ANASAYFA
18 Mayıs 2022 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ziya GÖKERKÜÇÜK / SOLDUYU
KRİZ
Yayın Tarihi: 23 Eylül 2021 Perşembe, 06:22
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Evrende krizler var; iklim krizi. Dünyada krizler var. Ülkede krizler var. Siyasette krizler var. Esnaf krizde. Çiftçi krizde. Emekçiler krizde. Emekliler krizde. Kadınlar krizde. Erkekler krizde. Çocuklar krizde…
Soru; bu kriz bolluğu yukarıdan aşağıya mı, aşağıdan yukarıya mı geliyor?
Kişi olarak bazen düşer kalkarız, krizler yaşarız. Bunun nedenleri kendi tercihlerimiz veya hatalarımız olduğu kadar genelde toplumsal düzenden kaynaklanır. 
Biz yurttaşların krizlerle boğuşması düzen koruyucularının hoşuna gider. Bu krizlerin devam etmesi için de toplum içinde ayrılıklar yaratılır. Örneğin; eşit yurttaşlık fikrine tiksinti, etnik ayrıştırmalar, ötekileştirme, biri adına her şeyi göze alma yani cahilce müritlik gibi yapay ayrıştırmalarla toplumsal yapı kurgulanır. Böylece toplumun sınıfsal ayrışmaya dayanan asıl mücadelesi önlenir.
Düzen koyucu ve koruyucular toplumsal dinamikleri dağıtmalarına, onların bireysel krizlerle uğraşmalarını sağlamalarına rağmen krizlere düşer. Çünkü ilk düğme yanlış iliklenmiş tercih yanlış yapılmıştır. 
Sınıfsal ve doğal olmayan bu krizler yapaydır ve insanlığın mutsuzluğu üzerine oluşmuştur. Her krizde çare sürdürülebilir olmak şeklinde tanımlanır. 
Sürdürülebilir olmak; yani doğayı yok eden düzenin üç beş taş ocağından, termik santralden vazgeçerek sürdürülebilirliğini sağlaması mı? Bireysel krizlerle boğuşmaya terkedilen bireye yıllık enflasyon oranında ekonomik getiri sağlamak mı? Her krizde birkaç şirketi feda edip iktidara yakın olanların daha da büyümesi mi? Kentlerin kentliden koparılarak yakınlara peşkeş çekilmesini gizleyebilmek mi? Covid salgınında ölümleri azaltmak mı? 
Soruları arttırabiliriz. “Sürdürülebilir olmak” sözcüğünü duyduğum günden beri anlayamamış biriyim. Belki yanılıyorum ama bu konuda katıldığım birçok tartışmada ikna olamadım.
İnsanların yoksullaşması bir krizdir ama bu krizi yaratan iktidarların tercihleri değil mi? Bu krizi atlatmanın çaresi sürdürülebilir olmayı sağlamak olduğunda sıkıntı bitmiyor. Çare tercihleri değiştirmektir. Çünkü bugüne kadar yapılan tercihler sonucunda krize düştüğümüzü unutmamak gerekir. Tercihlerimiz değiştiğinde harcamalar değişecek, plansızlığa son verilerek kamusal çıkardan yana planlar yapılacak, üretim ihtiyaçlara göre düzenlenecek…
Doğal olayların afete dönüşmesi de krize bağlanıyor. Neymiş, iklim krizi. İklim krizi insanlar tarafından üretilmiştir. İnsan derken elbette suyu fazla kullanan, ısınmak için ağaç kesen, ortam güzel koksun diye spray kullanan, gübre çuvalını veya ilaç kutusunu tarlada bırakan, plastik kullanmaya zorlanan bireylerin insanların da etkisi var. 
Ama iklim değişikliği sonucunda oluşan krizin asıl sorumlusu tüm krizler gibi egemenlerin ekonomik ve siyasi tercihleridir. Çarpık kentleşme, su kaynaklarının azalması, fosil yakıt tüketimi, plansız endüstriyel ve tarımsal faaliyetler, temiz su havzalarının işgal edilmesi ve kirletilmesi, önlem almayan devasa sanayi tesisleri gibi onlarca sebep vardır.
Pandemi bir küresel kriz, herkes kabul ediyor. Nasıl oluştuğu, sebepleri tartışılmakta ise de genel kanı; insanlığın yanlış tercihleri sonunda oluştuğu şeklinde. Uzun bir süredir kapalı olan okullar açıldı. Bakanlık plansız olmakta ısrarlı davrandı! Plansızlık ısrarı olmasaydı 2021 bahar aylarından başlayan genel aşılama ve okulları hazırlama planı kapsamında sıfır hatalı bir eğitim öğretim yılına başlanırdı. Olmadı, olamazdı!
Krizleri seviyor iktidarlarımız! Dolayısıyla kriz yaratılıyor ve kriz var denip toplumsal baskı-korku arttırılıyor. Krizi gerçekten çözmek isteyen iyi niyetli idareciler yerine kriz çözmemekte başarılı(!) idareciler görevlerinde duruyor.
Eğitim açısından kentimize bakalım. Yukarıda saymaya çalıştığımız krizlere eğitim öğretim alanında da bir kriz eklendi, bizde ve birçok ilde. Okullar açıldı. Bakanlığın “öneri” demesi ilginç ve anlamsız olsa da iyi niyetli idareci bu önerileri hayata geçirerek krize çare olabilirdi. Ama ilin eğitim ve sağlık yetkilileri yaptıkları ortak açıklamada; velilerin veya sivil örgütlerin basınla paylaştığı bilgileri soran muhabirlere yanıt vermedi. Buradan kriz aşacak yöntem çıkar mı? Kaldı ki veliler ve sivil kurumlar da Bakanlığın önerdiği(!) önlemlerin alınmasında ısrar ediyor. Ama sayın müdür “tüm önlemler alınmıştır” diyerek gerçeklere göz kapatıyor.
Sonuç; krizler sürdürülebilir olmamalıdır. Krizlere çözüm bulmak biz insanların elindedir. Dünyayı krizlerle boğuşturarak kendisini sürdürülebilir kılan kapitalizm tercih edildikçe krizlerle yaşayacağız. Bu krizler barbarlığın her geçen gün artacağının da kanıtıdır. O nedenle Rosa Luxemburg'un "Ya Sosyalizm Ya Barbarlık" sloganı hiçbir zaman şimdiki kadar anlamlı olmamıştı.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Aramızdan ayrılanlar
Belediye çalışanı Burak Göktaş vefat etti
Elveda Rumeli!
Pilav bahane, buluşmak şahane!
‘Ediwood içimde ukde!’
'Fahri Hemşehri'ye veda yemeği
Edirne Lisesi 165 yaşında
Oltalar ödül için yarıştı!
EDOSK'tan tarihi gezi
EDİRNE ve BİSİKLET -8-
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke