ANASAYFA
15 Ağustos 2022 Pazartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Fatih ALTUN / BAKIŞ AÇISI
ŞU GÖÇMEN/SIĞINMACI MESELESİ!
Yayın Tarihi: 21 Haziran 2022 Salı, 05:25
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Osmanlı’nın son yüz yılı tam bir göç ve dram dönemidir. Göç meselesi, bir imparatorluk bakiyesi olan Türkiye’de, Osmanlı’dan sonra da hep devam etti.

Bu göç mirası dışında, coğrafi olarak Asya’yı ve Avrupa’yı bağlamanın yanında, İslam ve Hıristiyan medeniyetleri arasında köprü olan ülkemiz, başkaca göç/sığınma olaylarına da maruz kalmaktadır.

1989’da Bulgaristan’daki baskı ve zulümden kaçan 400.000’e yakın Türk, ülkemize göç etmek zorunda kalmıştı. O dönemde her akşam televizyonda, Edirne’ye yeni giriş yapmış Türklerin görüntülerini izler, yaşadıkları zulmü büyük bir üzüntüyle dinlerdik.

Elbette ki Türkiye, zulümden kaçan soydaşlarına bağrını açmakta tereddüt etmedi ve bu durum Milletimizin üzüntüsünü biraz olsun giderdi.  

Ancak o dönemde genç bir siyasetçi olan Tayyip Erdoğan ise şöyle diyordu:Gelin, diyorsun ama bak Ahmet, Mehmet asgari ücrete talim. Ülke insanı aç. Kadınını satıyor, kızını satıyor, çalıştırıyor. Sen buna çözüm bulamamışken, gelin, diyorsun. Bunları nereye yerleştireceksin?

1991’de ise 1. Körfez Savaşı sonrası, Irak’taki Saddam zulmünden kaçan yaklaşık 300 bin Kürt, Türkiye sınırına yığıldı. Türkiye, Hakkâri ve Şırnak’ın sınır bölgelerinde bu sığınmacılar için önlemler aldı ve onlara önemli yardımlarda bulundu. 

Bu örneklerdeki gibi dini ve etnik sebeplerle yaşanan göç/sığınma meseleleri dışında ülkemizde son yirmi yıldır gittikçe artan başka türlü bir göç sorunu yaşanmakta.

Fakir üçüncü dünya ülkelerinden, zengin Avrupa’ya göç etmeye çalışanların, ülkemizi transit ülke olarak kullanmaları ve Avrupa’ya geçiş fırsatı bulamayanların ülkemizde kalmaları!

Böylece son yıllarda, çoğunluğu Afgan olmak üzere diğer Asya ülkeleri ve Afrika’dan gelen milyonlarca yabancı Türkiye’de yaşamaya başladı.

Bir de, durumları daha farklı olan ve sayıları da, resmi rakamlara göre dört milyona yakın Suriyeliler var ki, meselenin en önemli bölümünü bunlar oluşturuyor

Türkiye’de toplam sekiz milyon yabancı olduğu ifade ediliyor. Nüfusun %10’unu bulan yabancılar; ‘kültürel uyum ve bazı bölgelerde yoğunlaşarak demografik yapıyı bozma’ gibi sorunların dışında ‘ülkenin içende bulunduğu ekonomik sıkıntılar ve özellikle işsizlik’ meselelerinde büyük çıkmaza sebep olmaya başladı.

Tarih boyunca pek çok göç/sığınmaya, neredeyse sorunsuz ev sahipliği yapan Türkiye, maalesef şimdi artık baş edemeyeceği büyüklükte bir sorunla karşı karşıya! Artık ivedilikle bir çözüm bulunması şart! Ve bu çözüm, hem hukuki hem de insani olmalı.

Hukuka göre;

- Irk, din, sosyal konum, siyasal düşünce ya da ulusal kimliği nedeniyle kendisini baskı altında hissederek ülkesini terk edenler”, mülteci,

- “Maddi ve sosyal durumlarını iyileştirmek veya gelecekten beklentilerini artırmak için başka bir ülkeye göç edenler” göçmen olarak tanımlanıyor. Ülkeye yasadışı giriş yapan veya yasadışı kalanlara da düzensiz göçmen deniyor.

Ülkemizdeki yabancılardan, Suriyeliler dışında kalanların hemen tamamı düzensiz göçmen durumundalar.

Zira ülkesinde hayati tehlike yaşayan birisinin yapacağı şey, en yakın komşu ülkeye sığınmaktır. Ama ülkemizle sınırı olmayan pek çok ülke vatandaşı buraya kadar gelmiş ve Türkiye’de de kalmak istemiyor, Avrupa’ya geçmek için fırsat kolluyor.

Ve şurası da bir gerçek ki, belirli bir miktarda parası olmayanların Türkiye’ye ulaşması ve Türkiye’de de en azından bir iş buluncaya kadar hayatını idame ettirmesi mümkün değildir. Yani gelenler, aslında o ülkenin garibanları değil, tersine belirli seviyede zenginliği olup, daha fazla refah isteyenlerdir.

Evet, bu durum Suriyeliler için tamamen aynı değil!

Suriyelilerin çoğunluğu ilk başta sığınmacı konumundaydılar. Ancak, bunların büyük kısmının bayramlar ve sair zamanlarda kendi ülkelerine gidip geri geldikleri düşünüldüğünde, bu kapsama girenlerin de artık sığınmacı değil, düzensiz göçmen olarak kabulü gerekir.

Sırf daha iyi hayat sürdürme amacıyla ülkesini terk edenlerle, zorunlu olarak gelip artık ülkelerindeki koşulları düzelenlerin, Türkiye’de kalmalarının hukuki bir gerekçesinin kalmadığını düşünüyorum.

Bu durumda geriye, bu kişilerin insani şartlar içerisinde Ülkemizden ayrılmasını sağlamak kalıyor.

1989’da Bulgar zulmünden kaçıp ülkemize sığınan soydaşlarımız ülke nüfusunun % 1’nin altındaydı. Bugün ise yabancılar, nüfusumuzun % 10’una yaklaştı. O dönem soydaşlarımızın gelişine ekonomik gerekçelerle karşı çıkan Erdoğan, şimdi meseleye; “ekonomimizin içinde bulunduğu krize rağmen”, “muhacir – ensar” gibi dini kavramlar üzerinden yaklaşıyor!

Eğer meseleye ivedilikle; aklın rehberliğinde, hukuki ve insani bir çözüm bulunmazsa, sorun gelecekte çok daha ileri boyutlara ulaşacak gibi!

 

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Bakım ve onarım işleri yaptırılacak
Kırtasiye malzemesi alınacak
Bakım ve onarım işleri yaptırılacak
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke