ANASAYFA
15 Ağustos 2022 Pazartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Müşerref GİZERLER /
KAYBOLAN ZANAATLARDAN AYAKKABICILIK
TIKTIK ALİ VE OĞLU SABAHATTİN TIKTIK 3. BÖLÜM
Yayın Tarihi: 11 Haziran 2022 Cumartesi, 05:10
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Lozan Mübadelesi ile annesi Esma Hanım ile Yunanistan Serez'den Edirne'ye geliyor Ali Tıktık. Namı diğer Tıktık Ali.  . (Esma Hanım dönemin Bursa Valisi Sedat Tolga'nın yeğeni).  Ağaçpazarı mevkiine yerleşiyorlar. Serez'de sahtiyan terlik yapan ustanın yanında kalfalık yapan Ali Tıktık Mumcular Sokağı başında seyyar terlikçiliğe başlıyor. Nedir sahtiyan terlik nasıl yapılıyordu dediğimizde, boyalı cilalı renkli derilerden üstü püsküllü dikişli terliklerden söz ediyor. Dikilip çevrilen altı kösele terlik. Ayağın rahat ettiği bu terliklerin özellikle kırmızı deriden yapılanları tercih ediliyor. Terlik yapımı dışında ayakkabı tamiri de yapan baba Ali, bakır çivili pençeleri ile ayakkabının dayanıklılığını arttırıyor. 


Pençe; ayakkabı topuğunun altına ve ucuna ayakkabı çivileriyle çakılan hilal şeklinde ufacık bir metal) gibi yürürken dikkat çekici bir ses çıkartıp ayakkabı sahibine özel bir imaj (havalı)veriyor.
Deri ve köselelerin babasının zamanında da İstanbul'dan geldiğini belirten Sabahattin amca Macaristan'dan gelen çiğ derilerin İstanbul'da uzun süre (en az bir yıl gibi) su havuzlarında bekletilip kösele yapıldığını ve dayanıklılığının suda bekleme süresine bağlı olduğunu da ilave ediyor. 
Seyyar terlikçilik yaptığı sırada Alipaşa üst kapısındaki ilave dükkânlardan biri aileye, anne adına devlet tarafından verilince ayakkabıcılığa bu dükkânda devam ediliyor. Bu arada evlenip iki evlat sahibi olan Ali Usta'nın büyük oğlu Sabahattin'de babasının yanında başlıyor ayakkabıcılık mesleğine. Küçük oğlu Yusuf Milli Eğitim'de şoförlük mesleği ile devam ediyor hayata. 


Alipaşa'daki Vakıf dükkânını annenin satması nedeni ile tekrar Ağaçpazarı mevkiine dönüyorlar. Uzun yıllar babasının yanında olan Sabahattin Tıktık bu süreçler içinde bütün ayakkabı ustalarının yanlarında da bulunup çalışarak mesleğin inceliğini öğreniyor. Babanın hayata veda etmesi ile babadan devraldığı ayakkabıcılık zanaatını uzun yıllar sürdürüyor. 
Ayakkabı yapımının aşamalarını sorduğumuzda;  usta önce mukavva üzerinde profil çıkarıyor diye başlıyor. Sonra ölçülere göre ayakkabının üst kısmını oluşturan ve saya denilen parçaları kesiyor. Saya ustaları bu parçaları birleştiriyor (çok eski tarihlerde el ile yapılan dikiş saya makineleri ile yapılıyor). Dönemin sayacılarını da sıralıyor. Murat Hayhay, Apo Mehmet, Sayacı İbrahim ve Ali Ağa ve sayayı kendi diken ayakkabı ustası Selanikli Moiz Efendi.


Deriler dikildikten sonra burun kısmına “bombe”, top kısmına “fort” yerleştiriliyor. Fort ve bombe ayakkabının kalıptan çıktıktan sonra dik durmasını sağlıyor.
Sayacıdan çıkan kısım tahta kalıba çekiliyor. Kalıpçı Raşit Ustanın çocuğu da iyi kalıba alanlardan. 
Kalıptan sonra köseleden kesilen alt taban ve ökçelerin birleştirilmesi var.  Genelde taban adı verilen alt parça ile saya denen üst parça dikilerek, yapıştırılarak, çivileyerek ya da bunlardan bir kaçı birden uygulanarak yapılan birleştirme aşaması. Dikişli işleme dikişli vardola, çivili olana da çivili vardoladan söz ediyor(saya ile taban kenarı arasına konan kösele şerit). Taban kısmında burun ile topuk arasındaki orta kısma meşin (ıhlamur kabuğu, kösele) dolgusu yapılıyor bunun adı da Firdevs. 
Yapıştırma malzemesi olarak o dönemlerde kullanılan madde çiriş. Çiriş otunun dövülerek su ile karıştırılmasından elde edilen yapışkan bir madde. 


Çivileme yöntemi için ağaç çivi ve demir çivi kullanıldığını söyleyen Sabahattin usta amcanı (Hamdi Gizerler)'ı ağzına inci gibi dizdiği tahta çiviler ile hatırlıyorum diyor.
Sahtiyan deri yüz yüze kapatılıp taban kısmına gaz dökülerek birleştirildiği bilgisini de alıyoruz bu arada. 
Babasından başka çalıştığı ve meslek inceliklerini öğrendiği Edirne'li ayakkabı ustalarını sorduğumuzda gözleri parlıyor ve delikanlılık günlerine dönüyor adeta.
Kimler yok ki
Binlerce yıldır babadan oğula, ustadan çırağa geçen kültürümüzde en eski zanaatlardan ayakkabıcılığın Edirne'de iz bırakan ustaları; 
Mustafa Öniz (oğulları Erman ve Erol ), Mehmet Salıcı, Kuru Ahmet, Niyazi İyikes, Palabıyıklı Bulgar Ayakkabıcı (ismi hatırlanamadı), Sarı İsmail (Şıdım) ve oğlu Mahmut, Osman Usta, Recep Çavuş ve oğlu Özer, Şerif Ağa, Kadri-Hamdi Gizerler kardeşler,  İsmail Çoğ, Mercan terlikçi Mustafa Tunagür (Kürt Mustafa), Modern Ayakkabıcı Ahmet Gökay ve zennenin profesörü hayatta olan Hidayet Abacıoğlu…..
Kaybettiklerimiz huzurla uyusunlar.
Hidayet Abacıoğlu ve Sabahattin Tıktık'a sağlıklı ömürler diliyorum.

Kaynaklar: 
-Prof.Önder Küçükerman, Geleneksel Türk Dericilik Sanayisinden Sanayi Devrimi'ne Geçişin Boğaziçi'ndeki Temsilcisi Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası. Kitap 2020
-Deniz Leblebici, Ayakkabı Sanayii ve Tasarım Sorunu Yüksek Lisans Tezi. İTÜ.Fen Bilimleri. 2004
- https://www.beykozkundura.com
- https://saltonline.org
- https://beykozaktuel.com.tr/kunduranin-hafizasi-beykoz-kundurada/
 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Bakım ve onarım işleri yaptırılacak
Kırtasiye malzemesi alınacak
Bakım ve onarım işleri yaptırılacak
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke