ANASAYFA
01 Şubat 2023 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ziya GÖKERKÜÇÜK / SOLDUYU
GEZİ
Yayın Tarihi: 02 Haziran 2022 Perşembe, 05:58
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Dokuz yıl önce bu günlerde, Taksim Meydanı’nda, baharda yeşeren umut ve umudun simgesi ağaçları, beton ile kaplanmak üzere kesmeye niyetlendi iktidarın betoncuları.

Neymiş? Eskiden orada kışla varmış! Her tarafı beton olan Taksim’in son ağaçları yok edilip kışla yeniden aslına uygun yapılacakmış. Tarihi binaları anımsatıyorsan kışla öncesini, daha öncesini de yerine koy demezler mi? Ne kadar eskiye gidersen git bu kadim kentin altı tarihtir. Hepsini üst üste koymak mümkün mü? Dahası ey iktidar samimi ol, hepsini simge olarak görünür kıl. Ne kadar eskiye gidersen git; ilk, doğadır.

Dokuz yıl önce bu günlerde sökülmeye başlanan ağaçlara karşı semtin duyarlı insanları karşı durdu önce, sonra mahalleliler. Kepçeler durdu biraz. Sonra tam yetkili olarak emirler gelmiş olmalı ki biber gazlı, coplu, sopalı güvenlik güçleri geldi alana ki kepçeleri korudular, karşı duranları dağıtmaya çalıştılar.

Karıştı ortalık. Tüm ülkenin dikkati Taksim Gezi Parkı’ndaydı. İletişimin gelişmişliği ile her saat büyüyordu kalabalık. Akşamları iş çıkışı yüzbinleri geçiyordu. Beyaz yakalısı, mavi ceketlisi, öğrencisi, işçi tulumlusu, emeklisi ve en güzeli ve anlamlısı da çocuklar ve kadınlar doldu alana. Her biri, bini, on bini bir ağaca tutundu ve kestirmedi.

Artık ağaçları korumayı aşmıştı durum. Yeter diyorduk, yeter. Nöbete kaldık çoluk çocuk. Çadırları doldurduk dostluklarla.  Birbirimizi eğittik, ortak yaşamı denedik. Birbirimizin acısını, eksiğini, simidini, flamasını, gömleğini paylaştık. Nöbette kitaplar okuduk birbirimize, kır kütüphaneleri kurduk. Resimler yaptık ağaçların altında oluşan atölyede, müzikler dinlendik kuş sesleri ile birlikte. Her türlü sanata açıktı meydan. Oyunların her türü, dillerin her çeşidi, renklerin her karışımı özgürce vardı alanda. Özgürlüğe kapı idi oluşan durum. Her yerde destek bulması bundandı ve her yerelin bir Gezisi de zaten vardı…

Şaştı ülke bu duruma, şaştı Dünya. Anlamaya çalıştık hep birlikte. Ve anlayınca da her kentte yollar, meydanlar doldu ‘Geziciler!’ ile. Bazı televizyonların gözleri kapandı, görmezden geldiler. Bazıları uydurma haberler yaptılar, tarihin kara sayfalarına adlarını yazdırdılar! Bizim yayınımız vardı oysa Çapul Radyosu.

Ağacı korumayı aşmış, doğayı, kentleri, ülkeyi ve en önemlisi insanı koruma amaç olmuştu. Yeter denmişti bir kez daha. Toprağımızı, ağacımızı, suyumuzu, ormanımızı, kentlerimizi, parklarımızı ve en önemlisi de yaşamımızı emirlerle, KHK’lerle, genelgelerle ve de siyasal söylemlerle yönetmek isteyenlere yeter denmişti.

Toplumsal hayatta nadir görülen bir hareketti Gezi. Son zamanların en meşru ve insani direniş hareketiydi. Bir yapının, grubun, siyasetin etkili yönlendirmesi, sahiplenmesi, kışkırtması yoktu ve doğal bir ‘yeter’ çıkışıydı. On yıllardır baskı altında tutulmaya çalışılanların, başta gençler olmak üzere kadınların ve toplumun her kesiminin kızgınlığıydı. Mücadele pratiği bile olmayan ama pratiğe dökülünce herkesin talep ettiği inandırıcı bir halka oldu ve büyüdü, büyüdü.

İktidar önemsemedi, küçümsedi. Her zamanki gibi. Ama üç beş ağacın bile neler yaptığını anladığında yine şiddeti tercih etti. Gezi Parkı’ndaki bir kelebeğin sesinin ülkeye yayılabileceğini göremedi. Tencerelerle, tavalarla, düdüklerle, yollarla, sokaklarla çoğaldık her kentte. Her kentin meydanı Gezi oldu bir ay boyunca. Her kentin talepleri dillendirildi yerel ve genellerdeki iktidarlara. ‘Her yer Gezi her yer direniş’ sloganları inletti sokakları.

Yasaklanmış, okul kitaplıklarından çıkarılmış olsalar da halkın şairlerinden, romancılarından, tarihinden gelen direnç ile inat ile umut ile büyüyenler polisin sıktığı biber acısını bal eyledi. (Hasan Hüseyin Korkmazgil, Acıyı bal eyledik)

Tarihe beyaz sayfa olarak geçen Gezi iktidar tarafından her türlü yalanın, hayal ürünü senaryonun, saptırmanın, şiddetin en yükseklerde olduğu zaman dilimini bıraktı bize. Ve anlayamadı büyükler, anlamak istemedi ekâbirler, düşünemedi siyasi kadrolar.

Ve yıllar süren bu anlamamazlık durumunu iktidar yıllar sonra anladı! Tüm mahkemelerde beraat eden Gezi Davası sanıkları(!) için acil mahkeme heyeti kararını verdi; hapis. Çünkü seçime gidiliyor ve baskı daha da artmalı! Seçim yolunda ya yeni Gezi’ler olursa?

“AKP’nin 20 yıllık iktidar döneminde –ne askeri darbe tehdidi ne sandık mağlubiyeti- hiçbir şey Haziran direnişleri kadar korkutucu olmadı. 9 yıl geçtikten sonra Gezi Davası’ndan mahkûmiyet verilmesi, iktidarın talimatıyla hâlâ Gezi’yi karalamak için her türlü yola başvurulması, aynı yalanların en üst perdeden tekrarlanması bu korkudan.” (Güven Gürkan Öztan-Birgün Gazetesi- 31.05.2022)

Ceza verilenlerin söylemi tekti; “Biz bu bedeli şerefle öderiz." Biliyorlar ki örgütlü halk yenilmez. İktidarın 9 yıldır dokuz doğurması ve seçime giderken yine Gezi’yi cezalandırması bundandır.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Kanlar içinde ambulansı terk etti!
Aramızdan ayrılanlar
Mahalleye taş ocağı!
'Kendi doğalgazımızı kullanmaya başlayacağız'
‘Her yönü ile Enez’
Yılın ilk karı kısa sürdü!
Sütte gözler USK’de!
MHP'den esnaf ziyaretlerine devam
İlhan Koman için yarıştılar
Edirnespor cepten yiyor!
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke