ANASAYFA
19 Mayıs 2022 Perşembe
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
PARLAMENTER SİSTEMİN AYAK SESLERİ!
Yayın Tarihi: 28 Eylül 2021 Salı, 05:32
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

         Bugün önemli bir gün. Bugün Türk siyaset hayatına, lider oligarşisinin çöktüğü gün olarak, tekelci bir anlayışa dayanan liderlik anlayışının yerine kolektif bir akla dayanan anlayışın geçtiği bir gün olarak yerleşecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Ağustos 2001 günü AKP genel başkanlığına seçildikten sonra çıktığı kürsüde böyle demiş ve Bugün Türk siyaset tarihinde her yönüyle şeffaf, seçmenin sorgulamasına ve denetimine açık, yepyeni bir siyasal örgütlenme modelinin kurulduğu gün olarak geçecektir.” iddiasını da eklemişti!

Ve üç gün sonraki ilk Meclis grup toplantısında da, Milletvekillerimiz birer parmak kaldırma makinesi olmaktan çıkıp özgür halk temsilcisi olacaklar.diyerek; şeffaf, katılımcı ve özgürlükçü bir siyaset anlayışının müjdesini vermişti!

Aradan geçen yıllarda ise her şey tam tersine gelişti. Önce, Erdoğan AKP’de tek adam oldu, yetmedi Ülke’de tek adam olmak istedi!

2014’te Halk tarafından seçilen ilk Cumhurbaşkanı olunca; (aslında yetkileri açısından yasal olarak kendisinden önceki Cumhurbaşkanları ile hiçbir farkı olmamasına karşın) kendisini çok güçlü hissetti. Ve bunu bir söyleme çevirerek “Güçlü Cumhurbaşkanı, güçlü Başbakan” sloganını üretti.

Ancak, tek adam iktidarı asla ortaklık kabul etmez! Güçlü başbakan yerine, “Düşük profilli başbakan” arayışıyla, Ahmet Davutoğlu istifa ettirilip yerine Binali Yıldırım getirildi. Böylece devlet yönetiminde, “Davul birinin boynunda, tokmak bir başkasının elinde” atasözündeki durum yaşanmaya başlandı. Fakat Devletin bu ucube hali daha fazla taşımasına gönü razı olmadı, Devlet Bahçeli’nin!  

Yaptığı beklenmedik çıkışlarla, Türk siyasetinin son 20 yıldaki kaderini belirleyen ve yaşadığımız bu kâbusun dolaylı sorumlusu da olan Devlet Bahçeli, yine bir sürpriz çıkışla; fiili durumu, (yani Anayasa ihlallerini) hukuki duruma çevirmek için Anayasa değişikliği istedi! Böylece, Nisan 2017 referandumu ile ‘Tek Adam’lığın yasal alt yapısı da tamamlandı.

O referanduma giderken AKP’nin “Kararımız Evet” kitapçığında:

“Hızlı Ve Etkili İcraat” başlığı altında; “Hızlı ve etkili yönetim; ekonomik büyüme, refah ve kalkınmanın garantisi olacak. Hızlı karar alan, hızlı icraat ve reform yapan, etkin bir yönetim modeli oluşacak. … 2023 ve ötesine uzanan hedeflerimiz ivme kazanacak.”,

Güçlü Meclis, Güçlü Temsil” başlığı altında; Meclis asli işlevi olan yasa yapmaya odaklanacak ve hükümeti millet adına denetleyecek. Yasa teklifleri milletvekilleri tarafından verilecek, meclis aynı zamanda seçilmiş. Cumhurbaşkanı’nı ve kabinesini denetleyecek. Milletvekili, kendi seçmeniyle sürekli temas halinde olduğu için, halkın beklentileri kanunlara daha fazla yansıyacak. Kanun yapımında meclis iradesi ön plana çıkacak.

Deniliyordu!

Gelinen noktada ise kelimenin tam anlamıyla sistem tıkandı ve ne vaat ettilerse tam tersi oldu. Ama en ironik olanı ise ‘Milletvekillerinin tam olarak birer parmak kaldırma makinesine dönüşmesidir’. Hem de 2001’de Erdoğan’ın yaptığı konuşmadaki güçlerini mumla arar bir şekilde!

Burada 2019’daki cumhurbaşkanlığı seçimine beş gün kala Erdoğan’ın, “24’ünde bu kardeşinize yetkiyi verin, bu faizle şunla bunla nasıl uğraşılır göreceksinizsözünü hatırlatmazsak eksik kalır!

Verdik yetkiyi gördük etkiyi! O gün 5,85 TL. olan dolar 8,88 TL’ye, 6,55 TL. olan Euro ise 10,41 TL’ye yükseldi, faiz ise hâlâ aynı seviyelerde, elbette şimdilik!

Yani, tek adam ile hiçbir alanda bir santim bile ilerleme olmadığı gibi başta ekonomi olmak üzere her konuda tam bir çöküş yaşandı, yaşanıyor. Kısacası sitem tıkandı ve tek çarenin Parlamenter sisteme dönüş olduğu net bir şekilde görüldü. Hem de çok fazlaca bedel ödenerek!

Bu zorunlu hali, zaten muhalefet baştan beri öngörüyor ve söylüyordu. Ama bu konuda en somut adımı geçtiğimiz günlerde, konuk olduğu bir televizyon kanalında; “Cumhurbaşkanlığına aday olmayacağım, ancak başbakanlığa talibim” diyen Sayın Meral Akşener attı!

Zira bu durumda muhalefetin en kilit partilerinden birisi (ve muhtemelen de geleceğin en büyük partisi) olan İyi Parti, yapılacak ilk seçimde cumhurbaşkanı adayı çıkarmayacak ve destekleyeceği cumhurbaşkanı adayından da “Parlamenter sisteme dönüş taahhüdü” isteyecektir.

Böylece de yapılacak ilk seçimde asıl oylanacak olan; “Parlamenter sisteme geçiş” olacak ve ittifaklar ve de saflar öncelikle buna göre şekillenecektir!

Millet İttifakı bileşenleri dışındaki pek çok partinin de parlamenter sisteme dönüşü istediği düşünülünce, seçim tartışmasını; tüm sorunların gerçek kaynağı olan “Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi” üzerinden yürütmek” muhalefet bloğu açısından çok daha faydalı olacaktır.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Varel ailesinin acı kaybı
6 asırlık hamam satışta!
‘Ustaya yakışır çalışma’
Kırkpınar Spor Lisesi'nde erken bayram
Ulu çınar 165 yaşında!
Ağırlığınca yağ teslim edildi
EDİRNE ve BİSİKLET -9-
CHP'den mitinge davet
EKK'den Mahalle Meclisleri
'Keşan ağlanacak durumda'
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke