ANASAYFA
01 Şubat 2023 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ziya GÖKERKÜÇÜK / SOLDUYU
ARDA, MERİÇ, TUNCA
Yayın Tarihi: 10 Kasım 2022 Perşembe, 05:37
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Sanayi tesislerine değil türkülere konudur 'üç nehir bir şehir'. Ömrünü Edirne'ye adamış Beyazıd Sansı 1998'de yazdığı Edirne Türküsü adlı şiirinde; “Arda, Tunca, Meriç üç güzel kardeş / Var mıdır dünyada sizden güzel eş?” diye sorar. Evet, üç nehri olan kaç kent vardır?
Edirne'yi çok seven bir aile dostumuz çocuklarına Arda ve Meriç adını koydu. Üçüncü olsa ona da Tunca adını düşünüyorlardı ama çocuk büyütmenin zorluğunu bildiklerinden niyetlenmediler. Çocuklarını üç nehrin türküleriyle büyüttüler, hepimiz gibi. Üç nehrin kıyılarında anılar biriktirdiler çocuklarına.
Bir Sayın yetkili; “Bazen şu cümleyi çok duyuyoruz; 'Bizim hatıralarımız var'. Muhakkak bizim hatıralarımız var ama gelecek nesillerin de hatıralarının olması lazım. Onların da kendilerine göre gelecekleri olmalı ve hatıralar biriktirmeleri lazım” demiş. (AA 19.10.2022)
İyi de bizlerin anıları ile çocuklarımızın anıları birbirinden koparılırsa nasıl toplum olacağız? Elbette endüstriyel, kültürel, yaşamsal değişiklikler olacak, hayat yenilenecek. Ama bu kepçelerle, dozerlerle, doğadaki canlı-cansız habitatı yıkarak olmamalıdır. İletişim çağındayız ve hepimiz örneklerini görüyoruz; doğayı ve tarihi yıkarak değil koruyarak teknoloji ile bütünleştiriyorlar.
Üç nehir bir şehir projesi kapsamında elektrik üretim tesisi, beton üretim tesisi ve Söğütlük Millet Bahçesi projeleri çocuklarımızın yeni anılarında'üç ucube bir şehir' adı ile anılacak! Çünkü her üç projenin de geleceği yok.
Hazır kum çıkarılıyor, Lalapaşa taraflarından da malzeme getirir beton üretiriz kolaycılığı ile hukuki süreçler tamamlanmadan beton ve kilit taşı üretim tesisi yapıldı. Bilimsel, doğal, hukuksal hiçbir veriye uyulmadı. Mahkeme durdurdu. Umarız bu karar bir şekilde değişmez.
Su akar biz bakarız tekerlemesi ile üzülenler düz akan nehirde burgularla elektrik üretmeyi düşündü. Bilim, hukuk, doğa, toplum bilcümle gerekli olan hiçbir hazırlık yok. Birisinin aklına geldi ve elindeki yetkiyle işe başlandı. Bir bilim insanı nihayetinde teknik, hukuk ve ekonomiyi öne çıkararak “dur” dedi, “kral çıplak” dedi ve meydan okudu.
5 Kasım günlü Hudut Gazetesi'nde “Meriç'te Neler Oluyor?” diye sordu; çocukluğu üç nehir arasında,taşkın alanı içinde geçmiş birisi.  Bu sularda yıllarca yüzmüş, kişi ve aile olarak son 100 yıl içinde bu üç nehrin sebebiyet verdiği feyezanları (taşkınları) yaşamış. Evlerini yıkan bir selin içinden çocuklarını başları üzerinde taşıyarak/kaçırarak kurtaran bir ailenin ferdi. Mühendisliğinin ilk 21 yılını DSİ 11. Bölge Müdürlüğü'nde bu bölge ve Trakya'mızdaki baraj, gölet, sulama, taşkın koruma vs. faaliyetlerden görevli ve sorumlu çalışmış eski bir devlet memuru. Özellikle, Meriç, Arda ve Tunca nehirleri taşkın alanını avucunun içi gibi bilen bir Edirneli. DSİ'de çalışırken 'Karaağaç Üçgeni' denilen bu alan içinde bir kazma bile vurmak için Genelkurmay'dan izin veya görüş almış bir sorumlu. Bölgede yerleşik askeri birliğin manevralar yaparken Meriç Nehri'ne düşen bir anfibik piyade taşıyıcısını (Kariyer) ve sekiz şehit askerimizi nehirden çıkarmış çok acı anıları olan bir kişi. Dünya'daki iklim değişikliğinin etkilerini gördükçe Balkanlar'a yağabilecek çok şiddetli yağışlarla bu havzada olabilecek menfi etkilerini düşünebilen bir uzman olarak yazmış görüşünü.
Üç Nehir Bir Şehir projesinin savunucuları; buyurun yanıt verin. Çocukluğun geçtiği yer önemlidir. Anılar vardır bizi geçmişten geleceğe taşıyan. Öyle “hadi bu anıları silelim, çocuklarımız yeni anılar üretsin” demekle olmuyor. Sayın 'Sabahattin Yaz' beyin sorularına yanıt verilmeli kamuoyu önünde. 
Üç nehre üç hukuksuz işlem ile anılacak bu devrin yöneticileri. Beton ve elektrik üretim tesisleri ile birlikte sıra Söğütlük'e geldi. Meriç kanal oldu önce sonra selleri önleyeceğiz diye fore kazık ile alttan, Edirne Kanalı ile üstten taşkın alanına su geçişi önlendi ve son hamle Söğütlük Millet Bahçesi!
Pazar günü Söğütlük Doğal Kalsın Platformu,bakımsızlıktan dolayı Millet Bahçesi yapılacak yerde, kamu görevlilerinin işini yaparak alanı temizledi. Edirne Kent Konseyi de Söğütlük Ormanı'nı konuştu. İktidar ve resmi yetkililer nakit konuşulmayan yerlere uğramazken; bilimi, hukuku, doğayı ve kenti kılavuz edinenler özverileri ile etkinlikler yaptılar. Söğütlük Ormanı'nın neden Millet Bahçesi olmaması gerektiğini anlattılar. Bilgiler inandırıcı, ikna edici. Keşke karar vericiler de bu tür yerlere katılsa da farklı düşünceleri öğrense.
Dinlerken notlarıma şunları yazmışım: Söğütlük taşkın alanıdır ve aynı zamanda taşkınlar ile yaşamını asırlardır sürdüren bir taşkın ormanıdır. Meriç Nehri'nden gelen taşkınlar ve alttan çekilen sular ile varlığını sürdüren bu orman türlerinden ülkemizde örnek yoktur. Söğütlük Ormanı'na üstten gelecek taşkınları ve alttan sızacak suları fore kazıklarla engellediğinizde ormandaki ağaçların kökleri suya erişemez ve üstten başlayarak kurumaya başlarlar. Aynı zamanda kumsalda olan kökleri taşkınlardan beslenen alüvyonları bulamayınca dik durmakta zorlanır ve yıkılma riski taşır. 
Bu yıl içinde yapılan bir değişiklik ile Orman Parkları oluşturuldu. Eski mesire alanları Millet Ormanı olabiliyor. Edirne Söğütlük Millet Bahçesi evraklarında da bu alan; “Edirne Millet Ormanı Konaklamasız Orman Kampı” adı ile tanımlanmış. Bu şekilde ormanlarda bu tür yerlerin önü açılmış oluyor. Yani yapılaşmaya açılamayan mesire alanları mevzuat ile yapılaşmaya açılabilen orman kampı oldu. İşin ilginç yanı parklar orman sayılmıyor.
Bu alanda 233 bitki türü var ve projeye göre Millet Bahçesi'ne iki binden fazla bitki dikilecek. Kıbrıs akasyası gibi yöre habitatına uymayan bitkiler var. 16 bin çalı ekileceği belirtilmiş. Bir yıllık otsu bitkiler var bitki listesinde. 52 bin metre karelik çim ve 118 bin metre karelik rulo çim olacağı yazılmış. Çim güneş görmek zorundadır ki bu durumda Millet Bahçesinin yarısı ağaçsız olmak zorunda. Ayrıca süs bitkilerinin birçoğu ithal edilecektir ki geçmişte örnekleri var, kendi habitatlarında uyumlu olan bu bitkiler buralarda hastalık üretebiliyorlar.
Kızlarına Meriç ve Arda ismini veren aile dostumuz Kırklareli'nde yaşıyor ama her gün arıyor “N'olur Meriç'i kurtarın” diyor.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Kanlar içinde ambulansı terk etti!
Aramızdan ayrılanlar
Mahalleye taş ocağı!
'Kendi doğalgazımızı kullanmaya başlayacağız'
‘Her yönü ile Enez’
Yılın ilk karı kısa sürdü!
Sütte gözler USK’de!
MHP'den esnaf ziyaretlerine devam
İlhan Koman için yarıştılar
Edirnespor cepten yiyor!
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke