ANASAYFA
19 Mayıs 2022 Perşembe
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
BU DEVİRDE YAZMAK!
Yayın Tarihi: 09 Kasım 2021 Salı, 06:01
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Nisan 2019’dan beri her Salı, Hudut Gazetesi’nin, bana sağladığı bu pencereden hayata ve olaylara bakışıma dair düşüncelerimi sunmaya çalışıyorum.

Her ne kadar pek çok konuda düşünce birlikteliğine sahip olsalar da, yeryüzünde ne kadar insan varsa, o kadar değişik düşünce var. Aslında bizim “Aklın yolu birdir” diye güzel bir sözümüz var. Ama herkes hayatı ve olayları kendi aklı ile yorumladığı için de, somut bir gerçek bile çok değişik şekillerde yorumlanabilmekte. Çünkü herkes hayata, olaylara, geçmişe ve geleceğe kendi bulunduğu açıdan bakar ve ona göre bir düşünceye sahip olur. Ki bizim, “Akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi aklını almış” sözümüzün olması da boşuna değil!

Ben de, (herkes gibi) kendi penceremden, bakış açımdan ve kendi aklıma göre gördüklerimi sizlerle paylaşıyorum. Onun için de bu köşenin adını en başta “BAKIŞ AÇISI” olarak belirlemiştim. Elbette ki, düşüncelerime katılanlar da olacak, katılmayanlar da. Önemli olanın,‘okuyucunun zihninde yeni düşünce kıvılcımları oluşturmak’ olduğunu düşünüyorum. Yoksa kimseye düşünce empoze etmek gibi bir iddia ve beklentimiz olamaz. Hatta bazen, yazılarıma olan geri dönüşler benim zihnimde yeni düşüncelere sebep olmakta ki, işin benim adıma en güzel tarafı da budur.

M.Ö. 500’lerde Efes’te yaşayan ünlü Yunan Filozof, Herakleitos "Aynı nehirde iki defa yıkanılmaz" ve "Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir" derken aslında maddi olayları kast ediyordu. Ancak pek tabii ki düşünceler de zamanla değişir ve gelişir. Buna göre bizlerin de zamanla düşüncelerimizde gelişme ve değişmeler olacaktır. Ama değişmemesi gereken şey, temel ilkelerdir. Benim de buradan sizlerle paylaşmakta olduğum düşüncelerimde dikkat etmeye çalıştığım husus temel, konuları ilkelerim çerçevesinde dikkatinize sunmaktır.

Bu kapsamda; “Özgürlük, eşitlik, adalet, demokrasi, insan hakları” gibi tüm dünyada kabul görmüş evrensel değerler temel ilkelerimdir. Bu ilkeler çerçevesinde; çoğunlukla gündeme dair, bazen de gündemde olmayan ancak önemli gördüğüm konulara yönelik düşüncelerimi sizlerle paylaşmaya çalışıyorum. Bu şekilde karşılıklı etkileşim içinde oluyoruz.

Ve fakat her ne kadar Türkiye’de gündemin yoğunluğu ve temposu düşmese de aslında, hemen her konuda saflarımız belli ve herkes kendi cephesinden karşı tarafa bir şeyler söylüyor. Bu da zamanla hep aynı argümanların kullanılması sonucunu doğuruyor ve sanki “sürekli aynı şeyler söyleme ile tekrara düşülüyor” görüntüsü veriyor. Doğal olarak da bu durum, hedef kitlenin yazılan ya da söylenene ilgisini azaltıyor.

Bu sebeple bazen konuları ele alırken, o konu ile ilgili kendi yaşamış olduğum durumların bende yarattığı duygu durumunu da sizlere anlatıyor, bazen de gündem dışından konular seçiyorum. Ama yine de bazı haftalar konu seçmekte zorlanmadığımı söyleyemem.

Yazmak kötü yola düşmek gibidir, bir kere düştün mü çıkamazsın” demişler! Bu mecrada yazmaya başlamadan önce fikirlerimi sosyal medyada paylaşıyordum. Tabii ki o paylaşımlar zamana bağlı ve bir disiplin içerisinde değildi. Ama Hudut Gazetesi ile çıktığım bu yolculukta yazdıklarımı ister istemez bir düşünce sistematiği içinde yazmaya çalışıyorum. Ve mümkün olduğu kadar da en azından okurların bir kısmının bilgi dağarcığına yeni bilgilerle katkıda bulunma gayreti gösteriyorum. İşin zor kısmını da bu oluşturuyor. Zira her yazının içine serpiştirmeye çalıştığım bazı bilgilerin güncelliğini ve doğruluğunu kontrol etmek emek istiyor.

Günümüzde özellikle sosyal medyanın sunduğu; anlık, çok hızlı ve kolay iletişim ortamı, özellikle de mesajların kısalığı sebebiyle çok fazla ilgi görüyor. Öyle ki artık pek çok kişi, gündemi sosyal medyadan takip ediyor ve gerektiğinde ayrıntıya da oradan ulaşıyor. Bu durum ise, ister istemez geleneksel medyada yer alan haber ve yazılara ilgiyi azaltıyor.

Evet, yazmak aynı zamanda kendini ifade de etmek, dolayısıyla gerçekten de yazmak bir ölçüde bağımlılık da yaratıyor. Ancak sosyal medyanın yukarıda bahsettiğim olumsuz etkisi, ister istemez bu mecranın geleceği ile ilgili kafalarda soru işaretleri yaratıyor.

Biz, Fuzuli’nin ünlü “Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil” ikilemi ile bir şeyler yazıyoruz ama bakalım, yazılı medya ve orada bir şeyler yazanlar “iletişimin doğal seleksiyonuna” ne kadar direnecek?

 

        

BU DEVİRDE YAZMAK!

Nisan 2019’dan beri her Salı, Hudut Gazetesi’nin, bana sağladığı bu pencereden hayata ve olaylara bakışıma dair düşüncelerimi sunmaya çalışıyorum.

Her ne kadar pek çok konuda düşünce birlikteliğine sahip olsalar da, yeryüzünde ne kadar insan varsa, o kadar değişik düşünce var. Aslında bizim “Aklın yolu birdir” diye güzel bir sözümüz var. Ama herkes hayatı ve olayları kendi aklı ile yorumladığı için de, somut bir gerçek bile çok değişik şekillerde yorumlanabilmekte. Çünkü herkes hayata, olaylara, geçmişe ve geleceğe kendi bulunduğu açıdan bakar ve ona göre bir düşünceye sahip olur. Ki bizim, “Akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi aklını almış” sözümüzün olması da boşuna değil!

Ben de, (herkes gibi) kendi penceremden, bakış açımdan ve kendi aklıma göre gördüklerimi sizlerle paylaşıyorum. Onun için de bu köşenin adını en başta “BAKIŞ AÇISI” olarak belirlemiştim. Elbette ki, düşüncelerime katılanlar da olacak, katılmayanlar da. Önemli olanın,‘okuyucunun zihninde yeni düşünce kıvılcımları oluşturmak’ olduğunu düşünüyorum. Yoksa kimseye düşünce empoze etmek gibi bir iddia ve beklentimiz olamaz. Hatta bazen, yazılarıma olan geri dönüşler benim zihnimde yeni düşüncelere sebep olmakta ki, işin benim adıma en güzel tarafı da budur.

M.Ö. 500’lerde Efes’te yaşayan ünlü Yunan Filozof, Herakleitos "Aynı nehirde iki defa yıkanılmaz" ve "Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir" derken aslında maddi olayları kast ediyordu. Ancak pek tabii ki düşünceler de zamanla değişir ve gelişir. Buna göre bizlerin de zamanla düşüncelerimizde gelişme ve değişmeler olacaktır. Ama değişmemesi gereken şey, temel ilkelerdir. Benim de buradan sizlerle paylaşmakta olduğum düşüncelerimde dikkat etmeye çalıştığım husus temel, konuları ilkelerim çerçevesinde dikkatinize sunmaktır.

Bu kapsamda; “Özgürlük, eşitlik, adalet, demokrasi, insan hakları” gibi tüm dünyada kabul görmüş evrensel değerler temel ilkelerimdir. Bu ilkeler çerçevesinde; çoğunlukla gündeme dair, bazen de gündemde olmayan ancak önemli gördüğüm konulara yönelik düşüncelerimi sizlerle paylaşmaya çalışıyorum. Bu şekilde karşılıklı etkileşim içinde oluyoruz.

Ve fakat her ne kadar Türkiye’de gündemin yoğunluğu ve temposu düşmese de aslında, hemen her konuda saflarımız belli ve herkes kendi cephesinden karşı tarafa bir şeyler söylüyor. Bu da zamanla hep aynı argümanların kullanılması sonucunu doğuruyor ve sanki “sürekli aynı şeyler söyleme ile tekrara düşülüyor” görüntüsü veriyor. Doğal olarak da bu durum, hedef kitlenin yazılan ya da söylenene ilgisini azaltıyor.

Bu sebeple bazen konuları ele alırken, o konu ile ilgili kendi yaşamış olduğum durumların bende yarattığı duygu durumunu da sizlere anlatıyor, bazen de gündem dışından konular seçiyorum. Ama yine de bazı haftalar konu seçmekte zorlanmadığımı söyleyemem.

Yazmak kötü yola düşmek gibidir, bir kere düştün mü çıkamazsın” demişler! Bu mecrada yazmaya başlamadan önce fikirlerimi sosyal medyada paylaşıyordum. Tabii ki o paylaşımlar zamana bağlı ve bir disiplin içerisinde değildi. Ama Hudut Gazetesi ile çıktığım bu yolculukta yazdıklarımı ister istemez bir düşünce sistematiği içinde yazmaya çalışıyorum. Ve mümkün olduğu kadar da en azından okurların bir kısmının bilgi dağarcığına yeni bilgilerle katkıda bulunma gayreti gösteriyorum. İşin zor kısmını da bu oluşturuyor. Zira her yazının içine serpiştirmeye çalıştığım bazı bilgilerin güncelliğini ve doğruluğunu kontrol etmek emek istiyor.

Günümüzde özellikle sosyal medyanın sunduğu; anlık, çok hızlı ve kolay iletişim ortamı, özellikle de mesajların kısalığı sebebiyle çok fazla ilgi görüyor. Öyle ki artık pek çok kişi, gündemi sosyal medyadan takip ediyor ve gerektiğinde ayrıntıya da oradan ulaşıyor. Bu durum ise, ister istemez geleneksel medyada yer alan haber ve yazılara ilgiyi azaltıyor.

Evet, yazmak aynı zamanda kendini ifade de etmek, dolayısıyla gerçekten de yazmak bir ölçüde bağımlılık da yaratıyor. Ancak sosyal medyanın yukarıda bahsettiğim olumsuz etkisi, ister istemez bu mecranın geleceği ile ilgili kafalarda soru işaretleri yaratıyor.

Biz, Fuzuli’nin ünlü “Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil” ikilemi ile bir şeyler yazıyoruz ama bakalım, yazılı medya ve orada bir şeyler yazanlar “iletişimin doğal seleksiyonuna” ne kadar direnecek?

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Varel ailesinin acı kaybı
6 asırlık hamam satışta!
‘Ustaya yakışır çalışma’
Kırkpınar Spor Lisesi'nde erken bayram
Ulu çınar 165 yaşında!
EDİRNE ve BİSİKLET -9-
Ağırlığınca yağ teslim edildi
CHP'den mitinge davet
EKK'den Mahalle Meclisleri
'Keşan ağlanacak durumda'
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke