ANASAYFA
27 Ocak 2022 Perşembe
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Müşerref GİZERLER /
EDİRNE'DE GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE LOKANTALARIMIZ -21-
GAR LOKANTASI HÜSEYİN SARBAT SARBATLAR (3)
Yayın Tarihi: 08 Ocak 2022 Cumartesi, 05:50
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

KARAAĞAÇ'TA YÜZ YILDIR ESEN KOÇ HÜSEYİN RÜZGÂRI
Uzaktan gelen kimyon kokusunun yüzyıllık hikâyesi:
Balkan Savaşı ile birlikte uzun ve meşakkatli yılların ardından Lozan Anlaşması ile savaş tazminatı olarak verilen ve 14 Eylül 1923 tarihinde Türk Makamlarına teslim edilen Karaağaç'ta yeni bir dönem…


İşgal döneminde sadece asker ve mühimmat taşımak amacıyla işgalci güçler tarafından kullanılan demiryolu Lozan'dan sonra tekrar işlemeye başlar.
Böylelikle Batı Trakya'dan Edirne ve civarına yerleşmeleri sağlanacak mübadiller de tren yoluyla gelmeye başlıyorlar. Selanik'ten gelen ilk kafilede Karaağaç'a yerleşecek ailelerin birinde askerliğini Yunanistan'da yapmış genç Hüseyin de vardır.
Selanik'te esnaf lokantası olan babasını (Kerim) Balkan savaşında kaybetmiş, babaannesi, annesi ve diğer aile yakınları ile birlikte gar civarında bir evde yaşamaya başlıyorlar. Babasına lokantasında yardımcı olan babanın ölümünden sonra da lokantayı bir müddet devam ettiren babaannesi (ismi hatırlanamadı) garın karşısında küçük bir aş evi açıyor. Yanında da genç torunu Hüseyin var. O da babaanneye Selanik'te çıraklık yapmış. Aş evine gar müdürü ve çalışanlar yemeğe geliyor. Mahrumiyet dönemleri, malzemeler kısıtlı. Ev ve bahçelerde yetiştirilen taze ve kuru sebzeler, kümesten çıkanlarla yapılıyor çorba ve kuru fasulye gibi yemekler. Bu yemeklerin yanına kimyon-nane ile servis edilen köfte ile yine evde yapılan turşular da dâhil olunca aşevi adeta ikinci bir gar yemekhanesi gibi. Trenle gelmeye devam eden mübadil komşularına da sıcak çorba yemek de çıkarıyor babaanne(1925-1926 yılları) 


Zira garın çok yakınında bulunan aş evinin çevresi hep kalabalık ve hareketli. Günler ve yıllar geçiyor. Garın çok yakınında bulunan aş evi ve çevresi hep kalabalık ve hareketli. Mimar Kemalettin tasarımı yeni gar binasının 1930 yılında açılması ile PTT binası, lojmanlar, hangar ve depo gibi yapılarda yeni düzenlemeler, lojmanlara yerleşim, fidanlıkta, İstanbul Güzergâhı üzerindeki tüm istasyonlar için başlayan fidan ve çiçek yetiştiriciliği 70'li yıllara kadar devam ediyor. Karaağaç garı aynı zamanda gümrük. Yunanlı görevliler de var. Onlarda Karaağaçta yaşayıp, lojmanları da kullanıyorlar. Edirne'ye uzanan şehir hattı üzerindeki şehir istasyonu da aktif. Avrupa'dan gelen yolcuların ilk muayeneleri yapıldıktan sonra bu hat ile Meriç Köprüsü Karaağaç çıkışındaki eski karakol ve gümrük binasına aktarılıyor. Bu yolcular içersinde şark-orient ekspresinin İstanbul'da Pera Palas'a giden/gelen şık, Avrupa'ya, İstanbul'a gidecek Edirne'li şık yolcular; şehir hattında zaman zaman kente ve Karaağaca doğru bir aynı vagonlarda birlikte yolculuk yapıyorlar. (Mimar Mergup Nurengin'in anılarından sanat tarihçi Yılmaz Büktel'in paylaşımlarını kaleme alan Emre Mert araştırmasından).


Bu renkli ve hareketli yıllar Yunanistan Pityon istasyonu üzerinden geçen ve sıkıntılar yaratan hatta Pehlivanköy üzerinden yeni bir hattın yapılıp Kapıkule garı ile gümrüğün buraya taşınmasına kadar devam ediyor. 
Hüseyin Sarbat'ın babaannesinin açtığı Selanik yemeklerinin de yapıldığı aşevi de annesi ve eşinin katkıları ile devam ediyor. Gar çalışanları ve Türk ve Yunan idarecilerle dostluklar kuruluyor. zaman zaman da gar yemekhanesi ve eski garın batısı-Fidanlık yanında bulunan döneminde (tarihi bilinmiyor) restoran yapılan ve gar işletmesinde Gar Lokantası olarak çalıştırılan lokantada da yemek yapmış oldukları ihtimalini belirtiyor oğul Murat Sarbat. 


Çalışkan bir aile Hüseyin'in ailesi. Kendisi de cabbar ve yürekli. Aynı zamanda yemeğin hakkını verir şekilde kilolu, iri yapısı 120 kilo civarında diyor oğlu bu nedenle  'aşçı Hüseyin ' yanında 'Koç Hüseyin' olarak da isim yapıyor Karaağaç'ta. 
Ve ilerleyen zaman içinde gar işletmesinde olan restoran kiralama ile özel şahıslara verilmeye başlanması ile yetkililerin yüzü Koç Hüseyin'e çevriliyor. Restoranın işletmesi teklif edilince ailece buraya geçiyorlar. Bodrum katı mutfak ve asansörle yemek bölümüne geçilen lokanta binası.  Tahta masa ve sandalyelerden ibaret ilk dönemler. Anneler ve gelinler derleyip topluyor mekânı. Zamanla mermer masalara geçiliyor. 
Selanik  usulü salata ve atıştırmalıkları Hacer Hanım, plaki, yaprak sarması ve rakı mezeleri Hüseyin Usta'dan. Altmışlı yıllar ve yetmişli yılların başında.  Kimyon ve nane ile servis edilen ev yapımı köfte geleneği devam ediyor bunları da evde istirahate çekilen büyük anneler hazırlıyor.
Haydarpaşa işletme Müdürü'nün olduğu dönemde yemekli vagonlar da devreye giriyor. Yemekli vagonun işletmesi de iyi yemek yapmaları nedeniyle teklif ediliyor Hüseyin Sarbat'a. Vagon restorana oğulları Akın yanında Kadir ve Murat'ta yetişmiş ve ekibe dâhil olmuşlardır. İstanbul Sirkeci-Edirne yolcu trenleri akşam 21.30 da karşılıklı kalkıyor. Yolculuk yapacak Edirne'liler, aileler kalkış saatinden iki üç saat öncesinden faytonla gelip lokantada yemek yiyorlar. Kalkış saati gelenlerinde mönüsü vagon lokantasında hazırlanacaktır. Bu uygulama iki yıl sürüyor.  


En iyi müşteriler İstanbul'a gidecekler ve Yahudi aileler ve Edirne eşrafı. Faytonla Karaağaca gelip yemeklerini yiyor, rakılarını içip tarihi mekân ve atmosferin keyfini çıkarıyorlar. 
1970 yılına kadar karşılıklı seferler dönemlerde İdare amiri Yunanlı Taso ve Foti'nin kendilerine çikolata ve cimdaki getirdiklerini hatırlıyor Murat Sarbat. Ayrıca Edirne'de eczanelerde bulunmayan özellikle ırgaprin (iğne) gibi ilaçlarda doktor reçetelerine istinaden Yunanistan'dan getirilmesine yardımcı oluyor Koç Hüseyin. Köfteci Hamit Çata'nın göz damlası ilaç hatıraları arasında. 


Almanya'dan kalkan trenler geçiyor, ayrıca yılbaşında Avrupa'dan kalkan özel trenlerin, garda durup su ve kömür takviyesi için verdikleri 15-20 dakikalık molalarda yolculara sepetler içinde köfte ekmek satıyor Akın, Murat, Kadir Sarbat kardeşler. Anne ve hayatta olan ablaları Firdevs'in (Göktunca) lokantada bulundukları için gar çalışanları ve aileleriyle sıkı dostlukları var. Sağlık memuru Ahmet Yağcılı (Edirne Lisesinden arkadaşım Fürüzan'ın babası) ve Kırkpınar Marşı bestecisi Karaağaçlı Beyazıt Şansı hep lokantada. “mecburmuyum sevmeye gözlerin güzel diye” bestesi Ahmet Yağcılı'nın sesinden muayene memuru Sabahattin beyin eşlik etmesi ile gece yarılarına kadar duvarlarda yankılanıyor. 
Rakı sohbetli, şarkılı gecelerin sonunda 10 çeşit yemeğin yapıldığı kömür ateşinde pişen sade kahve ile sabaha uzanılır.
Garın Arap misafirleri de var. Bağdat Demiryolu ile yazın İstanbul'a gelen Zengin Arap gurupları garın karşısında otel gibi hazırlanan vagonlarda bir ay kalıyorlar. Vagonları bakımlı, banyo ve tuvaletleri var, makinistleri için dinlenme yatma eşyaları ile donanımlı 5 yıldızlı otel gibi. Bol bahşiş veren özel vagon müşterilerine sabah ve öğlen yemekleri, şişkebap ve köfte ve et ızgaralar dayıları İbrahim tarafından hazırlanıyor. 
Kırkpınar festivali şenliklerine trenle gelenler de lokantanın müşterileri. Yatacak yer bulamayanlar bahçede yatıyorlar o zaman sivrisinek yok. Babaanne, anne ve kızkardeşin komşuları ile yaptığı en az 150 tane zeytinyağlı karaağaç biberi dolmalarından ve köfte, içecekle hazırlanan paket bu yolcuların bahçede çayır lokantası yiyecekleri.
Gar lokantasında kuru fasulye ve 10 çeşit sulu yemek var. Akşam için Büyük Döllük köyünden alınan tavuklar haşlanıp tereyağda kızartılıp bütün olarak servis yapılıyor. Yunanlı görevlilere de veriliyor. Katısı ile de pirinç çorbası üzerine kızdırılmış tereyağ sosu…. 
Denetleme görevlileri ve kıymetli müşteriler için masa örtüsü kullanılan kare masalar desenli mermerden. Bahçe kısmında akasyalar altında, yaz ve kış çiçekleri arasında mis gibi bir ortam. Tam sahibi Koç Hüseyin'e uygun bir mekân Gar Lokantası. Zira gezmeyi, yemeyi içmeyi yaşamayı seven bir bir kişi. En İyi dostu Muhittin Ağaoğulları. Lokantasının da en itibarlı misafiri. Birlikte geçirdikleri zamanlar çok.
Selanik'teki baba lokantasından itibaren, babaannesi ile Karaağaçta devam eden aş evinden sonra Gar Lokantası işletmeciliğini ailesi ve çocukları ile birlikte sürdürmüş. Oğullarını gelecek için meslek sahibi yapma becerisi olan bir işletmeci.1972 yılında vefatı ile Gar Lokantasını birkaç yıl daha oğulları Kadir ve Murat işletiyorlar. 
İstasyon kapanıp Ayşekadın İstasyonu açılınca da buranın büfesi Sarbat kardeşlere veriliyor. İki yıllık süre sonunda okulun yanında açtıkları yere içki ruhsatı alamayınca kapatıp 1975 yılında şimdiki Ceviz kafe karşısında geleneksel kimyon, nane kekik servis köfteleri, ızgara çeşitleri zeytinyağlı mezeleri ve geçmişten itibaren evde yapılan turşuları (yılda bir tona yakın ) ile yeni bir yer açıyor Murat ve Akın Sarbat. Turşular ve şişe damacanalarla evlerimize aldığımız buz gibi sinekli suyu müessenin ikramı.
Bu müessesede hizmet devam ederken 1976-1985 arasında Kadir ve Murat kardeşler Zındanaltı'nda yine içkili köfteci ve balıkçı dükkânları ile Edirnelilere hizmet veriyorlar.
Murat'ın yeri ve köftesi olarak anılan yerde köfte hep aynı lezzet ve sunumda babaanne ve Koç Hüseyin yadigârı. Etrafına saldığı kimyon kokusu besbelli Koç Hüseyin Rüzgârından.  Bu mekânın baba yadigârı müdavimi de Trakya Üniversitesi'nde Rektör Yardımcılığı yapmış Ömer Yiğitbaşı. Garda kısım amirliği yapan babası Hasan Yiğitbaşı'na çocukluk yıllarında bisikletiyle gelen Ömer Hoca 'nın anıları da sanıyorum bir başka lezzettedir…. 
Ve bir mekân daha kapanmak zorundadır. İçkili mekânları işletmenin yorgunluğu ile özellikle Murat Sarbat'ın sağlık problemleri nedeniyle Murat'ın yerinin 2013 yılında kapatılması ile birçok Edirne'li gibi ben de hüzünleniyorum. 
Ta ki AKINCAN mekânı açılana kadar. 
Gar caddesi üzerindeki bu mekân bayrağı alıp götürecek üçüncü kuşak Akıncan adına. Bu kez Akın (Sarbat) dedenin koltukları altında oğlu Hakan ve torunu Akıncan Sarbat var. 
Özellikle Akıncan Sarbat, büyük büyük dedesi Koç Hüseyin'in yüzyıllık rüzgarını yeni yüzyıla taşımak üzere bayrağı eline almış gibi…..

Huzurla uyu Koç Hüseyin, 
Sarbat kardeşlere selam olsun. 

Yolun açık olsun AKINCAN. 
 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Aramızdan ayrılanlar
Kasımpaşa'ya büyük fırsat!
Küçük Arda Yılın Sporcusu
TYSD'de 'Ağaoğulları' yeniden
Süloğlu eski belediye başkanı vefat etti
Pazarkule tümüyle modernize
İYİ Parti'ye yeni üyeler
850 ilaç bulunamıyor!
Atkılı formalı davet!
İba'dan İmamoğlu'na fotoğraflı tepki
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke

Böcek İlaçlama