ANASAYFA
19 Mayıs 2022 Perşembe
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
İsmail DEMİRAY / SALI YAZILARI - ismaildemiray1964@gmail.com 05352588107
DÖNÜŞ YOLCULUĞU
Yayın Tarihi: 07 Aralık 2021 Salı, 05:38
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Çocuklarımızın taşınmasına yardım için gittiğimiz, torunumuzla hoşça zamanlar geçirdiğimiz 25 günün sonunda Edirne’ye memleketimize iki günlük otomobil yolculuğuyla geri döndük.

Sahilden bildiğimiz kalabalık, yoğun trafiğin olduğu yoldan gelmektense iç Ege’den Denizli, Balıkesir üzerinden gelmeye tercih ettik eşimle birlikte. Çocuklarımız neyse de torundan ayrılmak zor geldi.

Fethiye’den Boncuk dağlarının harika manzarası eşliğinde Çameli’ne ulaştık. Dağ köylerinde yer yer buzlanma olsa da arada durarak köy kahvelerinde çay molası vererek girdik Acıpayam’a. Denizli üzerinden Buldan’a uğrayarak öğle yemeğiyle birlikte Buldan kumaşından birer örnek alarak devam ettik yolumuza.

Sarıgöl, Alaşehir, Salihli üzerinden devam eden yolculuğumuz Gölmarmara’da akşam saatlerinde son buldu. Denizli’den sonra yüzlerce kilometre uzanan, halen üzerinde salkımları bulunan her yer üzüm bağları. Ege’nin insanı üzümü seviyor, yetiştiriyor, üretiyor. Karşılığını alamıyor her tarım emekçisi gibi ülkemizin. Zarar ettik diyor bir kadın üretici. “Fabrikalara versen ucuz alıyor, kuru üzüme yatırsak kurtarmıyor” diyor. Üzümün olduğu yerde şarap da olur, nerde? diyorum. “Yok şarap falan, devlet istemiyor bizim şarap üretmemizi, günahmış” diyor. Akıl alacak gibi değil, yer gök üzüm olsun, şarap üretilmesin. Memleketimizin geldiği hallere bak sen.

Gölmarmara’da otelde geçirdiğimiz sakin gecenin ardından çorbamızı içerek daha sabah güneş doğmadan çıkıyoruz yola Akhisar’a doğru. Geceden başlayan yağmur ara ara artarak, azalarak devam ediyor yolculuğumuz boyunca. Akhisar’ı dışarıdan dolaşarak Kırkağaç, Soma yoluna giriyoruz. Savaştepe’yi şöyle uzaktan izleyerek Balıkesir ovasından tekrar sola dönerek Balya ilçesine yola çıkıyoruz. Amacımız hep doğanın içinde olmak. Bu yüzden ara yolları tercih ediyoruz.

Balya madenci kasabası. Kaz dağları, Sakar dağları ve Korucu dağlarının üçgeninde yer alıyor. Kasabanın her yönünde madenler. Altın, mermer, kurşun, çinko, kömür ne ararsan var Balya’nın dağlarının altında. Kasaba geçimini madencilikten sağlamakta. Osmanlı dönemine dayanıyor kasabanın madencilik geçmişi. Şansımıza Balya’da “Dünya Madenci Günü”ne denk geliyoruz. 20 metre uzunluğunda dev bir mangal yakmışlar, binlerce ekmek poşetler içinde bekliyor. Öğlene doğru yörede yaşayan insanlara sucuk ekmek ziyafeti çekeceklermiş. Daha sabah saatleri olduğu için sucuk ekmekten nasibimizi alamasak da börekçide kahvaltımızı yaparak Yenice-Çan’a doğru yola çıkıyoruz.

Balya/Yenice yolu arasında kıvrılarak dağlar arasında, hafif bir yağmur eşliğinde harika bir yolculuk yapıyoruz. Keyfimizi bozan tek şey, ara sıra karşımıza çıkan devasa maden kamyonları. Yenice yolunda Kuzupınarı köyü ilgimizi çekiyor. Köy kahvesinin bahçesinde bir kadın oturmuş çay içiyor, kahveci de kadın. Yörük köyüymüş, çay molası veriyoruz. Çay için kadın köyünün hikayesini anlatıyor bize. 70 yıl önce eliyle gösterdiği tepelerdeki dağların zirvesinde keçi yetiştiriciliği yapıyorken devlet müdahale etmiş, ben size dağ başında yol, su elektrik getiremem, buraya düze inin demiş, dinlemişler devlet babayı, yol boyuna gelmişler, yine hayvancılıkla uğraşıyorlar, yaşamlarını sürdürüyorlar.

Dağlar, ormanlar içinde yaklaşık iki saatlik bir yolcuk sonunda Yenice üzerinde Çan ilçesine ulaşıyoruz. Cehenneme gelmiş gibi oluyoruz. İlçenin kuzeyinde kurulu seramik fabrikasının bacasından çıkan dumanlar binlerce insanın yaşadığı Çan’ı yaşanır olmaktan çıkarmış durumda. O kömür dumanı çekilecek gibi değil. Arabanın camlarını açmamla içeri yoğun bir kömür kokusu doluyor. Hızla terk ediyoruz Çan ilçesini, oysa mola verip yemek yemeyi düşünüyorduk.

Yarım saatte ulaştığımız Biga’nın harika bir ilçe manzarası karşılıyor bizleri. Düzenli temiz bir ilçe Biga. Etrafında döndükten sonra ulaştığımız Lapseki’den yarım saat sonra Gelibolu’ya geliyoruz rüzgarlı denizde sallanan gemiyle birlikte.

Trakya sınırlarındayız artık. Edirne’de sayılırız. Trakya oyun havalarıyla radarlara dikkat ederek iki saat içinde Keşan üzerinden keyifli bir şekilde tamamlıyoruz yolculuğumuzu.

Gezmek, görmek güzel şey. Cennet gibi yerlerin yanında cehenneme dönen yurt parçalarını da görmek üzüyor bizleri. Memleketimizde yanlış giden bir şeylerin de olduğunu görebiliyoruz bu gezmelerimizde.

 

 

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Varel ailesinin acı kaybı
6 asırlık hamam satışta!
‘Ustaya yakışır çalışma’
Kırkpınar Spor Lisesi'nde erken bayram
Ulu çınar 165 yaşında!
EDİRNE ve BİSİKLET -9-
Ağırlığınca yağ teslim edildi
CHP'den mitinge davet
EKK'den Mahalle Meclisleri
'Keşan ağlanacak durumda'
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke