan etkilenecek!  “İnsanlık” deyince, kelimenin genelliğine bakıp, kendimizi o tehlikenin uzağında sanmayalım. Tehlikenin tam merkezindeyiz. Ama asıl tehdidi yaşayacak olanlarsa, çocuklarımız ve özellikle torunlarımız.

İyi de “Ben tek başıma ne yapabilirim ki?” diyorsak, ilk işimiz, bunu dememek ve meseleyi çok ciddiye almak olmalı.

Torunlarımıza bırakacağımız felaketi engellemek mümkün olmasa da en azından geciktirmek için, ‘küresel ölçekte, ülkeler bazında ve bireysel olarak’ yapılacaklar var. Bunlar da ‘hemen yapılabilecekler, kısa vadede ve uzun vadede yapılabilecekler’ olarak listelenebilir.

Bireysel olarak yapacağımız ilk şey, artık bu konudaki farkındalığımızı artırmak ve üzerimize düşenleri yerine getirip, yöneticilerimizden de çözüm yöntemleri ile ilgili ısrarlı taleplerde bulunmaktır.

Bireysel olarak yapılabileceklerin başında öncelikle ‘çevreye duyarlı kişi’ olmak ve ‘çevreye uyumlu alışkanlıklar’ edinmek geliyor. Bu özelliklere sahip kişiler olarak yapılması gerekenler ise; mümkün olan her alanda tasarruflu davranıp, tüketimi azaltmak, ihtiyaca dayalı tüketim alışkanlıklarımızı da ‘çevreye en az zarar verir’ şekilde düzenlemek!

Tasarruf ve çevreye uyumlu alışkanlıklarla ilgili internette çok faydalı ve pratik bilgiler var. İnternetteki arama motoruna “küresel ısınmaya karşı alınacak küresel önlemler” yazarak kendi davranışlarımızı kontrol edebilir ve bunları çocuklarımıza öğretebiliriz.

Ve özelikle; su ve enerji kullanımında tasarrufa gidebilmeli, plastik kullanımını çok azaltıp, geri dönüşebilen ürünler kullanmalıyız.

Küresel ve ülkesel ölçekte yapılacaklar için ise, BM Genel Sekreterine kulak verelim:

Bizi felakete sürükleyen küresel ısınmaya, başta kömür olmak üzere fosil yakıtların kullanımı sebep oluyor. Artık kömür santrali yapılmamalı ve en geç on yıl içinde kömür kullanımı, yirmi yıl içinde de diğer fosil yakıtların kullanımı son bulmalı. Enerji yatırımları hızla,  Güneş ve rüzgârdan elde edilen, ‘yenilenebilir enerji’ kaynaklarına yönlendirilmeli.

Gelelim; “İnsanlar kendileriyle birlikte dünyayı da mı yok edecekler?” sorusuna.

Bilim insanları, 4,5 milyar yıl yaşındaki dünyanın bir o kadar daha ömrünün olacağını hesaplıyor. Dünyada canlı yaşamı 3,5 milyar yıl önce denizlerde tek hücreli olarak başladı, insan türünün serüveni ise en fazla 200 bin yıl önceye gidiyor. Yani insan yaşamının varlığı, dünyanın umurunda olmaktan çok uzak!

Ama şunu biliyoruz ki, meselenin asıl kaynağı ve tek sorumlusu insanlardır. O halde ne kadar çok insan varsa, sorun o kadar büyük demektir.

Bugün yaşadığımız çevre sorunların ilk ortaya çıktığı ‘Sanayi Devrimi’nin etkisinin hissedildiği 1800’lü yılların başında dünya nüfusu 1 milyarken, 1927’de 2 milyar, 1999’da 6 milyar olmuş, bugün ise 8 milyara çok yakın. Yüzyılın sonunda da 11 milyarı bulacağı hesaplanıyor!

Doğanın dengesini bozan insanların nüfusu gün geçtikçe artıyor. Doğal ölümler dışında insanları azatlamak gibi bir düşünce olamayacağına göre, “çoğalmayı nasıl kontrol edilebiliriz” konusunu düşünmeliyiz!

Hani “en az üç çocuk” diyorlar ya, bu aslında “felakete, koşarak gidelim” demek! Önceleri  “bir çocuk az, iki çocuk çok” diye düşünenlerdendim, şimdi bu düşüncenin bile revize edilmesi gerektiği açıkça görülmekte.

Sonuçta görünen o ki: insanlık, kendi türüyle birlikte bazı ‘gariban’ canlı türlerinin de yok edecek ama dünya dönmeye ve milyonlarca canlı yaşamaya devam edecek!

Çok uzak olmayan bir gelecekte, bu kaçınılmaz sonu görecek torunlarımız da bize lanet okuyacak!

 

 

 

 

 

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Kırbiç'ten beklenen açıklama bugün
Elektrik fabrikası kadınların
Uzunköprü ulaşıma kapanıyor
Önce Kırklareli, sonra Kırıkkale!
Göre göre kuraklık!
Kale surları mezbelelik kalacak
Adnan ustaya Şed
Uzunköprüspor ortada kaldı
Ecz. Kılıçcıgil iş başında
ÇYDD'nin burs takvimi
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Marküteri Parke