ANASAYFA
09 Aralık 2021 Perşembe
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ziya GÖKERKÜÇÜK / SOLDUYU
KENT KONSEYLERİ
Yayın Tarihi: 25 Kasım 2021 Perşembe, 06:14
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Geçen hafta dört günümü Balıkesir'de geçirdim. Türkiye Kent Konseyleri Birliği (TKKB) davetlisi olarak Edirne Kent Konseyi ile birlikte Türkiye Kent Konseyleri Platformu'nu temsilen katıldım toplantıya. Maalesef Kent Konseyleri de iki çatıda ayrışmış durumda. İktidara yakın konseyler TKKB çatısı altında dernekleşmişler ve muhalif olanlar da Türkiye Kent Konseyleri Platformu (TKKP) adı altında birleşmişler. 
Oysa 2009-2010 yıllarında Kent Konseyleri arasında iletişim, paylaşım kurmak için bir araya gelmiştik. Bursa, Yalova, Karabük toplantılarına kurucu olarak katıldık. Ancak Çanakkale'de yapılan toplantıda anlayış farkları oldu ve ayrışma yaşandı. Sonrasında bu iletişim ve paylaşım grubundan iki oluşum çıktı; TKKB ve TKKP.
Farklı çatılarda olmak doğaldır. Önemli olan bir arada da olabilmektir. Kent Konseylerine bakış ve işlevleri konusunda ayrı düşünen iki oluşum birbirlerinin yaptığı toplantılara, etkinliklere gidebilmelidir. 
Balıkesir Kent Konseyi TKKB derneğinin dönem sözcüsü ve sözcülüğü Ardahan'a devretti. İşte bu tören bir sempozyum şeklinde düşünülmüş. İyi de öyle olmuş. Genç akademisyenler için çok acemice ve art niyetliler olsa da bir sunum şöleni oldu. Ben ise odadan odaya koşarak ilgi alanımı kapsayan toplantılara katılmaya çalıştım. Yemek ve akşam boşluklarında da genç akademisyenlere deneyim aktarırken sivil kurum olması gereken konseylerin makam, mevki, çıkar için kullanılması girişimlerinin kötülüğünü anlatmaya çalıştık. 12 Eylül rejiminin karanlığında yetişen ve özellikle AKP devrinde üniversitelerde okuyan birçok genç akademisyenin bilgi kıtlığı içinde debelenmesi üzdü beni.
İyi ki gitmişim; 'Kentimiz protokolünde yerimiz olsun' diyenleri gördüm. 'Biz gönüllüyüz ama paramız-pulumuz bile yok' diyenleri gördüm. 'Belediye Başkanları kenti en iyi biliyor Konsey Başkanı onlar olmalı' diyenleri gördüm. Başarılı bir Kent Konseyini karalamak için tek kişi ile yapılan görüşmeden akademik çalışma yapan akademisyeni gördüm. Şaşaalı salonlarda, beş yıldızlı otellerde ağırlama ile saygınlık kazanmayı umarak konseyleri yönlendirenleri gördüm. 
Kent Konseyleri bu değildir. Elbet bu olumsuzluklar yanında panellerde konuşan ve anlamına uygun Konsey tarifi yapanları da gördüm ve sevindim. Çünkü bu ileri-geri çatışmasında az değiliz.İyi ki gitmişim de Edirne Kent Konseyi'nin farkını gördüm
Evet, Kent Konseyleri katılım demektir. Çünkü kent yönetimine katılım talebi ve mücadelesi insanlık tarihi ile birliktedir. Katılımcılık; toplu yaşam başladığından beri ve en önemlisi de sanayi devrimi sonrasında kentleşme ile anlam bulur.
Ülkemizde, Osmanlı döneminde saraya karşı parlamento talebi, devamında imparatorluğun dağılma sürecinde farklı anlayışların devleti kurtarma talepleri de aynı katılım amaçlıdır. Sonrasında Mustafa Kemal'in idareye hâkim olması ve tabandan, yurttaştan gelen yetersiz katılım talebi olsa da ileriyi görerek“Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir” sözüne paralel cumhuriyeti ilan etmesi hep katılım amaçlı aydınlanmacı ve demokratik kurallardır.
Ancak beş yılda bir sandığa giderek katılım göstermek yetersizdir. Demokrasi bu değildir. Gelişmiş ülkeler her an yönetime katılmanın reçetesini bulmuşlardı. Merkezi ve yerel iktidarların yanında bir de gönüllü insanların katılımını kentlerde dinamik güç olarak görmüşler ve kentlinin kent yönetimine katılımını sağlamayı amaçlamışlardı. Bu süreçte kent konseylerini oluşturdular. 
İşte Kent Konseyleri de bu dönemde, 3/7/2005 tarih ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 76. maddesine dayanılarak hazırlanmıştı.8 Ekim 2006 günlü 26313 sayılı resmi gazetede yayınlanan yönetmelik AKP'ye göre çok ileri bir yönetmeliktir.
Devamında Konseyler oluşturuldu ve kurnaz bürokratların politik oyunları ile kent muhalifleri yönlendirilmeye, tepkiler toplanarak taca atılmaya başlandı. Mevzuattan önce ve kendi iradesi ile oluşturulan Edirne Kent Meclisive benzerleri elbette başka bir konumda idi. Kenti koruma yanında kentlilerin haklarını bilmesi konusunda mücadele ederek farklılığını gösterdi.
Kent Konseylerinin en ileri ve ulaşılmak istenen hedefi ise Porto Alegre'dir. 2010 yılında Brezilya'nın Porto Allegre kentinde solcu bir belediye başkanı kazanır. Meclis ise sağcıların, liberallerin elindedir. Başkan kamusal çıkarlara ve kentlinin önceliklerine uygun bir bütçe yapar ama meclis kabul etmez. Buna karşı başkan kentin tüm sokaklarını, mahallelerini gezerek toplantılar yapar, talepleri belirler ve maliyetleri birlikte hesap ederler. Başkan yeni bütçeyi meclise sunar. Meclisin liberal üyeleri mecburen kabul ederler ve Başkanın kamusal yatırımlarının önü açılır.Gerçek katılım da sağlanır.
Bunun bir benzeri 1980 yılında Fatsa'da yaşanır. Terzi Fikri elbette gelecekte onun yaptığının Porto Alegre'de yapılacağından habersiz kendi idealini, birlikte yönetimi hayata geçirmiştir. Başkan seçildiğinde Fatsa'nın hali perişandır. Bunu ancak birlikte aşabileceğinin farkındadır. Bu nedenle ilçenin her siyasetinden ileri gelenleri toplar ve düşüncesini açıklar. İmece ile ilçeyi adeta birlikte yeniden kurarlar. İlçede yaşayan herkes memnun ve gönüllüdür. Ama bu örnek ülkede yayılırsa ağaların, sermayedarların, etkili bürokratların sözü biter diye düşünen güçler ve başlarındaki Demirel-Evren ikilisi, 12 Eylül'ün provasını yapmışlar ve kendilerince Fatsa'yı kurtarmışlardır.
Kentleri kentliler olarak yönetmenin bir bedeli idi bu harekât. İyi de 2006 yılında AKP gayet ileri ve katılımcılığı öne çıkaran Kent Konseyleri Yönetmeliğini neden çıkardı? Çünkü aydınlanmacı, sorgulayıcı güçler tüketilmiş, Terzi Fikriler yok edilmiş, Fatsa düşünceliler susturulmuş idi. Kalanlar da AB-AKP uzlaşması olarak gördükleri bu liberal bakışlı yönetmelikten medet ummadılar. Bunun sonucunda da birçok kent konseyi yerel yönetimin emri ve gözetiminde mevzuat gereği var olmak durumunda kaldı.
Kent Konseylerinin amacını iyi anlayabilen gönüllülerin egemen olduğu Kent Konseyleri kentlerinde çok güzel çalışmalar yapabilirler. Kentlerini sevenlerin bunu yapması zorunlu ve tarihi bir görevdir. Aksi halde kenarda, köşede kaçak göçek ilericilik, aydınlanmacılık, cumhuriyetçilik, demokrasicilik oynayan ama kentleri pazarlanan kentliler durumunda olacağız. 
Bu nedenle Pazar günü (28 Kasım) Edirne Kent Konseyi'nin genel kuruluna katılın ve birlikte olalım derim. Kentimizin kurtuluş günü kutlu olsun.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Edirne'yi yasa boğan kaza
Mimar Ali Erol üzdü
Aramızdan ayrılanlar
Cansu dev derbiyle tarihe geçti
Üner: Erçevik'in yaptığı etik değil
İnce’den söz vermeme tepkisi
ETUS'tan 'mazot' sitemi
Bu akşam tango rüzgarı esecek
‘Alkış değil, hakkımızı istiyoruz’
3 köy taşkından kurtulacak
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Marküteri Parke

Böcek İlaçlama