ANASAYFA
25 Haziran 2022 Cumartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
VATAN SANA DOLAR FEDA!
Yayın Tarihi: 17 Mayıs 2022 Salı, 05:44
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Çanakkale’de, cepheye geldiğinde mermisi bittiği için geri çekilen askerleri gören Yarbay Mustafa Kemal onlara;

 “Süngü tak, yere yat” emrini verdi ve devam etti:
Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman  içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir.

Aniden mevzi alan Türk kuvvetleri, düşmanın şaşırıp takibi durdurmasına sebep oldu. Artık Türk siperlerinden hiçbir asker ayrılmıyordu. Şehit düşenlerin yeri hemen dolduruluyordu. Adım başına bir mermi düşüyor; toprak adeta kaynıyordu!

Her bir cephesi ayrı bir destana konu Çanakkale Savaşı’nı kazanmasına karşın, Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’nı kaybetmişti. Savaş sonunda başkent İstanbul işgal edilmiş ve 13 Kasım 1918 günü itilaf devletlerinin donanması Boğaziçi’ne intikal etmeye başlamıştı.

Komutan ve liderliğiyle, Çanakkale Savaşı’nın kazanılmasına büyük katkı sağlayan Mustafa Kemal Paşa, düşman donanmasının bu geçişini Haydarpaşa’da izlemek zorunda kalmıştı. Büyük bir üzüntü ve öfke yaşayan Mustafa Kemal Paşa, gördüğü bu manzara karşısında, yaveri Cevat Abbas’a “Geldikleri gibi giderler” dedi.

Evet, geldikleri gibi gittiler ama hiç de kolay olmadı o geldikleri ile gittikleri arasındaki zaman içinde yaşananlar!

Bandırma Vapuruna binen Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919 sabahı Samsun’a ulaştı. Ve işte o sabah itibarıyla yepyeni bir süreç başladı.  

22 Haziran 1919’da yayınlanan Amasya Genelgesi’nin birinci maddesi: “Vatanın bütünlüğü milletin bağımsızlığı tehlikededir” şeklindeydi.

23 Temmuz 1919’da Erzurum Kongresi'nde alınan kararlarda ise şu cümle yer alıyordu: “Milli sınırlar içinde vatan bölünmez bir bütündür, parçalanamaz.

Ve 26 Ağustos 1921’de, Sakarya Meydan Muharebesi’nde Mustafa Kemal Paşa’nın emri:Hatt-ı müdafaa yoktur, Sath-ı Müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça bırakılamaz!”

Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” sözünün, ruhunu teşkil ettiği Kurtuluş Savaşı, bir yok oluşun, yeni ve çok daha güçlü bir varoluşa dönüşmesiyle sonuçlandı.

O günler için; Mehmet Akif, İstiklal Marşı’nda: “Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ / Şühedâ fışkıracak, toprağı sıksan, şühedâ" derken,

1938’de Mithat Cemal Kuntay da; "Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır / Toprak eğer uğrunda ölen varsa Vatan’dır" diyordu.

Savaş bitmiş, büyük acılar çekilmiş, binlerce şehitler verilmiş ve kanla yazılan kurtuluş destanıyla, yurt toprağı vatan kılınmış ve o vatan üzerinde Mustafa Kemal’in önderliğinde yeni bir devlet kurulmuştu.

Artık yapılacak şey; geçmişin acı izlerine bakıp üzülüp oyalanmak yerine, savaşın yaralarını sarmak ve uğruna ağır bedeller ödenen bu vatanı daha gelişmiş bir hale getirmekti.

Yanık Ömer, her savaştan bir yara taşıyor / Yanık Ömer, yiğit Ömer, övünmeden yaşıyor.” İşte bu meşhur türküdeki Yanık Ömer ve daha binlercesi yani tüm halk da, geçmişin acılarını bırakmış geleceğe bakıyordu.

Atatürk’ün önderliğinde her alanda büyük bir başarı yakalayan ülke, büyük bir refaha kavuşmuş ve o büyük fedakârlıkla var edilen vatanda, vatandaşın yüzü gülmeye başlamıştı.

Vatandaş çalışıyor üretiyor, vatanı korumakla görevli askerler “Vatan sana canım feda” ruhuyla görev yapıyor ve evladını şehit veren analar/babalar da (bağırlarına taş basıyor ama) “Vatan sağ olsun” diyordu.

Ancak siyaseti vatan ve vatandaş için değil, öncelikle kendi şahsi menfaatleri için kullanan siyasetçiler için vatan ve vatandaş kavramı değişmeye başlamıştı.

Orhan Veli, “Neler yapmadık şu vatan için /  Kimimiz öldük / Kimimiz nutuk söyledik”  dizeleriyle durumu özetliyordu.

Şiirlerinde halkın, yani vatandaşın menfaatini önceleyen Nazım Hikmet ise, 1951’de “Vatan Hainliği” suçlamasıyla vatandaşlıktan çıkartılmasına şöyle karşılık veriyordu.

Vatan çiftliklerinizse / kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan / vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan / vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın / fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan / vatan tırnaklarıysa ağalarınızın / vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan / ben vatan hainiyim…”

Ve “Irmağının akışına ölürüm Türkiyem” diyenlerin iktidarda olduğu bu dönemde ise, 250 bin (geçen hafta 400 bine yükseltildi) dolarlık konut alan yabancılara Türk vatandaşlığı satılmaya başlanmıştı!

Şehit kanıyla sulanarak vatan yapılan bu topraklarda şimdi artık iki türlü vatandaş var: “Vatan sana canım feda” ve “Vatan sana dolar feda” diyenler!

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Aramızdan ayrılanlar
Koman'ın eserine rekor rakam!
Gülen'in yeğeni sınırda yakalandı!
Kupada hasadı Tarım İl Md. yaptı!
TÜ 40 değil 53 yaşında!
Kamyonetin çarptığı at telef oldu
Edirne'ye 8 doktor kadrosu
Üründe 'mor' alternatif
Kaybolan tekneyi radar buldu!
Ihlamurlardan ne istediniz?
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke