ANASAYFA
18 Mayıs 2022 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
“ŞEYHEFENDİNİN RÜYASI”NDAN, “HAYRETTİN KARAMAN’IN RİYASI”NA!
Yayın Tarihi: 05 Ekim 2021 Salı, 05:46
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Bu iktidardan pek çok beklentiniz gerçekleşti, camiayı hayretle izliyorum, bak demedi demeyin, sonra Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olursunuz, iktidara zarar verecekse haksızlık ve yanlışlardan şikâyetle doğruları söylemek caizdir diyemem.

İktidarın fetvacısı, ilahiyatçı Profesör Hayrettin Karaman’ın, kendi WhatsApp gruplarında yaptığı bu paylaşım basına yansıdı.

Buna şaşıranlar oldu ama pek de şaşırılacak bir şey yok. Zira Hayrettin Karaman’ın ‘17-25 Aralık’ döneminde de “yolsuzluk hırsızlık değildir, yolsuzluk varsa bile fazla büyütülmemeli” şeklinde yazısı vardı. Ve aslında bu düşünce tarzı sadece Hayrettin Karaman’a özgü de değil!

İlahiyatçı İsmail Kara’nın, “Şeyhefendinin Rüyasındaki Türkiye” adlı kitabında aşağıdaki anekdot anlatılır:

“1930’larda bir grup şeyh, bir kasabada, ‘Ya Kanhar’ zikriyle Atatürk ve rejime ‘kahriyye duası’ okumak için toplanırlar. Buluşmayı tertipleyen Şeyh Rahmi Baba, zikir öncesindeki gece, bir rüya görür.

Dünya haritasının ortasındaki Türkiye, yemyeşil çizilmiştir. Etrafı simsiyah, kalın ama alçak duvarlarla çevrilidir. Hz. Muhammed haritanın başında, dünyayı yeniden taksim ediyor. Mustafa Kemal, Trakya tarafında duruyor, yüzü Peygamber’e dönük değil ve duruşundan anlaşıldığına göre mahcup ve tedirgin! Peygamber de ona bakmadan, eliyle, Türkiye’yi gösterip  ‘burayı şuna verin’ diyor!

Şeyhler, ‘Peygamberin içine sinmeden’ de olsa memleketi Mustafa Kemal’e emanet etmiş olmasını, Kemalist rejime itaat ve sabretmenin işareti olarak yorumluyorlar ve kahır duasından vazgeçiyorlar.

Zaten eski bir Türk geleneği olan ‘Devlet’e itaat’, “Sizden olan emir sahiplerine itaat edin” (ulu’l-emre itaat) ayeti vasıtasıyla, İslam’dan sonra da devam etmekteydi. Ancak Kemalist rejimin laiklik uygulamaları, bazı dini gruplarınca aşırı görülüyordu. Bunun için ‘Şeyhefendinin rüyası’ şöyle yorumlanacaktı:

Yeni rejim, Müslümanların acz ve gafletinin bir cezasıdır. Dayanma güçleri imtihan edilmekte, sabır ve tevekkülleri sınanmaktadır. İsyan etmek değil, bu imtihandan geçmektir ödev. Ödev sadece pasif değil aktif bir katlanmayı da gerektir. ‘Fıkıh’taki zaruret halinin haramları mubah kıldığı’ yorumuna ve ‘düşmanın silahıyla silahlanın’ ayetine uyarak, ortama uyum sağlanacaktır.”  

Türkiye’de Siyasi İslam’ın düşünce yapısı ve uygulamalarını anlamak için bu yorum çok önemlidir. Bu yorum; laik rejimden memnun olmayıp, İslami yönetim özlemi duyan Siyasi İslamcıların uzun süre kılavuzu oldu. 1950’deki çok partili siyasi yaşama geçinceye kadar adeta uykuda gibi davranan Siyasal İslamcılar, bu dönemden sonra çıkan fırsatları değerlendirmeye başladılar.

Bu yöntem sadece yasal siyaset yapan Siyasi İslamcılar tarafından değil,  tarikat ve cemaatlerce de kullanılmaktaydı.

Amacı uğrunda, her türlü riya ve ahlaksızlığı bir yöntem olarak kullanan Fethullah Gülen bu konudaki en zalimce örnektir!

Öyle ki, 28 Şubat Sürecinde, muhafazakâr kesim MGK kararları ve uygulamalarına karşı tepkisini yükseltirken, F. Gülen o kararlarla ilgili şöyle diyordu:

Ülkemiz kriz içinde. Gücü temsil edenler krizi önlemelidir. Bu hükümeti değiştirin demek daha demokratik olur. Burada 'Askeriye muhtıra verdi' diye suçlanmak isteniyor. İsteselerdi, bu öyle bu böyle olacak diyebilirlerdi. Oturup onlarla meseleyi altı saat mülahaza etmezlerdi. Demokratik yollarla problemler çözülsün istediler."

"Askerlerimiz bir yönüyle yaptıkları bazı şeylerden ötürü bazı çevrelerce, belki antidemokratik davranıyor sayılabilirler. Ama onlar konumlarının gereğini anayasanın kendilerine verdiği şeyleri yerine getiriyorlar. Hatta dahası, ben zannediyorum, onlar, bazı sivil kesimlerden daha demokrat."

Bir yandan bunları söyleyen Gülen’in, diğer yandan tüm Devlet kurumları ile birlikte TSK’ya da sızıp, aslında o methiye düzdüğü askerlerin altını oyduğu gerçeği ise işin en korkunç boyutu. Nitekim o “SK’nın altını oyma süreci”, 15 Temmuz hain Darbe teşebbüsü ile kendi Milletine karşı silah çevirmeye varacak kadar haince işledi!   

Şeyhefendinin rüyası’nın yorumunda vurgulanan pragmatizmin siyasi söylemine en güzel örnek ise, Tayyip Erdoğan’ın 1997’de yaptığı bir konuşmasında söyledikleridir:

Peki, nasıl bir demokrasi? İşte burası tartışmaya açılmalıdır. Bize göre demokrasi hiçbir zaman amaç olamaz. Demokrasi, ancak ilmi noktada ele aldığımız zaman bir amaç olduğunu göreceğiz. İnanıyorum ki, 21. Asır İslam Medeniyetinin öne geçtiği asır olacaktır. Bu yeni medeniyet dalgasına kim katkıda bulunursa o katkıda bulunanlar ecrini (mükâfatını)  kat be kat fazlasıyla alacaktır. Bu yeni İslam medeniyetinin onurlu yükselişine katkıda bulunamayanlar, zillet içinde kalmaya mahkûmdurlar.

O halde Hayrettin Karaman’a şaşırmaya gerek yok. İslam Medeniyetinin yükselmesine katkıda bulunup mükâfatını almak varken, ‘zillet’ (ittifakı!) içinde mi olsaydı?!

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Elveda Rumeli!
Pilav bahane, buluşmak şahane!
‘Ediwood içimde ukde!’
'Fahri Hemşehri'ye veda yemeği
Edirne Lisesi 165 yaşında
Oltalar ödül için yarıştı!
EDOSK'tan tarihi gezi
EDİRNE ve BİSİKLET -8-
Yeşilay hafta sonunu Süloğlu'na ayırdı
EDİRNE ve BİSİKLET -8-1-
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke