ANASAYFA
01 Şubat 2023 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ziya GÖKERKÜÇÜK / SOLDUYU
YOLSUZLUĞUN TARİHİ
Yayın Tarihi: 21 Temmuz 2022 Perşembe, 05:21
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Her toplumumda tarihi her yönüyle bilmek, gelecek güzel günlere dair dersler çıkarmakla mümkündür. Bu nedenle topraklarımızda bize ait olan tarihin yolsuzluk ve rüşvet geçmişini de bilmeliyiz.  
Şafak Altun tarafından 2004 yılında basılmış olan ve sanırım okunmadığından(!) yeni baskıları yapılamayan “Rüşvetten Özelleştirmeye Yolsuzluğun 100 Yıllık Tarihi” kitabını yeniden okuyorum bu günlerde. Tam 108 kaynaktan yararlanmış Sayın Altun.
Tarihin derinliklerinde gerçeği görebilmek için yüzyılların belgelerini inceleyen, araştıran insanları okumak, tartışmak ve yorumlamak gerekmektedir. Bazı örneklerle yetinelim bu gün.
Osmanlı İmparatorluğu'nun temelleri atılırken, kuruluş dönemi sürecinde saygıyla anılan Orhan Bey zamanında Bursa Kadısı Çandarlı Kara Halil Paşa'nın askeri örgütlenmenin ilk adımı sayılan 'yaya' sınıfını kurduğunda rüşvet aldığı söylenmektedir.
Selanikli Hasan Bey Cezayir'e tayin olabilmek için 1577'de zamanın sadrazamına 50.000 duka altın vermiştir.
Osmanlı Kanuni Sultan Süleyman döneminde en ihtişamlı günlerini yaşıyordu. Fakat bu dönem kirlenmenin en yoğun olduğu ve sonrasında yozlaşmanın, yıkılışa giden adımların da temelinin atıldığı dönemdir. Kanuni; damadı Rüstem Paşa ile eşi Hürrem Sultan'ın entrikaları ile yanıltılmıştı. En uzun iktidarda kalan Sadrazam Rüstem Paşa (15 yıl) rüşvetçi yöneticilerin en önemli temsilcisidir. Bu servetin padişahlar dışında Osmanlı tarihinin en büyük serveti olduğu söylenmektedir.
III. Murat Osmanlı'da rüşvet alan ilk padişah olarak araştırmacıların kayıtlarına girmiştir. İsfendiyaroğlu Şemsi Paşa 'İsfendiyaroğullarının ocağını söndüren Osmanoğulları'ndan atalarının intikamını almak amacıyla' fazlasıyla paragöz olan padişahın bu zaafından yararlanarak kendisine 40 bin altınlık rüşveti kabul ettirmiştir.
Avrupa'da yaşayan bazı jön Türkler'in gazete çıkararak blöf yaptıkları ve bulundukları ülkenin Osmanlı temsilcisinden yüklü para aldıkları bilinir. Bu tür gazetecilik de her zaman olmuştur. Bu gün de bu yolu izleyen birçok basın-yayın kurumu yok mu?
Yüzyıllarca süren bu kirli düzen sonucunda ve diğer etkileri de düşündüğümüzde İmparatorluk gerilemiş ve 1878 Berlin Kongresi'nde bir komisyon kurulması kararı verilmiştir. 1881 yılında da Muharrem Kararnamesi ile de Osmanlı İmparatorluğu'nun iflası belgeye bağlanmış, 'Düyun-i Umumiye' adlı çok uluslu iflas masası ile devlet gelirlerine el konulmuştur. Sonuçta demiryolu, liman, havagazı, elektrik, su, telefon hizmetleri de yabancılara devredilmiştir.
Osmanlı dönemi kapanırken cumhuriyet kadrolarının da içinde aynı yolu izleyen birçok örnek sayabiliriz.
Bu örneklerin sadece bizim tarihimizden alınmış olması diğer toplumlarda bu tür yolsuzlukların olmadığı anlamına gelmez. Her toplumda kirli işler vardır. Devleti yönetenler bununla mücadele etmelidirler. Ancak kendileri bu çarkın içinde ise önlemleri anlamsızdır. Ki gücü elinde bulunduran ve bu gücü yitirmemek için her türlü yola başvuran tiranlar ve çevresini yok etmek sadece ve sadece yurttaşın bağımsız adalet ve laiklik ilkesini savunmak ile olur.
Hangi adla anılırsa anılsın gücü elinde bulunduranın eksikliği, izni, yetersizliği veya görmezden gelmesi, kirlilikten beslenmesi gibi nedenlerle her iktidar sahibi denetlenmediğinde bir tür tiran oluverir.
Tiranların zamanında kahraman olmaları onların her daim kahraman olmaları anlamına gelmez. Hukuk ve laiklik devlet yönetiminde hâkim olduğunda ve araştırmalar yapıldığı zaman ne kadar çıplak oldukları da anlaşılır. Düne dair bilgilere sahip olduğumuzda ve ders aldığımızda bu gün gücü elinde bulunduranların da yarın nasıl anımsanacaklarını göreceğiz. Bu nedenle güçlülere değil bağımsız hukuka, araştıran bilim insanlarına güvenmek daha anlamlıdır.
Tiranların devamını toplumun sessizliği sağlamaktadır. Osmanlı örneği bizim tarihimiz ise bu gün dersler çıkarmış mıyız yoksa benzerlerini mi yaşamaktayız? Dünün Düyun-i Umumiye durumuna doğru gittiğimiz dillendirilmektedir ki sebepleri de ne kadar benzer değil mi?
Sadece ülkede olmaz tiranlar, yerelimizde, mahallemizde, örgütlerimizde de alt örnekleri vardır ki bu kültürel bir durumdur. Üst idarelerin arzularını alttaki kadrolar destekleyerek sistemin devamı sağlanır.
O nedenle de tiranların tarihini bilmek ve yeni tiranları dünyadan yok etmek için bilgi sahibi olup, yurttaşlık hakkı temelinde örgütlü mücadele etmek gerekir.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Kanlar içinde ambulansı terk etti!
Aramızdan ayrılanlar
Mahalleye taş ocağı!
'Kendi doğalgazımızı kullanmaya başlayacağız'
‘Her yönü ile Enez’
Yılın ilk karı kısa sürdü!
Sütte gözler USK’de!
MHP'den esnaf ziyaretlerine devam
İlhan Koman için yarıştılar
Edirnespor cepten yiyor!
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke