ANASAYFA
18 Mayıs 2022 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
‘AĞIR EKONOMİK HAL’ VE ‘OHAL’!
Yayın Tarihi: 21 Aralık 2021 Salı, 05:47
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Başaramayacaksınız, Milletimizi bölemeyeceksiniz. Bayrağımızı indiremeyeceksiniz. Vatanımızı parçalayamayacaksınız. Devletimizi yıkamayacaksınız. Ezanlarımızı susturamayacaksınız. Bu ülkeye diz çöktüremeyeceksiniz. Bu halka boyunduruk vuramayacaksınız!

Geçen haftaki Meclis bütçe görüşmelerinde bir AKP Milletvekili; “Devletimizin üniter yapısını hedef alan ekonomik terör de dâhil tüm terör hareketlerine karşı tek bir cevabımız vardır” dedi ve 15 Temmuz 2016’dan beri, değişik zamanlarda birebir aynı olarak duyduğumuz yukarıdaki cümleleri sıraladı.

Esasında biz bu tip cümlelere çok ama çok alışığız!

12 Eylül 1980, Türkiye’nin yaşadığı en büyük travmalardan biridir. Öncesinde terörün yarattığı korku ortamı, sonrasında ise terörü yok etmek için toplumu her anlamda ezen oldukça katı bir cunta yönetimi, zihinlerini bile ezdi geçti bizim kuşakların!

Bugün, Türkiye’yi yöneten kadrolar ve hatta neredeyse ülkede her konuda karar mekanizmalarının başında bulunanların büyük çoğunluğu 12 Eylül travmasının yarattığı o korku ikliminde yaşamıştır.

Çocukların öcü ile korkutulması misali, bizim kuşaklar da; önceleri Kenan Evren, sonrasında Turgut Özal tarafından, “12 Eylül öncesine dönmek mi istiyorsunuz” sözüyle korkutulmuştur hep. En küçük bir özgürlük talebi karşısında hep bu söz söylenir ve hep ‘biraz daha beklememiz’ istenirdi.  

 Yüksek perdeden “Ne yazık ki bu güzel vatanın, üç tarafı denizlerle, dört tarafı hainlerle çevrilidir” nutku atıp, sürekli özgürlükleri ötelediler. Cumhuriyet kurulduğundan bu yana (12 Eylül 1980 - 19 Mart 1984 arası tüm yurtta olmak üzere) 11 ayrı dönemde toplam 33 yıl Sıkıyönetim vardı bu ülkede.

1980 sonrası, dışa açılmanın da motivasyonuyla; askerin etkin olduğu ‘sıkıyönetim’ yerine sivil siyasetin kontrolündeki  ‘olağan üstü hal (OHAL)’ yönetimi tercih edilmeye başlandı. Ve 1984’te sıkıyönetim kaldırılan bazı illerde OHAL ilan edildi. 1987’de tüm illerden sıkıyönetim kaldırıldı, ancak bazı illerde 2002 yılına kadar, 15 yıl boyunca OHAL uygulandı. Ve 15 Temmuz 2016’dan sonra 2 yıl daha olmak üzere, Türkiye toplam 17 yıl OHAL ile yönetildi.

Böylelikle, 98 yıllık Cumhuriyetinin 40 yılı olağan olmayan yönetim rejimleriyle geçti!

Bir toplum için ne kadar ağır bir yük!

Buna isyan eden Bulutsuzluk Özlemi adlı müzik grubu 1990’daki albümünde, ‘Acil Demokrasi’  isimli şarkısında şöyle diyordu: “Olağanüstü haller / geçiş dönemleri / sıkıyönetimler / ‘şimdi sırası değil’ler… / çelişkiler keskinleşsin diye / böyle mi geçsin ömrüm / acil demokrasi…

Ama demokrasiye geçişe engel olan tek şey ‘içteki hainler’ değildi ki, öyle kolayca üstesinden gelinsin. Bir de, “Türkiye üzerinde emelleri olan ve karanlık oyunlar tezgâhlayan,” ‘dış güçler’ vardı. Bu ‘içler’, ‘dışlar’ çarpımını sonucunda ise bize hep faşizan yönetimler düştü!

Ve elbette bununla da kalmıyor; “Ülkemizin üç tarafı adeta ateş çemberi içinde! Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkaslar gibi, yıllardır ateşin sönmediği bu coğrafyada bekamız her şeyden önemli. Ve tabii ki, onların derdi demokrasi değil, devleti zayıflatmak”!!!

Tüm bunlara alışkındık! Ama geçen hafta; Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çok yakın bir hukukçu olarak bilinen, Prof. Dr. İzzet Özgenç şöyle bir paylaşım yaptı:  “Türk Lirasının yabancı paralar karşısındaki süregelen değer kaybı, “AĞIR EKONOMİK BUNALIM” sonucunun ortaya çıkacağı süreci başlatmıştır. Bu nedenle kaçınılmaz görünen ağır ekonomik bunalım sebebiyle OLAĞANÜSTÜ HÂL ilânına (Any., m. 119), toplum olarak hazırlıklı olmamız gerekir.

İşte bunu beklemiyorduk! Evet, bünyemiz OHAL’lere pek alışkın ama bir taraftan 2021’de dünyanın en yüksek oranda büyüyen ülkesiyiz, ihracatta rekor kırıyoruz, cari açık düşüyor, ekonomimiz şaha kalktı” derken, diğer taraftan  ‘Ağır ekonomik bunalım’ gerekçesi ile OHAL’i dillendirmek neyin nesi? Doğrusu bunu pek anlamadık.

Galiba kafaları o kadar karışık ki; muhtemelen, ‘Ekonomi iyice dibe vurmadan erken seçime gitmeyi, erken seçime giderken de OHAL ilan etmeyi’ düşünüyorlar ve ona gerekçe arıyorlar!

‘Daha çok oy kaybetmeden bir baskın seçime gitmeyi, bu koşullarda yapılacak seçimi kazanmak için de Suriye’de bir şeyler yapmayı ve bu maksatla OHAL ilan etmeyi düşünebilecekleri’ akıllara geliyordu ama ‘ekonomi gerekçesi ile OHAL’ sürpriz oldu!

OHAL olur mu? Olursa hangi ‘hal’den olur? Bilemiyoruz!

Ama şunu biliyoruz ki; OHAL olsa da, olmasa da, “Başaramayacaksınız” ile başlayan o cümleleri çok duyacağız.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Aramızdan ayrılanlar
Belediye çalışanı Burak Göktaş vefat etti
Elveda Rumeli!
Pilav bahane, buluşmak şahane!
‘Ediwood içimde ukde!’
'Fahri Hemşehri'ye veda yemeği
Edirne Lisesi 165 yaşında
Oltalar ödül için yarıştı!
EDOSK'tan tarihi gezi
EDİRNE ve BİSİKLET -8-
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke