ANASAYFA
02 Haziran 2020 Salı
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Eldivenli Kız / ELDİVENLİ KIZ
Sevgi mi, güven mi?
Yayın Tarihi: 18 Mayıs 2012 Cuma, 15:10
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

 

Bana çok cazip gelse de, kendimi son günlerin flaş tartışması, 'sevgi mi önemli, güven mi?' ikileminden uzun süre uzak tutmaya çalıştım. Ama buraya kadarmış... Bir arkadaş toplantısında dönüp dolaşıp, ortaokul münazarası gibi bu konu yine gündeme gelince, ben de yazmaktan daha fazla kaçınamadım.

Önceki gün yaygın gazetelerin çoğunda, bu konu birinci sayfadan -adeta- tartışmaya açılmıştı. Oyuncular, sanatçılar, toplumun popüler kesiminden bazı isimler, konuya ilişkin görüşlerini aktarmış ve normal sıradan insanları da bir anlamda provoke etmişlerdi.

Haliyle sabah kahvesinde biraraya gelen, -aylak demiyeyim ama- işlerini yenmiş kadınlar için de bundan güzel malzeme olamazdı doğrusu. Hep dünya ve devlet işlerini konuşacak değiller ya, konu dönüp dolaşıp 'Al Yazmalım' ve 'Bir Çocuk Sevdim' isimli dizilerde de işlenen, güven ve sevgi ikilemine gelip düğümleniverdi.

Aslında ve bana göre de, güvenin olmadığı bir yerde sevgi olamazdı, ama arkadaşlarım öyle örnekler verdiler ki, sesimi çıkaramadım. O zaman şöyle düzelttim. 'Güvensizlik sevgiyi bitirir...!' “Buna tamam!” dediler ve sonuçta anlaştık.

Normalde baktığınızda, bu çok saçma bir tartışma gibi görünüyor. Ama duygularımızın gizli kıvrımları ve karanlık labirentlerinde neler dönüp dolaştığını, bazen biz bile çok sonradan farkediyoruz. Bunu farketmemiz için, çok somut olayların yaşanması gerekiyor. Zaten sözünü ettiğimiz, televizyonların bu iki -iyi izlenen- dizisinde de bu duygular çok net, çok somut olaylar sonucunda ortaya çıkıyor.

Dizinin birinde genç kadının bebeği kaçırılıyor, diğerinde de biyolojik baba, yasal babanın elinden çocuğunu almak istiyor. Her iki dizide de iki erkek tarafından paylaşılamayan kadınlar, kendi iç dünyalarında bir seçim yapmakla karşı karşıya kalıyor. “Sevgi mi, güven mi...?”

Bu dizilerden birinin uyarlandığı eserde; sevgi, aslında şöyle tanımlanıyor... “Sevgi emektir!”

Sevgi, gerçekten, sevilen için verdiğiniz emektir... Bu ister ana baba, akraba sevgisi, ister karşı cinse yönelik olsun. Yaşamın her alanında birilerinin yanında ve destekçisi olmak sadece emek değil büyük bir özveridir de. Bireyin kişiliğinin gelişmesi, eğitimi ve ayaklarının üzerinde duran biri olması, kendi seçimlerini doğru yapabilmesi arkasında sevginin gücünü hissetmesi ile çok daha kolay olacaktır. Ama sevilen, genelde bu emeğin farkında bile değildir. Onun farkında olması için de, duygu dünyasının gizli ve karanlık labirentlerinde bir hayli yolculuk yapması gerekecektir.

Yine de, bu yolculuğu; yanında mutluluğu paylaştığı birileri varsa asla yapamaz, ayrıca buna ihtiyaç bile duymaz. Ama ya mutsuz ve yalnızsa; yanında dostu, seveni yoksa...? İşte o zaman anlar ki, sevgi gerçekten emektir, sevgi asla karşılık beklemez ve sevgi baştan sona güvenin ta kendisidir.

... Sabah kahvesinde daldan dala, her konuya girip çıktığımız arkadaşlarım, bu konuya ilişkin kendi yaşamlarından da çok sayıda örnekler vererek, bu münazara(!) konusunda haklı çıkmaya çalıştılar. Bir çoğunun geçmişte yaşadığı sevgisizlikleri, sevgi adına verdikleri emek ve özveriyi de iyi biliyorum.

Genelde sabah kahveleri bir terapi havasında geçer ve her birimiz yaşadığımız maddi manevi tüm sıkıntıları, o, çevresinde toplanıp kahve içtiğimiz masanın üzerine, gizlisi saklısı olmadan açarız. Sanki o, kahve masası değil de anatomi masasıdır...

Sıkıntılar, sorunlar bu masaya yayılır, benzer örneklerden yola çıkılarak herkes fikrini söyler, yaralarımızın üzerine basmadan, pansuman yapmaya çalışılır, bazılarımız terapist edasıyla, zaman zaman -Pollyanna'cılık olsa da- pembe yalanlar söyler, o kahve masasından en sıkıntılı olanlarımız bile rahatlamış ve hafiflemiş olarak kalkarız.

Sabah kahvelerimiz, aslında topluca bir iyileştirme seansıdır. Yani, her gün bir başka komşuda biraraya gelip kahve içmek, aslında sanıldığı gibi içi boş ve gereksiz bir şey değildir...

İçinde güven olmayan sevgilerimiz, ya da sevgiden nasibini alamayan güvendiklerimiz, bizi yarı yolda bırakanlar, vicdan yapıp geri dönenler, sevgi için verilen emeğin çok geç farkına varıp pişmanlıklar içinde kıvrananlar, hepsi ama hepsi kahve içtiğimiz masalarda adeta bizi izler.

Elbette içinde güven olmayan sevgilerden tanrı hepimizi korusun. Ama seven için sevgi adına verdiği emek, karşılığını bulamasa da hiç bir zaman boşa gitmiş sayılmaz. Sevgi ruhu besler, güven de öyle...

Asıl; sevgi, emek ve güvenin kıymetini bilmeyenler için üzülmek gerekir ki, onların yalnızlık ve pişmanlıkları çok daha derin ve geri dönüşsüzdür...

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE