ANASAYFA
19 Mayıs 2022 Perşembe
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
MİLLİYETÇİLİK VE TERÖRDEN BESLENMEK!
Yayın Tarihi: 19 Ekim 2021 Salı, 05:21
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

“Bunlar, terörden beslenenlerdir.”

Son 20-30 yılda bu sözü çok duyduk. Ama özellikle son yıllarda, iktidarın uygulama ve siyasi söylemine karşı çıktığın an; duruma göre PKK, FETÖ ve hatta DHKP-C’li olmak ya da onların değirmenine su taşımakla, terörden beslenmekle suçlanırsın! İstemeden de olsa bu akıl dışılığa alışmıştık ki, geçtiğimiz hafta çıta başka bir yere kondu.

Antalya Altın Portakal Film Festivali ödül töreninde, Tamer Karadağlı ile Nihal Yalçın arasında yaşanan ‘nazik’ olmayan hadise büyük tartışma yarattı. Başlangıçta tartışma ‘kadına karşı eril saygısızlık’ üzerinden yürütülüyordu. Aslında sosyal medyada, bu konuda sıklıkla tartışmalar yapılıyor, ancak Nihal Yalçın’ın konuşmasında söylediği “İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmeyeceğiz” sözü tartışmanın daha bir alevli olmasını sağladı.

 ‘Çocuklar Duymasın’ dizisinde ‘Haluk’ karakterindeki rolü üzerine yapışmış olduğu anlaşılan Tamer Karadağlı, yaptığı en azından “nezaketten yoksun” davranış için özür dilemek ya da geri adım atmak yerine, akıllara durgunluk veren suçlamalarda bulundu.

Karadağlı, Nihal Yalçın’a destek verenlerin içinden iki kadın siyasetçinin adını da kullanarak;Benim duruşum da belli olan bir duruş. PKK'nın terör örgütü olduğuna inanan insanım. Onlara sormak lazım. Öcalan'ın terörist başı olduğunu söyleyebiliyor musunuz diye.dedi ve işi bir başka boyuta taşıdı. Bu söz üzerine de Devlet Bahçeli’den tebrik telefonu aldı!

Yalan ve manipülasyon şampiyonu Yeni Akit ise şöyle bir haber yaptı: “Siyasi konuşma yaptığı için Tamer Karadağlı ile gerilim yaşayan Nihal Yalçın'ın, yıllar önce Kurtlar Vadisi'nde PKK'lı bir canlı bomba karakterini canlandırdığı ortaya çıktı.

Kısacası tam bir “Olay nereden nereye geldi” durumu yaşandı!

İmparatorluklar ve sömürgeler zamanının en değerli akımı olan ve ulus devletlerini yaratan milliyetçilik ‘ideoloji’sinin, günümüzde pek alıcı bulmuyor. Milliyetçiliğin en yüksek olduğu zamanlar, işgal ya da işgal tehdidi altında olunan dönemlerdir ki bu durum milletlerin doğal refleksidir. Barış ve refahın üst seviyede olduğu dönemlerde ise milliyetçilik iyice gözden düşüyor. Kısacası milliyetçilik ‘düşman’ ister! Düşman varken artar, yokken azalır, hele ki refah ve zenginlik milliyetçiliği iyice azaltır.

O halde, milliyetçiliği körükleyecek bir şeyler lazım!

Gelişmemiş ülkelerde, tarihsel düşmanlıklar hatırlatılıp, diplomatik yollarla çözülebilecek meseleler bile sürekli kaşınıp, gerginlikler tırmandırılır ve milliyetçilik canlı tutulur.

Bazı ülkelerde de, çağımızın belası terörizmin yarattığı tehdit ve korku ortamı milliyetçiliğin yeşermesine uygun bir iklim sunar.

Refah içindeki ülkelerde ise yabancı karşıtlığı, popülist bir söylemle milliyetçiliği körükler.

Terörün şiddetini artırıp, toplumdaki korku ve tehdidin algısının boyutu artınca sadece milliyetçilik artmıyor, devlet uygulamalarının toplumdaki kabul ve onayı da, adeta zorunlu hale geliyor. Ve uygulamalardaki hukuka aykırılıkları eleştirmek bile teröre destek sayılabiliyor.

Muhalifleri susturma amaçlı bu tutum, sadece siyasetçiler için değil ‘iktidar dalkavukları’ ve hatta sıkışan her yandaş için de geçerli. Ve bu durum gitgide, herhangi bir konuda iktidarı eleştirmek ya da aykırı görüş ileri sürmek isteyenleri anında susturma maksatlı suçlamaya da dönüşüyor.

Bu söylediklerimiz dünyadaki pek çok ülke için geçerli ama biz her şeyi abarttığımız için bu konuda da bayrağı kimseye kaptırmıyoruz!

Ülkemizde de, 35 senedir devam eden PKK terörü sebebiyle bu atmosferi dönem dönem çok yoğun bir şekilde yaşadık. Ama özellikle 15 Temmuz’dan sonra, aykırı her sesi “teröre destek olmak ya da dış güçlerin maşası olmak”la suçlamak iyice artan bir söylem oldu.  

 Hele ki, Yargıtay’ın ”Atipik terör örgütü” diye tanımladığı “FETÖ” her derde deva! Çünkü her kalıba, her düşünceye uyuyor ve eğer aykırı sesi, PKK ya da DHKP-C ile suçlayamazlarsa FETÖ’cülükle yaftalamak pek mümkün. (Şimdi bu cümleyi yazmakla, beni bile “FETÖ’yle mücadeleyi zayıflatmaya çalışan ‘gizli’ FETÖ’cü” diye suçlayabilirler ve buna inanıp işi ciddiye alacak ‘ilgililer’ de çıkabilir!)

Sözün özü; sömürge ya da işgal altından kurtulmanın ‘ideolojisi’ olan milliyetçilik, dönüp dolaşıp günümüzde, muhalif susturmaya argüman sağlayan bir ‘ideoloji’ işlevine de dönüştü.

Baştaki konuya dönersek, normalde “Kadına karşı eril nezaketsizlik” üzerinden yürüyen tartışmada sıkışan Tamer Karadağlı; kendisine destek sağlamak ve karşı tarafı susturmak için hemen o sihirli ‘milliyetçilik’ kozunu kullandı. Ve kendi adına bu stratejisinde başarı da sağladı!

İronik ama Tamer Karadağlı milliyetçilik silahını kullanıp terörden destek görmüş, yani terörden beslenmiş oldu!

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Varel ailesinin acı kaybı
6 asırlık hamam satışta!
‘Ustaya yakışır çalışma’
Kırkpınar Spor Lisesi'nde erken bayram
Ulu çınar 165 yaşında!
EDİRNE ve BİSİKLET -9-
Ağırlığınca yağ teslim edildi
CHP'den mitinge davet
EKK'den Mahalle Meclisleri
'Keşan ağlanacak durumda'
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke