ANASAYFA
19 Mayıs 2022 Perşembe
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
CUMHURİYETİ DEMOKRASİ İLE TAÇLANDIRILALIM!
Yayın Tarihi: 02 Kasım 2021 Salı, 05:59
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Geçen hafta Cumhuriyet’in 98. yılını kutladık. Eskiden bayramlar daha çok Devletin tekelinde ve protokol çerçevesinde oldukça resmi ortamlarda kutlanırdı. Halk bu kutlamalara çok fazla ilgi göstermezdi. Kutlamalar adeta ‘sivil ruhu’ olmayan resmi törenler olarak icra edilirdi.

AKP iktidarının ilk döneminde törenlere karşı, Devlet protokolünde de isteksizlik görülmeye başlandı. Özellikle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, o günlerde genelde hep hasta(!) olurdu!

Buna paralel olarak, o dönemde (23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim) resmi bayramlarla ilgili yönetmelikler de değiştirilerek, bayram kutlamaları halktan ve sivil toplum kuruluşlarından iyice kopartılmaya çalışıldı.

Devletin, resmi bayramları halktan uzak tutma ve bu sayede o bayramların ifade ettikleri değerlerin önemini azaltma ve özellikle de yeni neslin öğrenmesini engelleme girişimi ters tepti. Ve tam tersine halk, daha önce uzak durduğu ve adeta kutlama görevini devlete bıraktığı bu resmi bayramlara sahip çıkmaya başladı. Üstelik eskiden ruhsuz ve şeklen kutlanan resmi bayramlar, halkın alternatif kutlamalarıyla, artık bir sivil ruh da kazanmış durumda. Kutlamalara ailece katılımlar sebebiyle, küçük yaştaki çocuklar da, bu günlerin önemini kavrayarak ya da en azından merak ederek yetişiyor.

Burada ‘15 Temmuz’ için de ayrı parantez açmak gerekir. Zira AKP’’nin; Devlet’in kuruluşun basamaklar olan; 19 Mayıs, 23 Nisan, 30 Ağustos ve 29 Ekim günlerini düşük katılımla kutlamak için her türlü bahaneleri kullandığını biliyoruz. Ancak aynı AKP’nin, 15 Temmuz günü için de, elindeki tüm imkânları seferber ettiği de bilinen bir başka gerçek. Hele ki, 2020 yılında pandemi sebebiyle; 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim’in kutlanması yasaklanırken, 15 Temmuz’a geniş katılım sağlanması için Devlet tüm imkânlarını kullandı.

Bu konuda, aslında iktidarı elinde bulunaduranların niyeti oldukça net bir şekilde anlaşılmaktadır ve bunu herkes de görmektedir. Ama bu yazının konusu o değil!

İktidarın baştan beri, devletin kuruluş felsefesi ve kurucusu aleyhine yaptığı çalışmalar halk nezdinde ters tepiyor. İktidar “Osmanlı” dedikçe ve bazı padişahları yücelttikçe, halk ‘Cumhuriyet’e ve Atatürk’e daha çok sahip çıkıyor.

Halkın Cumhuriyet ve Atatürk’e sahip çıkması oldukça iyi bir şey ama yeterli değil! Halkımızın yarım kalan o işi tamamlaması gerekir.

Yarım kalan şey Cumhuriyet’in demokrasi ile taçlandırılmasıdır.

Evet, yasama ve yürütme erkleri serbest seçimlerle belirleniyor. Yargı da ağır aksak işliyor ve bütün bu erkler birbirleri karşısında bağımsız görünüyor! Yani demokrasimiz, şeklen tıkır tıkır işliyor. Ama gerçekte maalesef iyice ‘Tek Adam Cumhuriyeti’ne döndük. 

Bugün Cumhuriyet’e ve Atatürk’e sahip çıkan herkesin resmi bayramlarda; sivil kutlamalara katılması, devletin kuruluş dönemindeki olayları anlatan yazılar/görseller ya da Atatürk’e dair anekdot, veciz sözler ve fotoğraflar patlaşması güzel bir şey. Ancak asla yeterli değil. Bunun yanında, yılın her günü mutlaka Atatürk’ün bize gösterdiği “Muasır (çağdaş) medeniyet seviyesi” hedefine de odaklanmamız gerekiyor. Zira bugünkü halimizle o hedefin uzağındayız.

Şunu bilmeliyiz ki, Atatürk’ün kurduğu devlet; Cumhuriyet ilanı, laiklik, hukuk reformları ve diğer inkılâplarla o dönemin medeni devletler seviyesine yaklaşmıştır. Atatürk sonrasında ise çok partili siyasi hayata geçilmekle demokrasiye şeklen de adım atılmış ve ilerleyen yıllarda kırık dökük yürüyen bir demokrasi ile bugünlere gelinmiştir.

Ancak aradan geçen yüzyılda biz daha demokrasimizi yerleştiremeden, medeni ülkeler, demokrasilerine; insan hakları ve hatta hayvan haklarını eklediler, hukukun üstünlüğünde oldukça mesafe kat ettiler. Ve bunun yanında bilim, teknoloji, sanayi ve iletişimde alıp başlarını iyice ileri gittiler.

İşte bize düşen, o her resmi bayramda anlamları karşısında göğsümüzün kabardığı değerlerin üzerine bir şeyler daha eklemek, o günlerin, ‘tarihte sadece çok önemli birer milli gün’ olmalarını hatırlamak değil, o günler sayesinde kurulan devleti, Atatürk’ün gösterdiği seviyeye çıkarmaktır. Bunun için de, “gerçek demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları gibi” 21. Yüzyıl’ın değerlerini talep eden ve bu amaçla çabalayan ve ısrar eden bir halk olmaktır.

Öyleyse şimdi hedefimiz “demokrasi ile taçlandırılmış Cumhuriyet” olmalıdır!

--

Not: Kanuna göre; 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ‘Resmi Bayram’, 29 Ekim ise ‘Ulusal Bayram, 15 Temmuz ise ‘Demokrasi ve Milli Birlik Günü’dür.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Varel ailesinin acı kaybı
6 asırlık hamam satışta!
‘Ustaya yakışır çalışma’
Kırkpınar Spor Lisesi'nde erken bayram
Ulu çınar 165 yaşında!
EDİRNE ve BİSİKLET -9-
Ağırlığınca yağ teslim edildi
CHP'den mitinge davet
EKK'den Mahalle Meclisleri
'Keşan ağlanacak durumda'
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke