ANASAYFA
17 Mayıs 2022 Salı
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Nurhan IŞIKSEREN / Eleştirel Düşünce
“Demokrat Cumhuriyet Halk Partililer” (2)
Yayın Tarihi: 23 Mart 2022 Çarşamba, 05:04
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Edirneli bir grup Cumhuriyet Halk Partilinin, 2023’e ertelenen kurultayın bu yıl yapılması için Kılıçdaroğlu ve Parti Meclisi’ne gönderdikleri dilekçenin üzerinde durduk geçen hafta.

 

Konuyu açacağız ama öncesinde bir parantez…

 

“Demokrat Cumhuriyet Halk Partililer”, bir grup ismi değildir.

Genel Merkeze gönderdikleri dilekçenin içeriğinden kaynaklı bir nitelendirme vardır.  

CHP’de demokrasiyi içselleştirmiş üyenin önemine vurgudur.  

 

Evet, partilerinin demokratik/saydam/dürüst yönetilmesi için yıllardır çaba içindeki,

‘önce fikriyat sonra icraat’ anlayışında hareket eden bir arkadaş/dost birlikteliğidir söz konusu olan.

 

CHP’deki yönetsel ve örgütsel sorunların saptanmasından çözüm önerilerine kadar 2011 yılından beri kararlı bir uğraş içindeki bu partililer; gerek basın duyurusu/sosyal medya üzerinden gerek eylem ile ürettiklerini kamuoyu ile paylaşmaktadırlar.

Kâh kahvede kâh pastanede kâh parkta bir araya gelirler.

Asıl buluşma mekânının mahalle/örgüt/danışma kurulu toplantısı kapsamında ilçe binası olduğunu çok iyi bilirler.

 

Ne var ki, tüzük gereği 3 ayda bir yapılması gereken ilçe danışma kurulu toplantısı nadiren gerçekleşmektedir. Gerek il başkanlığına gerekse genel merkeze, 2011 yılında başlayan ve belli aralıklarla tekrarlanan dilekçelerdeki düzenli danışma kurulu/aylık örgüt toplantısı talebi de bugüne kadar karşılık bulmamıştır.

 

Görüldüğü gibi, örgütsel bütünlüğün sağlanması amaçlı girişimler yok değildir.

 

Açıktır ki, CHP’de bölünmüş bir örgüt yapısı söz konusudur ve bu da parti dinamiklerine,

kolektif siyasi pratiklere dayalı parti çalışmalarını örselemektedir.

 

Bu sorunun genel merkez tarafından çözüme kavuşturulmaması,

“böl-yönet” kadim anlayışını akla getirmektedir haliyle.

 

Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar yolunda ilerlerken örgütsel bütünlüğe/dinamiğe değer vermesi gerektiğinin altını çizmiş olalım.

 

Parantezi kapatalım ve ana konuya dönelim…

     

Birinci bölümden anlaşılacağı üzere konunun kapsamı geniş, sadece genel merkez oligarklarına endeksli bir analiz yetersiz kalır; bu partideki genel merkez-yerel ilişkisindeki çarpıklıkların oluşum dinamiğini, bunda yerel aktörlerin tutum ve davranışlarındaki etki ve payını da mercek altına almak icap ediyor.

 

Genel Merkez’in yönetim gergefinde şekil almaya/kodlanmaya teşne yerel aktörler olmadan CHP’deki bu düzenin sürdürülebilir olması mümkün değildir.

 

“Bir elin nesi var, iki elin sesi var” misali birbirini tamamlayan iç içe geçmiş iki halkadan ibaret, “al gülüm ver gülüm” anlayışından beslenmektedir CHP’deki oligarşik yapı.

 

Merkez elbette dominanttır ama yereldeki ‘dümen suyu’ düşkünlüğü işleri pekâlâ kolaylaştırmaktadır. 

 

Biraz ün/unvan, oturacak bir parti yönetim koltuğu, hiç olmazsa koltuğun kolçaklarına tutunacak bir pozisyonu, milletvekili/belediye başkanı/meclis üyesi gibi temsil görevlerini yaşamın yegâne anlamı gören o kadar çok siyasi aktör var ki, tiyatroya oyuncu bulmayı da ziyadesiyle kolaylaştırmaktadır.

 

Bu tiyatroda yer almak için sırada bekleyen, “gönüllü kulluk” yapmak için yanıp tutuşan  figüran da çok tabii.

 

Bu öyle bir hal almıştır ki,  demokratik, saydam, liyakata dayalı parti işleyişinin hiçbir önemi kalmamıştır. Belirleyici kriter: güçlü birine yanaşmak, himayesine girmek ve tiyatroda biçilen rolü güzelce oynamaktır.

 

Güç kimin elindeyse onun kanatları altında yer alabilmek için “gönüllü kulluk”, çeşitli şirinlikler yapanlar görece masum figüranlardır.

 

Ayıptır söylemesi; yalakalık, goygoyculuk, siyasi tetikçilik gibi meziyetleri parti kimliği ile örtüştürenlerin sayısının artmasındadır sorun.

 

Bu tıynetteki figüranların ortak özelliği ise, siyasal yoldan bir imtiyaza sahip olmalarıdır.

 

Şahsen kendisi veya bir akrabası devlet kurumlarından birine yamanmıştır.

 

Bu iş için belediyelerin özenle biçilmiş kaftan olduğunu hatırlatmaya gerek yok sanırım.

 

Parti muktedirlerine yanaşarak yerelde güçlü konum elde etmek ya da temsil görevlerinden birini kapmak için pozisyon siyaseti yapan aktörler/figüranlar, en az tepedekiler kadar CHP’ye yakışmayan parti yönetim anlayışı, örgüt işleyişinden sorumludurlar.

Bu büyük ayıba ortaktırlar.

 

Doğrudur, CHP'nin üzerindeki iktidar sorumluluğunu taşıyabilmesi için demokratik, saydam, dürüst bir yönetim biçimine kavuşması zaruridir. Bunun yolu da CHP'nin öne çıkardığı siyasi ahlâk meselesinde önce kendisine ayna tutması ve çekidüzen vermesinden geçmektedir.

 

Kendi içinde siyasi ahlâk sorununu halledemeyen bir CHP'nin güven veren, inandırıcı bir parti kabul edilmesini kimse beklemesin.

 

Fakat öyle anlaşılıyor ki, Kemal Bey ve şürekâsının parti sorunları umurlarında değil.

Onlar, görevlerini(!) yerine getirme peşindedirler.

 

Görevde kalabilmek için de parti içi iktidarı elden kaçırmamak mecburiyetindedirler.

İl/ilçe yönetimlerini kontrol altında tutmak ve kendilerini merkez yönetim koltuklarına tekrar seçtirmek ana gayedir.

 

Ne hazindir ki, Cumhuriyet Halk Partililer de kendilerine yapılan bu hakareti görmezden gelebiliyorlar.

 

Çelişki çok…

 

Bir tarafta, statükonun bir parçası olmaya meyyal, partideki bozuk düzen çarkının ürettiği yanlışlara kendini kaptırabilen partili profili. Diğer tarafta ise, bu partili profilinin ülkenin AKP tarafından kötü yönetilmesinden rahatsız olması.

 

Yanı sıra; emperyalizmle sürekli bir hesaplaşma arayışı üzerinden,

‘sol jargon siyaseti’ne yaslanarak varlık göstermesi.  Yani, büyük anlatılara dayalı konforlu bir siyasi duruş ile kendini ifade etmeyi yeterli gören çok sayıda partili var CHP'de.

 

Dolayısıyla, CHP'nin parti dışı güç odaklarınca yönlendirilmesini kendine bu kadar dert edinen partililerin, neden lider sultasını, genel merkez oligarşisini yıkmak,

CHP'yi üye/örgüt/program partisi yapmak için dinamik yaratamadığı sorusu da haliyle kendiliğinden önümüze geliyor.

 

Lakin köşeye sıkışmışlık halinden nasıl çıkılacağına kafa yoran, tepkilerini dillendiren, çözüm öneren: özgür, erdemli partililerin sayısı da az değil.

 

Kılıçdaroğlu düzenine (tahakkümüne) bireysel çıkarlar açısından teslim olanların dışındaki kahir ekseriyet CHP'nin atağa kalkmasını, iktidar hedefine örgüt gücünü arkasına alarak odaklanmasını istiyor. Buna rağmen tabanda gereken dinamiğin bir türlü yaratılamaması da ilginç tabii.

 

Ülkenin demokratikleşmesi, iyi yönetilmesi için CHP bir iddia taşıyacaksa (ana muhalefet partisi konumu başlı başına böyle bir iddiadır), önce kendisini iyi yönetmek zorunda olduğunun farkına varacak. Parti tabanında anlaşılması elzem, yalın gerçek budur.

 

Partililer lider sultasına, genel merkez oligarşisine son verecek basireti göstermelidirler. Aslında bu potansiyel CHP'de mevcuttur. Mesele, bu potansiyel enerjinin kinetik enerjiye çevrilebilmesindedir.

Bunun için de, “öğrenilmiş/öğretilmiş/kabullenilmiş çaresizlik” sarmalından çıkmak, genel merkez tarafından uyuşturulan parti örgütünün silkelenmesi lazım.

 

Evet, bir çıkış bulamayacak kadar basiretsiz olabilir mi CHP örgütü?

 

Üstelik üyeler arası iletişim için başta sosyal medya olmak üzere dijital iletişim araçları ciddi bir olanak sunarken.

 

Partililer arası iletişim ve etkileşimin önüne bilinçli şekilde set çeken merkeziyetçi/oligarşik yapıyı tarumar edecek bir güç, bilgiden, bilgi paylaşımından gelen ama verimli kullanılması gereken bir güç mevcuttur. Sadece doğru dürüst değerlendirmeyi beklemektedir.

 

Evet,  CHP'deki temel sorun, bu partinin dünya görüşünü, savunduğu değerleri temsil edecek bir karakterde, hak ettiği değerde yönetilmemesidir.

 

Gücünü kolektif siyasi pratiklerden, parti örgütünden almayı hedefleyen bir liderliğe,

kadroya ihtiyaç olduğu kanaatindeyiz... Ne zaman hayata geçer, bilemem. Ama gerek şart!

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Aramızdan ayrılanlar
Elveda Rumeli!
Belediye çalışanı Burak Göktaş vefat etti
Pilav bahane, buluşmak şahane!
‘Ediwood içimde ukde!’
'Fahri Hemşehri'ye veda yemeği
Oltalar ödül için yarıştı!
Edirne Lisesi 165 yaşında
EDOSK'tan tarihi gezi
EDİRNE ve BİSİKLET -8-
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke